siz de okuyun bakalım, belki size de birilerini yada bişeyleri hatırlatır...
belli mi olur !
Zamanın birinde küçük bir köyde yaşayan fakir köylü,tarlasında çalışırken
biraz dinlenip su içmek istemiş. Tarlasının hemen yanındaki
kuyunun yanına giderek su içmek için kovasını sarkıtacağı sırada karşısına
birdenbire çatallı diliyle ses çıkararak kendisine bakan bir yılan ile karşılaşmış.
Adam çok korkmuş ve geri adım atarken sendeleyerek yere düşmüş.
İşte bu sırada yılan dile gelmiş ve adama ;
'' Korkma sana zarar vermeyeceğim, ben yüzyıllardır burada yaşayan,
iyi insanlara iyilik yapmakla görevlendirilmiş bir yılanım'' demiş.

Bu durum karşısında şaşkınlığı dahada artan adam
'' Sen bir yılansın ben sana nasıl güvenebilirim ki?'' demiş.
Bunun üzerine yılan adama ,
'' Bana inanman için eğer istersen bir dileğini yerine getirebilirim '' demiş.
Bunun üzerine adam '' O halde bana bir adet altın ver gerçekten yardıma muhtaç durumdayım '' der.
Yılan ''Burada beni bekle hemen dönüyorum '' diyerek
kuyuda gözden kaybolur.
Biraz sonra yılan ağzında tuttuğu bir adet altınla geri gelir.
Adam durumu biraz şaşkınlık ve tedirginlikle karşılasada altını alır ve teşekkür ederek uzaklaşır.
Gel zaman git zaman yılan ve adamın dostluğu ilerler,
adamın ne zaman başı sıkışsa hemen kuyuya gider ve yılandan yardım ister
yılanda hemen kuyuya girip ağzında bir adet altınla geri döner.
Bu dostluk esnasında adam evlenir ve bir oğlu olur.
Oğlu zamanla büyür ve babasının ne zaman maddi sıkıntı yaşasa biryerlere
gidip cebinde bir altınla geri dönmesinin sırrını merak etmeye başlar.
Ve birgün dayanamayıp babasına durumun farkında olduğunu ve
bir açıklama istediğini söyler. Baba da yılanla ilgili sırrını oğluna kimseye
anlatmaması sözünü alarak anlatır ve onu yılanla tanıştırmak için
kuyunun yanına götürür.
Yılanla tanışan çocuk da aynı dostluğu kurar ve
o da istediği zamanlarda yılandan bir adet altın alır.
Ancak insana özgü açgözlülük çocukta kendini göstermeye başlamıştır.
Yine birgün yılandan aldığı altınla evine dönmekte olan çocuk
aklından şunları geçirmeye başlamıştır;
'' Babam yıllardır bu kuyuya gelerek yılandan her seferinde bir altın alıyor,
ben de her seferinde bir altın alıyorum, demek ki bu kuyunun dibi
hazine ile dolu olmalı, o halde ben yılanı öldürürsem hazineyi ele geçirebilirim ''.
İşte bu düşüncelerle evine dönen çocuk hemen bir plan yapar
ve ertesi gün tekrar yola çıkar ve kuyunun yanına gelir.
Yılanla biraz konuştuktan sonra bir altına ihtiyacı olduğunu söyler.
Altını getirmek için arkasını dönen yılana yanında getirdiği
balta ile saldıran çocuk yılanın kuyruğunu keser.
Yılanda can havli ile çocuğu ısırır.

Çocuk koşarak uzaklaşır ve evine döner ancak zehir etkisini
göstermeye başladığında neler olduğunu soran babasına olanları anlatır
ve hemen sonrada ölür.
Adam bir süre sonra kuyunun yanına giderek yılanı çağırır ve
'' Yılan kardeş biz seninle eski dostuz senin bana çok iyiliğin dokundu
ama benim oğlum açgözlülüğünün kurbanı oldu ve bu hatası hayatına mal oldu.
Bu onun hatasıydı ve cezasını acı bir şekilde ödedi.
Eğer sen de kabul edersen ben seninle yine eskisi gibi dost olmak isterim '' der.
Yılan da adama
'' yook dostum yook artık sen ve ben eskisi gibi olamayız,
bende bu kuyruk acısı sende de bu evlat acısı olduğu sürece
biz asla eskisi gibi dost olamayız '' der. ...
sevgili paşalokumu' nun gönderdiği diğer yazılar:
kadınların düğmeleri neden sol'dadır?
içki içerken neden şerefe denir?



yorum yapıldı: 4
birara bu hikayeyi günümüze uyarlayıp göndericem sana.yayınlarmısın bilemem tabi. günümüzde yılanlar çiftçiler oğullar gene var,açgözlülük iç çatışmalar kişilik savaşları vs hala devam.değişen tek şey,hikayenin sonu bence.artık kuyruk acın varsa bile eyvallah demek zorunda kalıyorsun.
Yıllar önce de okumuştum tekrar okumak çok güzeldi Hülyacım çok tşkler
Birbirinin hakkına,rızkına ,hayatına el uzatanlar kendimizden biri bile olsa ergeç geç bi şekilde cezalarını buluyorlar hikayede ki gibi
Kuyruk acısını tatmayanlardan oluruz inş..
sevgileeerrr
Hülya teşekkürler.Paşalokumu'nada teşekkürler.Zaten eski hkayelerde olmasa ne yapacağız bilmiyorum?
Çok güzel ders.Saygılar
çok doğru, malesef ki.
Yorum Gönder