kavak ağacı !

Dün sabah eski bir arkadaşla tesadüfen aynı ortamda bulundum.
Arada karşılaşsak da pek yüzyüze konuşma fırsatımız olmuyordu.
Busefer azda olsa vakit geçirdik ve çok şaşırdım...
O kadar yaşlanmış yada 'yaşlanmış' hatalı kelime olabilir ,
o kadar çökmüş ki sanki yaşadığı her türlü olumsuz şeyi
yüzündeki çizgilerde taşıyor gibiydi...
Yüzü ruh halinin aynasıydı sanki...

Üzüldüm onun için, acaba "herşey yolunda mı , senin için yapabileceğim
birşey var mı" diye arasam mı diye geçti bian içimden o gittikten sonra
ama sonra dedim ki " Hülya boşver güzelim, arasanda zaten sana
söylemez bide kendini kötü hissedip savunma olarak ters tepki
verebilir, en iyisi bak sen işine " ...

Ulu bir kavak ağacının yaninda bir kabak filizi boy göstermiş.
Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış.
Yagmurların ve güneşin etkisiyle müthiş hızla büyümüş ve neredeyse kavak agacıyla ayni boya gelmis.
Bir gün dayanamayip sormuş kavağa:

"Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?"
"10 yılda" demiş kavak .
"10 yılda mi?" diye gülmüs ve çiçeklerini sallamis kabak...
"Ben neredeyse 2 ayda seninle aynı boya geldim bak!"
"Doğru" demis ağaç "doğru" ...

Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgarlari başladiğında
kabak önce üşümeye sonra yapraklarini düşürmeye,
soğuklar arttikçada aşagiya dogru inmeye başlamiş.



Sormuş endişeyle kavağa:

"Neler oluyor bana agaç?"

"Ölüyorsun" demiş kavak .

"Niçin?"

"Benim on yılda geldiğim yere sen iki ayda gelmeye çaliştiğin için"