modası geçmeyen gözlük
Atlar her iki yandaki gözleri sayesinde hem önlerini
hem de arkalarını görme yeteneğine sahiptirler.
Ne var ki gözleri birbirlerinden çok uzaktadır.
Bu da at için cisimlerin mesafelerini tespit bakımından
büyük sorun yaratır.
At, arkasından veya yanından yaklaşan tehlikeyi görür ama
tehlikenin ne kadar yakın veya uzakta olduğunu kavrayamaz.
Nesneleri neredeyse iki misli büyük gören at ,
tehlikeyi olduğundan daha yakındaymış gibi algılar.
Bu nedenle de sürekli endişe ve huzursuzluk içindedir.
Yarış atlarına koşu sırasında yanındaki diğer atlardan
ürkmemeleri için yan taraflarını görmelerini engelleyecek gözlükler takılırken,
at arabalarını çekenlere sadece önlerini görmeleri,
diğer yönlerde olan hareketlerden etkilenmemeleri için gözlük takılır.
Yani onların görüş kapasitelerini azaltmak için takılır.
At olup at gözlüğü takmak iyi birşeydir .
Birde insan olduğu halde at gözlüğü ile dolaşanlar var ...
Olayları ve durumları derinlemesine düşünmek,
ihtimalleri hesaplamak yerine kendi doğruları ile yaşayıp,
bu doğrulara uymayanları da acımasızca yada
eskilerin deyimiyle futursuzca eleştirip,yargılıyorlar.
Bu dar görüş açısına sahip insanlar için modası geçmeyen
ve geçmeyecek tek gözlük " at gözlüğüdür . "
Düşünüyorum da,iyiki dünyanın çevresini dolaşarak deniz yolunda
ilk seferi tamamlayan Portekizli denizci Macellan veya
ilk telefonun icadını yapan Graham Bell yada
her zaman daha üstün bir yaşayış tarzı hayal eden,bu inançla
bulaşık makinasını üreten Josephine G. Cochran veya
1938 yılında Roy Plunkett tarafından bulunan teflon kaplamayı,
1954 yılında tavalarda kullanmayı akıl edip 1955 yılında Tefal'i kuran
Marc Gregoire da at gözlüğü takanlardan değilmiş ...
Yoksa hala enazından dünya tepsi gibi düz ve öküzün boynuzları
üzerinde sanılmaya devam edilecekti...
Eski Darülfünun müderrislerinden Ömer Ferit Kam ’a
”Dünya öküzün boynuzlarında mı durur?” diye sormuşlar.
Üstad biraz düşünüp şunları söylemiş:
Ne taaccüp ediyorsun buna dünya derler
Duyulan herzelere onda nihayet yoktur
Yerin altında öküz var mı dedi bir meczup
Onu bilmem dedim, fakat üstünde pek çoktur.

İlerlemenin kaynağı, sürekli araştırmadır,
bu da
"acaba tersi doğru olabilir mi"
diye düşünmekten geçer ...
.

