partilerinin başında genel başkanlar.
Fakat, dünya siyasetinde veya ülke siyasetinde
önemli kararlara imza atan bu isimlerin
hiçbiri lider olarak doğmadı.

DONDURMACI CUMHURBAŞKANI
NICOLAS SARKOZY
Fransa'nın Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy,
göçmen bir ailenin çocuğu. Babası Macaristan'dan,
annesi ise Selanik'ten gelerek Fransa'ya yerleşmiş.
Küçük yaşta annesini terk eden babası yüzünden,
çocukluğunu rahat bir şekilde geçiremedi, yoksulluk çekti.
Eğitimi için babasından para istediğinde
‘benim size bir borcum yok' cevabını almak
onun için bir dönüm noktası oldu.
Bundan sonra dondurma ve çilek satarak harçlığını
çıkarmaya çalıştı. Daha sonra, hukuk diploması alan
Sarkozy, 1977'de politikaya atıldı.
SİMİTÇİ TAYYİP ERDOĞAN
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Rize'den göç eden
bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi...
Babası Ahmet Bey, Şirket-i Hayriye'de kıyı kaptanı
olarak görev yapıyordu.
İş hayatına ilkokul çağlarında atıldı,
kâğıtlı şeker, su ve simit sattı.
Ekmek fırınından 5 kuruşa bayat simit alarak,
evde annesinin ısıttığı simitleri 10 kuruşa satması,
sokakla ve ticaretle tanışmasını sağladı.
Yine aynı dönemde top sahalarında su satması,
onu futbolla tanıştırdı. Uzun bir dönem futbol oynadı.
1978'de Beyoğlu Gençlik Kolları Başkanlığı ile siyasete girdi.
TAMİRCİ, SİMİTÇİ, AMBAR GÖREVLİSİ
DENİZ BAYKAL
Kafkasya göçmeni Hüseyin Hilmi Bey ile Mısır göçmeni
Feride Hanım'ın oğlu olan Deniz Baykal,
çocukluğunda birkaç işte birden çalışmış.
Tamirci çıraklığı ve simitçilik yaparak harçlığını çıkaran
Baykal, doğup büyüdüğü Antalya'da okurken
Toprak Mahsulleri Ofisi'nde ambar puantörlüğü ve
tekneyle karpuz nakliyeciliği yapmış.
Heybeliada Deniz Lisesi'ne girmek istemiş;
ama sağlık raporu alamadığı için giriş sınavını geçememiş.
Hukuk eğitimi alan Baykal, ilk kez 1973 yılından
milletvekili seçilerek politikaya atıldı.
ÇIRAK GERHARD SCHRÖDER
Doğduktan kısa bir süre sonra babasını kaybeden
Gerhard Schröder'in, annesinin ikinci evliliğinden olan
kardeşlerinin de bakımını üstlendi.
Komşu kentlerdeki okullara gidip eğitimini sürdürürken,
14 yaşında itibaren çeşitli dükkanlarda satıcı olarak
çalışmaya başladı. Genç yaşlarda amatör futbol liglerinde de
iyi bir orta saha oyuncusu olarak top koşturdu.
1963'te Almanya Sosyal Demokrat Partisi'ne girmesi ile
başbakanlığa giden yolu açmış oldu.
KİMSESİZLER YURDUNDAN BAŞKANLIĞA
VLADIMIR PUTIN
Leningrad'da fabrika işçisi bir anne ve
donanmada görevli bir babanın çocuğu olarak dünyaya geldi.
Hukuk fakültesini bitirip KGB'ye girmesinden önce
resmî kayıtlarda hiçbir bilgiye rastlanmayan Putin'in,
annesinin hayatta olduğu anlaşıldı.
KGB ajanlarının ‘konuşma' uyarısına rağmen
bilgi veren annesi Vera Putina, küçük yaşlarda
çocuğundan ayrı kaldığını söyledi.
Oğlunun büyükanne ve büyükbabasının hastalığı üzerine
kimsesizler yurduna verildiğini aktardı.
YOKSULLUK, SOSYALİZMİ GETİRDİ
FIDEL CASTRO
İspanya göçmeni Angel Castro Argiz'in,
aşçısı Lina Ruz'dan doğan beş çocuğundan
ikincisi olan Fidel Castro'nun çocukluğu,
yoksul bir yöre olan Mayari'de geçti.
Oriente ilinin merkezi Santiago'daki Katolik okullarında
ve Havana'daki Cizvit Lisesi Belen İlahiyat Okulu'nda
eğitim gören Castro, hukuk eğitiminden sonra
siyasî kariyerine ilk adımını attı.
Yoksul bir çocukluk geçirmesi onu ülkesinde
sosyalist bir düzen kurmaya götürdü.
FAKİRLİKTEN VE ÇARESİZLİKTEN OKUDU
HUGO CHAVEZ
28 Temmuz 1954'te ailenin altı erkek çocuğundan biri
olarak dünyaya geldi. Yerli ırkla siyah ırkın karışımı,
‘Zambo' diye adlandırılan bir ırka mensup olan
Chavez'in anne ve babası öğretmendi.
Orta halli bir ailenin çocuğu olarak okumak dışında
bir seçeneği olmadığı için askerî okula kaydını yaptırdı.
Askerî öğrenci olarak gittiği Peru'da ise siyasetle tanıştı.
Siyasette sol blokta yer alan Chavez, devlet başkanlığı
görevinde dünya solunun ümidi haline geldi.
GRUBUNU BIRAKIP BAŞKAN OLDU
BILL CLINTON
19 Ağustos 1946'da Arkansas'ın Hope şehrinde
dünyaya gelen Bill Clinton, doğumundan 3 ay sonra
babasını kaybetti. 4 yaşındayken annesi,
üvey babası Roger Clinton ile evlendi.
Lise döneminde, üvey babasının soyadını alan
eski ABD Başkanı, birçok defa okulunu profesyonel
bir müzisyen olmak için bırakmayı düşündü.
Ancak ‘Boys Nation' isimli grubu kurmuşken,
Beyaz Saray'da John F. Kennedy ile tanıştı.
Bu tanışma siyasete ilk adımı da beraberinde getirdi.
EŞEKTEN DÜŞTÜ, PİLOT OLAMADI
TURGUT ÖZAL
Banka memuru bir baba ve ilkokul öğretmeni bir annenin
çocuğu olarak dünyaya gelen Turgut Özal,
İstanbul Teknik Üniversitesi'nde elektrik mühendisliği
eğitimi aldı. Devlet Planlama Teşkilatı'ndaki görevi ile
bürokrasiye, Adalet Partisi ile de siyasete atılan Özal,
siyasi kariyerini görevdeyken vefat ettiği cumhurbaşkanlığı
görevi ile noktaladı.
Çocukluğunda bir dönemde ise pilot olma hayali kurdu.
Eşekten düşerek kolunu sakatlayınca bir kolu biraz
kısa kalan Özal'ın pilotluk hevesi kısa sürede sona erdi.
TÜCCAR OLAMADI, SİYASETE ATILDI
ABDULLAH GÜL
1950 yılında Kayseri'de doğan Abdullah Gül,
İstanbul Üniversitesi'nde iktisat eğitimi aldı.
İstanbul Üniversitesi ve Sakarya Üniversitesi'nde
hoca olarak çalıştıktan sonra İslam Kalkınma Bankası'nda
bulunan Gül, 1991'de Kayseri milletvekili seçildi.
Gençliğinde dedesinin, limonata sattırmak istediği Gül,
yüksek sesle bağırıp müşteri toplayamadığı için
limonataları satamadı.
Böylece, ticareti mi eğitim hayatını mı seçeceği belli oldu.
Gençlik yıllarında başlayan siyasi hayatı onu
cumhurbaşkanlığı adaylığına kadar getirdi.
Hatta cumhurbaşkanı oldu.
ÇANKAYA KÖŞKÜ'NDE DOĞDU
MEHMET AĞAR
1951 yılında Ankara'da babasının görev yaptığı
Çankaya Köşkü'nde doğdu.
Aslen Ardahan'dan Elazığ'a göç etmiş bir ailenin
çocuğu olan Mehmet Ağar, emniyet müdürü olan
babasının memuriyeti dolayısıyla pek çok il gezdi.
Çankaya'da dünyaya gözlerini açan ve
taşrada çocukluk ve gençliğini geçiren Ağar,
Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun olduktan sonra
Emniyet'teki görevin başladı.
Çeşitli görevlerde bulunduktan sonra Emniyet Genel Müdürü oldu.
Politikaya atılan Ağar, genel başkanlığa kadar yükseldi.
İsminizin azmin zaferi ile anılacağı ve böyle kedinin fare
ile oynadığı gibi sizin de hayallerinizle oynayacağınız
günler diliyorum.

destek
vladamir putin
KGB
fidel castro
mayari
hugo rafael chávez frías
Gerhard Schröder



yorum yapıldı: 9
BENDE BLOGGER KULLANIYORUM SİZDE BLOGGER KULLANIYORUM DİYORSUNUZ FAKAT İKİ BLOGUN İŞLEYİŞİ NASIL BUKADAR FARKLILIK GÖSTEREBİLİRKİ ANLAMADIM.İLLE COM.MU ALMALIYIZ YANİ
Önce sedat'a cevap vereyim.Sedat kendi domaini olanlara birşey olmadı pek.
Hülya yazı çok güzel olmuş ama bizimkilerin nasıl başa geldikleri malum.Amerikadaki büyük patron kimi isterse onu geçiriyor.Bu ülkede başbakan olmak için önce abd ye gidip el öpmek lazım:P:p
Güzel bir pazar gününden selamlar Hülya Hanım.. Liderlerin profillerine şöyle bir baktım da..
Neredeyse tamamına yakını çocukluğu yoksulluk, sıkıntı içinde
geçmiş.. Gelişmenin, zıplamanın, anahtarı sıkılmak sanırım, bağışıklık kazandırıyor bu yaşama, güçlüklere, rahat yaşayanlara inat.. Sevgiler..
insanı öldürmeyen acı insanı güçlendirir sözünün ne kadar da doğru olduğunu anlıyor insan bu nları okuyunca..
herkesin ayrı bir hikayesi var tabi, bilmediğimiz kim bilir daha kaç lider var acılarla yoğrulmuş
bu arada yazının sonundaki animasyon ve güzel dileğin için tşkler tuttum bu dileği ;)
öpüyorum canım
açıldı açıldı oleyyyyyyyyyyyyyyyyyy
Bende küçükken çok fakirdim, daha doğrusu fakirdik. Bir kumaş pantolonla bir dönem boyunca dershaneye gitmiştim. Ha diyeceksiniz dershaneye gidecek parayı nereden buldun? Dersane ücretinin 4 te biri fiyatına ve 12 taksitle gidebilmiştim. Ve gittiğim senede üniversiteyi kazanmıştım. Fakirlik bazen işe yarıyor. Bakın ben örtmen oldum :)
Betül yanlış yerde sevinmişsin :) Bir önceki başlıkta sevineceedin.
Bende teşekür ederim. Thank youuuu :)
Çok etkileyici hayat hikayeleri.Bunlar,umutların tükendiği anlarda hatırlanması gereken hikayeler.
Yada her işte bir hayır vardır sözüne teyit veren hikayeler.Eline sağlık Hülya.
Yorum Gönder