gücü gücüne yetene var !
Asla sessiz ve tepkisiz olma!
Haksızsan özür dilemeli, haklıysan da mutlaka
bir tepki vermelisin.
Sinirlenmek de bir tepkidir şüphesiz
ama yanlış bir tepki olduğu kesin.
Amacın her zaman sorunu çözmek olmalı, büyütmek değil.
Sonuçta pişman olmayı istemiyorsan, haklı olduğunda
beş saniye durmalı ve sadece neden diye sormalısın.
Hepsi bu!
Git, herhangi bir gazete al ve katliam sayfasını oku!
Pişman olan binlerce insan var.
Hepsinin gerekçesi aynı: Bir anlık öfke.
Acaba bütün bu insanlar sadece beş saniye dayanabilselerdi,
gazetelerde ve televizyonlarda bu kadar çok katliam haberi
izleyebilir miydik?
Asla!
Evet dostum kendine gel!
Hayatını düşün!
Anneni, babanı, kardeşlerini,eşini, çocuğunu düşün.
Bir anlık öfkeyle, herkesin hayatını karartabilirsin...
Bunları sadece beş saniye düşün ve bildiğini yap!
Asla pişman olmayacaksın.
Adam evde karısına, çocuğuna, anasına,
babasına bağırır da, dışarıda kuzu kesilir.
Çünkü ancak onlara gücü yetiyor da onun için.
Cinnet durumları dışında kimse karşısındakini
tartmadan sinirlenmez.
Cinnet geçiren bir insanı da,
o an için normal kabul edemeyeceğimize göre,
normal insanlar için tekrar ediyorum:
Sinirlilik diye bir şey yok;
gücü gücü yetene var.
Sanıyorum 1986 yılıydı, anneme inanılmaz bir gürültüyle
bağırmaya başladım.
Canım anam bir an durdu ve:
"Yapma oğlum, ben senin ananım.
Bana böyle bağırma!" dedi.
Sonra dışarı çıktım, arkadaşlarla buluştuk.
Nasıl oldu bilinmez veya bilinir de söylenmez,
bir anda bir başka grupla kavga etmeye başladık.
Adamlar bizden güçlüydü.
Dayak yiyeceğimizi anlayınca şirinlik yapmaya başladık.
Adamlar espriden anlamadıkları ve
çok ciddi oldukları için bizi yamulttular.
Eve geldiğimde mor gözümü gören anam ağlamaya başladı.
O gün düşündüm.
Gerçekti bu.
Anama gücüm yettiği için bağırıyor, dışarıda dayak yiyordum.
Bu utanç verici bir şeydi.
O günden sonra bir daha da asla
gücüm yeten insanları ezmeye kalkmadım.
Simdi düşünmeni istiyorum:
Sinirlendiğin zamanları hatırla!
Kaç defa bir başkomiserin ya da baş savcının yanında,
ya da gücünün yetmediği birilerinin
yanında sinirlendin?
Hıı?

*E.Demirkıran'ın kitabından
farklı bir bakış açısı
öfke kontrolü , hemen şimdi !


9 yorum yapıldı:
sabah işe gelirken arkadaşımla aramızda benzer bir konuşma geçti. arkadaşım önümüzde çıkmasını beklediğimiz araç 5-10sn. geç kaldı diye kornaya bastı. ve sonra kendi kendine "aslında ne kadar saçma birşey yaptığım. yani ne kadar çok bekledim ki sanki, aynısını gün içinde bende sık sık yapıyorum. bu kadar sabırsız insanlar mı olduk acaba" diye sorgulamaya başladı...
Hülya Hn.
İlk paragraf ile blogun sol üstünde yazan benim beğendiğim özlü söz çelişki oluşturmuş, hangisi muteberdir? fikrinizi öğrenmek isterim.
Yazıya gelince gerçekten doğru bir tespit.Her zaman dikkatimi çekmiştir.Özellikle iş hayatında herkesten fırça yiyen silik şahsiyetlerin evde eş ve çocuklarına aslan kesilmeleri bu gerçeğin tipik bir yansıması.Oysa gerçek mertlik evde kedi dışarıda aslan olabilmekte.
Konu seçiminiz yine tam isabet tebrikler.
hayatımızda ne de çok yaşıyoruz yazıları okurken bend bir kaç kare şekillendi bile ahh biraz sakin olabilsek bir kaç nefes alıp öyle tepki göstersek yada göstermesek...
Mr.Orpen,
"suskunluğum asaletimdendir.
her lafa verilecek bir cevabım var.
lakin bir lafa bakarım laf mı diye.
bir de adama bakarım adam mı diye. "
sözünde de "tepki" var aslında dikkat ederseniz.
sadece dışa vurumu yok karşıdaki kişi için yani sinirlenince verilen o tepkiler yok.vurdu yok kırdı yok kalp kırma yok , belki kırılan kalp vardır o başka mesele:)
sessiz kalmak aslında en büyük tepkidir.kendisini iyi taniyan, kontrollu kisi sinirlenince ne yapabilecegini bildigi icin kendisine hakim olur yada karşısındakiyle tartışmanın akıntıya kürek çekmek olduğunu bilir ve sadece susar.
bazen gerçekten karşımızdakine laf anlatmak çok zor oluyor:(
tabi en doğrusu hiç sinirlenmemek ama malesef bazen insanı çileden çıkaran durumlar/kişiler oluyor.işte böyle durumlarda zihinsel kontrolü elden bırakmamak gerekli...en iyisi tepkisiz kalmaya gayret etmek.
sevgiler,saygılar.
90/10 sıırını hatırlamak lazım bı konuda da
davranışlarımızı dizginlememiz gerekiyor güzel bir konu olmuş gene hülyacım
sevgiler
öfke kontrolü, özellikle asabi kişiler için muhakkak geliştirilmesi gereken bir beceri.cinnet geçiren insanların, çözemediği, içinden çıkamadığı sorunları nedeni ile bir süre sonra psikolojik ve davranış dengelerini kaybedip, patladığını düşünüyorum.bu nedenle pasif direnişe de karşıyım, öfke mutlaka ifade uygun bir dille edilmeli,içte biriktirmemeli, işte tam da kısa zaman önce yazdığın konu geldi aklıma,gönenç, öfkelerimizi de biriktirmeyelim :)taşmasın.
ne yazık ki, ezilmiş egolarını tatmin etmek için,gücü gücüne yetene hep var :(
ilk defa okuduğum çok güzel bir yazı idi hülyacım, çok teşekkürler bu güzel paylaşımın için, sevgiler.
Bir hastalığa dayanmıyorsa sinirlenmek hiç bir zaman sorunları gerçekte çözmeyen , insanlara yakışmayan ve saygıyı ortadan kaldıran ,zayıf karakterli insanlarda görülen bir davranış şekli.
Boğaların bu davranışlarını ise normal kabul edebiliriz.
Oww.. Çok ince bir tesbit..Sanırım haklısınız..
Eski kahramanlarımız güçlüyle savaşırdı.. Gücünü
o zaman bizlere kabul ettirebilirdi..Bilinç altımıza mı yerleşti nedir, güçsüze karşı yapılanları kabullenmek zor.. Şimdi idollerde bitti.. Bu bitmişlik, çürümüşlük mü?.. Gerçekten cinnet anında güçlü ve güçsüz düşünülebilir mi? Bende buna taktım şimdi!!
Sanırım sinirlenmeyle cinneti karıştırdık:))
Sanırım bir önceki izlettiğiniz videonun etkisinde kaldım:))
Yorum Gönder