derdi dünya olanın dünya kadar derdi olur
Hayatla ilgili konularda konuşurken, yaşam tarzı olarak "ben bir spiritüelim" dediğim zaman, genelde "Allah'a inanmıyor musun" şeklinde dini inancımı sorgulayan sorularla karşılaşıyorum. Kendimce bilgime ve kişisel deneyimlerime ait örnekleride katarak anlatıyorum, spiritüel olmanın ne demek olduğunu. Çoğu dostla hemfikir olsakda sonunda, dirençli vakalarda çıkmıyor değil bu konuda.
Spiritüel kelimesi ingilizce ruh anlamına gelen spirit kelimesinden türemiş. Ancak, spiritüel'in açılımını "ruhçuluk" olarak yapmak bana göre oldukça sığ bir yaklaşımdır, eksiktir ayrıca. Hatta spiritüel kelimesini kullanmamak için maneviyat, tinsellik, ruhsallık gibi sözcükleri kullananlarda var. Ben bu kelimelerin "spiritüalite" sözcüğünün anlatmakta olduğu içeriği tam anlamı ile karşılamadığına inandığım için orjinalini kullanmayı tercih ediyorum. Spiritüalitenin kapsadığı alan ruhla ilgili olmanın yanı sıra (herhangi bir inanç sisteminden bağımsız olarak) özellikle bilinç hali ile ilgilidir.
Spiritüalite denildiğinde anlaşılması gereken değişimle gelen kişisel gelişimdir ve insanın iyi bir insan olması yönünde iç ve dış yolculuğudur. Spiritüalitenin konusu, kişiyi geliştiren yaratılıştan olan spiritüel kaynakların farkına varılması, tekrar keşfedilmesi ve kullanılmasıdır. Spiritüalite gündelik hayat içindir ve kişilerin gündelik hayatlarını daha anlamlı bir şekilde yaşamalarını sağlar.
Spiritüalite sözcüğü kişinin bireysel yaşantısının gerçekliğine aktarabileceği ve yaşatabileceği evrensel prensipleri algılatır. Spiritüalite, özellikle, hiç bir kültür ve sınırla kısıtlı olmayan, herkes tarafından anlaşılabilen ve her yerde ve her zaman deneyimlenebilen bir bilinç halidir.
Spiritüalite "yaşamayı bilmektir!" Bunu bilmek mutluluğu getirir. Gerçek spiritüalite bir tapınma sistemi ve bir ritüeller dizisi değil, önce kendimize sonra başkalarına yönelik olumlu bir bakış açısıdır ki, bu da hayatı bir uğraştan ziyade bir zevk haline getirir. Mutluluğu elde etmenin bir yolu olarak, kişisel değerlerimizi ve davranışlarımızı incelemeden, yalnız kendi dışımızda olanlarla ilgilenmek ve en iyisinin sadece "ümidi içinde olma halinin" insan bilincinin en büyük hastalığı olduğunu düşünüyorum. Sadece en iyiyi ümit etmekle mutluluk bulunmaz. İyilik halini yaratmak bizim sorumluluğumuzdadır. Dış etkenler katkıda bulunabilir, yol(ilham) gösterebilir fakat sonuçta hayat biz onunla ne yaparsak odur!
Derinliklerimizdeki benliğimizin keşfi, bize anlayış yetisini getirir. Bu anlayışla da biz -varsa- buhranlarımızdan arınır, yaşamak istediğimiz hayatı yaratabiliriz.
Bana göre hayat, sadece yaşamı sürdürmek ve bir takım engelleri aşmaktan öte olmalıdır. Sevgi, neşe ve coşkuyu deneyimlemektir, gelişerek değişmektir, paylaşmaktır, yeni ufuklar açmaktır yada açılanı farkedebilmektir hayatta olmak. Yunus Emre'nin "derdi dünya olanın, dünya kadar derdi olur" sözünü her daim akılda tutmaktır.
İşte bende mümkün olduğunca spiritüel bir yaşam tarzıyla hayata devam etmeyi seçenlerdenim. Zihnimde Osho, yüreğimde Mevlana C.Rumi' nin o muazzam öğretileri var. Bu şekilde belki yaşamın sırrını çözemeyebilirim ama keyfini çıkartmaya devam edeceğim muhakkak hatta hayatta yaşanması muhtemel tüm iniş çıkışlara rağmen.
Charlie Haden & Pat Metheny' nin videodaki bu parçasını çok seviyorum.
ismi Spiritual. Bana sessizliği ve huzuru çağrıştırıyor.
Usul usul ilerleyen yumuşacık melodisi var. Spiritüel yaşam gibi.
Sevgiyle, sonsuz aşk'la kalalım hepimiz.
yaşamaya değil de hayatta kalmaya mı koşullandık biz?
iletişim, katkı ve yorumlarınız için
e-mail: hulya@hulyakonar.com










