binlerce bacağını kolayca hareket ettirerek yürüyormuş.
Ağacın tepesindeki ötücü kuşlar aşağı bakmış,
kırkayağın eşzamanlı adımlarından çok etkilenmişler.
“Bu hayret edilecek bir yetenek” diye ötmüşler.
“Sayamayacağımız kadar çok bacağın var.
Nasıl yapıyorsun bunu?”
Ve kırkayak hayatında ilk kez bu durumu düşünmeye başlamış.
“Gerçekten de” demiş hayretle,
“Yaptığımı nasıl yapıyorum?”
Arkasına bakmak için döndüğünde kıl gibi bacakları
birbirine çarpmış ve sarmaşık gibi dolanmış.
Kafası karışmış ve düğümlenmiş kırkayak telaşlanıp
yere düşerken ötücü kuşlar kahkahalarla gülmüşler ona.
Ormanın zemininde, sadece izzetinefsinin yaralandığını
anlayan kırkayak, yavaşça, dikkatle, adım adım çözmüş kendini.
Sabır ve çok çalışmayla, yeniden ayağa kalkıp yürümeye
muvaffak olana dek eklemlerini bükmeye çalışmış, onları denemiş.
İçgüdü olan şey malumat olmaya başlamış.
Eski, yavaş adımlarıyla yürümek zorunda olmadığını anlamış.
Rahat rahat yürüyebiliyor, yürürken kasılıyor, sıçrıyor,
hatta koşabiliyor ve zıplayabiliyormuş.
O zaman, ilk defa ötücü kuşların ezgilerini dinlemiş
ve müzik kalbine ulaşmış.
Şimdi binlerce yetenekli bacağının kusursuz uyumuyla,
cesaret toplamış olarak, kendi stiliyle etrafındaki
bütün hayvanları şaşkına çevirerek, şimdiye dek görülmemiş
bir şekilde dans etmeye başlamış.
Kaynak:
Robert McKee, Story, Plato Film Yayınları.

Kendinizin farkına varın ve -varsa- çevrenizde hayatınızla,
yaptıklarınızla,planlarınızla,hedeflerinizle alay eden,
"ne gerek var amannn" diyen,kişisel endişe ve kaygılarını
size de empoze etmeye çalışıp "yapamazsın,
mümkün değil" diyenlere kulaklarınızı tıkayın ...
Kafanızı karıştırmalarına izin vermeyin.
Yoksa bu kırkayak gibi sizinde kafanızdan sonra
ayaklarınız birbirine dolaşabilir ...
Genelde kişiler,kendilerinin ilgi alanına girmeyen
konularda "olumsuz" konuşmayı ve çamur atmayı çok severler.
"Bende yapabilirim ama vaktim yok" gibi...
En kolayıdır.Tabi bana göre en komiği :)
Günde 6 saat uyuyorum ve pekçok şeyle ilgileniyorum,
istersem herşeye de vakit buluyorum.
Yeterli zamanım yok deme.
Büyük insanların da günleri 24 saattir...
Çok yoğunum,zamanım yok,çok işim var diyen birisi
bana hep bu yazıyı hatırlatır ve gülümserim ...



yorum yapıldı: 9
Bu pek taze yazına vay be diyorum,anlatılmak isteneni anlayıpta giderken seni de yanaklarından öpüyorum.
Güzel bir fabl.. Yorum ise daha güzel.. Yapamazsın demek bazen kişilerde ters tepip karşısındakinin olumlu değişmelerine neden olabiliyor(kararlı, inatçı kişiliklerde)..
Kafa karışınca bacaklarında karışmasına bayıldım ama!!
İlgi alanına girmediğini doğal yollardan söylemeyip bahaneli, kendi ruh halini konuşmasında eleveren, negatif enerjiler de çok komik ve çekilmez oluyor, nedense çevremizde bunlardan fazlasıyla var..
paylaşım için teşekkürler..çok hoşuma gitti...:))
Çok güzel bir öykü idi hülyacım, vaktim yok diyenler için her zaman, zamanını verimli yönetememiş olduğunu düşünürüm.Kafa karıştıran dış etkenler her zaman var ve olmaya devam edecek, önemli olan da, bu etkenlerden etkilenmemeyi öğrenmek sanırım. çok güzel bir paylaşımdı, sevgiler.
Güçlü bir başarma isteği bilgi ve kendinin farkında olmanla birleşince inanılması güç kazanımlar sağlayabilir.
"Zamanım yok" aslında çok kolay bir cümledir. Gün içindeki 24 saati çok iyi değerlendirip hem işimizi fazlasıyla yapıp hem de bir sürü boş ve dinlenme zamanı çıkartabiliriz aslında. Tabi "Zamanım yok" gibi sudan sebeplere sığınmazsak :)
yeterki insan istesin ve yaşama sıkı sıkı tutunsun değil mi!
kafa karışınca bacaklarıda karışmıs ya sevgili kırkayağın çok güldüm ya :)
Can Dündarın o yazısını daha öncede okumuştum gerçekten doğru tesbitler.. diyecek söz yokk belki de çokk
iyi hafta sonları canım
Mesaj dolu güzel bir hikaye :)
Yorum Gönder