Arada karşılaşsak da pek yüzyüze konuşma fırsatımız olmuyordu.
Busefer azda olsa vakit geçirdik ve çok şaşırdım...
O kadar yaşlanmış yada 'yaşlanmış' hatalı kelime olabilir ,
o kadar çökmüş ki sanki yaşadığı her türlü olumsuz şeyi
yüzündeki çizgilerde taşıyor gibiydi...
Yüzü ruh halinin aynasıydı sanki...
Üzüldüm onun için, acaba "herşey yolunda mı , senin için yapabileceğim
birşey var mı" diye arasam mı diye geçti bian içimden o gittikten sonra
ama sonra dedim ki " Hülya boşver güzelim, arasanda zaten sana
söylemez bide kendini kötü hissedip savunma olarak ters tepki
verebilir, en iyisi bak sen işine " ...
Ulu bir kavak ağacının yaninda bir kabak filizi boy göstermiş.
Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış.
Yagmurların ve güneşin etkisiyle müthiş hızla büyümüş ve neredeyse kavak agacıyla ayni boya gelmis.
Bir gün dayanamayip sormuş kavağa:
"Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?"
"10 yılda" demiş kavak .
"10 yılda mi?" diye gülmüs ve çiçeklerini sallamis kabak...
"Ben neredeyse 2 ayda seninle aynı boya geldim bak!"
"Doğru" demis ağaç "doğru" ...
Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgarlari başladiğında
kabak önce üşümeye sonra yapraklarini düşürmeye,
soğuklar arttikçada aşagiya dogru inmeye başlamiş.

Sormuş endişeyle kavağa:
"Neler oluyor bana agaç?"
"Ölüyorsun" demiş kavak .
"Niçin?"
"Benim on yılda geldiğim yere sen iki ayda gelmeye çaliştiğin için"



yorum yapıldı: 6
tüylerim diken diken oldu hülya.insanlar yaş olarak yaşlanıyor gibi görünebilirler ama aslında onları yaşlı gösteren yaşadıklarıdır.
haftasonun güzel geçsin.
İçim burkuldu valla benimde Hülya!Yaşlılık deyince;giden zamanlara,yani elimizden kayıp gidenlere demek istiyorum.Yoksa yaşlanmak sorun değil.Boşa yaşlanmak sorun!
Aslında sorsalar bize:
-Kavak Ağacı mı?Kabak çiçeği mi?
Hangisini seçerdik bilemiyorum! Hızlı yaşa genç öl mü?Ağır yaşa uzun yaşa mı?
Çok etkilendim ben bu yazıdan.
İnsanın bir arkadaşını o şekilde,yani yaşlanmış,tükenmiş bir halde görmesi ne kötüdür :(
Benzer bir durumu ben de yaşadım.İnsan soramıyor da bir şey..
Dünya üç günlük efendim.Üzmeyelim hiç bişi için bu kadar çok,ne kendimizi ne de bir başkasını üzmeye değmez.
Vur patlasın çal oynasın günümüzü gün etmek lazım :))
hülya bazen duruyor duruyor , en hassas tarafından vuruyo böyle... :))
iyice de filozof oldu bu kız bu sıralar...
ama kavak ağacı ile kabak ağacı konusu yaşla ilgili değil :))) , ohhh be rahatladım...!
güzel bir hikayedir ..hızlı yaşa genç öl felsefesine de belki uyabilr..
belki de , uzun yıllar boyunca harcanan emekle ulaşılan bir makama ya da pozisyona ,başka birisinin torpille kayırma ile bir anda ulaşıvermesi ile edinilen makamların uzun süreli uzun ömürlü olmayacağını da anlatabilir.
Ama ne olursa olsun ,anlatılan şey aynı yere varmaktadır sonuçta :)
sevgili orpen,asıl benim yazdıklarımın içinde gizli olan şeyleri ve benim neyle neyi bağdaştırdığımı anlayan sizin gibi arkadaşlarımı tebrik etmek gerekli.iyi pazarlar
Bir söyleşide duydum ya da bir yerlerde okumuştum "Ne kadar hızlı yükselinirse o kadar hızlı düşülürmüş" Kabak filizinin de aynı hesap olmuş. Hızlı gelişen şeyler zamanın ve hayatın fırsatı olarak görülse de olumsuz durumlarda götürüsü de getirisi kadar etkili olacaktır. Ama etki istenmeyen bir etki olacaktır haliye.
Yorum Gönder