Vanity, definitely my favorite sin !

John Milton:
"Vanity, definitely my favorite sin."
"Kibir, kesinlikle en sevdiğim günahtır."

Bir önceki yazımda geçen ŞEYTANIN AVUKATI isimli
filmin konusundan bahsetmek istiyorum...

Yönetmen Taylor Hackford, 1997’de yaptığı “The Devil’s Advocate-Şeytanın Avukatı” filminde insan doğasını ve Amerikan değer yargılarını irdeliyor.

Başrolleri Keanu Reeves (Kevin Lomax), Al Pacino (John Milton),
Charlize Theron (Mary Ann Lomax) paylaşmış.

Florida’da yaşayan Kevin Lomax babasız büyümüş genç ve hırslı
bir savunma avukatıdır.
Müvekkillerinin suçları ne kadar ağır olursa olsun
aklı ve karizması sayesinde jürileri etkileyerek,
suçluları beraat ettirir.

Film, öğrencisine tacizde bulunmuş bir öğretmenin duruşması ile başlar.

Lomax suçlu olduğunu bildiği müvekkilini savunmak konusunda tereddüt geçirir.
Önünde iki seçenek vardır :
Etik kurallara uyup müvekkilinin suçlu olduğunu kabul ederek
duruşmadan çekilmek veya başarılı,dava kaybetmeyen avukat kimliğini
korumak için suçluyu beraat ettirmek...

Kararını verir ve herşeye rağmen tacizci öğretmenin aklanmasını sağlar.
Başarısını kutlarken New York’taki uluslararası bir hukuk şirketinden
kendisine teklif gelir ve Lomax teklifi kabul edip New York'a gider...



Yaşanan oldukça karışık,gergin olaylardan sonra,
çok enteresan bir şekilde film bir anda başa,
tacizci öğretmenin duruşmasındaki kararsızlık anına döner.
Lomax'ın yine karar vermesi gerekmektedir ve ne yazık ki
ikinci kez zaaflarının kurbanı olur ve gazeteci kılığına girmiş
şeytanın kendisini televizyona çıkarıp star yapma teklifine hayır diyemez.

Hırsının açtığı sonuçları gören Lomax ikinci bir şans verildiğinde de
zaaflarından dolayı aynı hataya düşmekten kendini kurtaramaz.

"Şeytanın avukatı" filmi gelişmiş toplumlardaki, etik değerlerden
uzaklaşıp güç ve para elde etmek için başarıya odaklanmış
bencil insanın çağdaş trajedisidir.

Başarıyı hedef olmaktan çıkarıp tutku haline getirmiş bireyler
yaptıkları seçimlerin yanlışlığını anlasalar bile zaafları yüzünden
başka bir yanlışa düşmekten kurtulamazlar.

Var olabilmek yerine varlıklı olmayı seçen bireyler
yaptıklarına doğru veya yanlış olarak baktıklarında
Faustvari* seçimlere ne kadar yakın olduklarını görebilirler.

Ahlak kurallarını, insani değer yargılarını egolarından üstün tutabilenler,
kendi kaderlerini en doğru biçimde çizebilen ender bireylerdir.

İzlemelisiniz...

şeytan, ayrıntılarda saklıdır...


*Faust'un 1960 da Y.W.Van GOETHE tarafından yazılmış insan karakterini oldukça detaylı anlatan çok önemli bir eser olduğunu hatırlatmak isterim...