hülya konar'ın kişisel değişim ve gelişim, kariyer, iş hayatı, insan ilişkileri konusunda bilgi, kişisel tecrübe ve gözlemlerini paylaştığı web günlüğü. hülyaca ❤: Mart 2008

ibrikçibaşı'yı bilirmisiniz



İbrikçibaşı' nın hikayesini bilirmisiniz...

Aslında bu hikaye ünlüdür..

"Kumandanın biri emekli olmuş.
Ona buna emir verme olanağını yitirmiş.
Ne karşısında saygıyla ayakta duranlar,
ne bir yere girerken saygıyla ayağa kalkanlar...

Kimsenin artık önemsediği yokmuş emekliyi.
Adam bu ilgisizlik karşısında bunalmaya başlamış.
O tarihte Yenicami helaları önünde
ihtiyacı olanlara parayla su satan ibrikçiler varmış.

Bizim emekli de orada kendine bir yer bulup,
ibrikçiliğe başlamış.
Ancak ayrı ayrı renklere boyamış her ibriği;
örneğin birini sarıya,
ötekini maviye, üçüncüsünü kırmızıya...



Sıkışanlar hızlıca önüne gelip ibriklerden
birine uzandılar mı,
o hemen oturduğu yerden:
- Bırak onu sarıyı al, dermiş...
Sarıyı alan olursa:
- Bırak onu, maviyi al...

Böylece emir verme özlemini rahatlatırmış...

Eski İstanbul lular bu hikayeden kinaye,
ona buna gereksiz yere kumanda etmeye kalkanlara
"İbrikçi başılık ediyor", derlerdi.

Küçük ve ezik yönetici profillerinde çok rastlanır bu duyguya.
Ellerine fırsat geçti mi, önemlerini kanıtlamak için
yapmadıkları densizlik kalmaz.

Çevrenizde çok vardır böyle profillerden.
Alt kademelerde, üst kademelerde,her yerde.

Sanırım en geniş tutku, kişilik tutkusudur bizim toplumda.
Kişilik sahibi olmak, kişilik sahibi olduğunu göstermek,
kişiliğini kanıtlamak; gerilmiş dudaklarda, sert bakışlarda,
çatık kaşlarda yalazlanır durur...

Peki ama kişilik nedir?
Kimseyi umursamamak, başkalarına üstün ve
korkutucu görünmek gibi katı davranışlar dizisi midir?

Genellikle böyle ilkel bir rolü benimsemekte aranmaktadır kişilik.
Oysa kişilik ancak yaratmakla mümkündür.
Iyi ilişkiler yaratmak, iyi hizmetler yaratmak,
önce kendine sonra etrafına saygınlık yaratmak...

Yaratıcı olmayanların kişiliği bir taklitten ibarettir.
Kimlerden korkuyor, kimlerin önünde eziliyorlarsa;
onları taklit ederler.

Özellikle bürokraside çok açık görülür bu.
Ve bir toplumda yaratıcılık ne kadar gerideyse,
kişilik tafrası da o kadar yukarıdadır.
Hiçbir şey yaratmayan bir insan,
neyin kişiliğini taşımaktadır içinde?

Yaratıcılığı burada çok geniş anlamda değerlendirmek gerek.
Çevresinde mutluluk yaratmaktan, bir kilim nakışı yaratmaya;
bir yeni fizik formülü yaratmaktan,
insanlarda bilinç yaratmaya;
sanatı ve doğayı yeniden içinde yaratmaya kadar;
insana özgü bir beyin ve gönül dinamizmi olarak,
derin bir öz olarak görmek gerek
burada yaratıcılığı...

Böyle bir çilesi, böyle bir endişesi,
böyle bir yaşam ırmağı olmayanlar,
kendi kuruluklarının odunluğunda höthötçülükten medet umarlar.

Ve daha olmazsa kenefe çevirdikleri hayatların
önünde taharet suyu satarak ibrikçibaşılık ederler..."




yazının tamamı

bakınca görmüş mü oluyoruz?



Arjantinli ünlü golfçü Robert Vincenzo yine bir ödül kazanmış,
ödülünü alıp kameralara poz vermiş.

Ardından klubüne uğramış, eşyalarını toplayıp otoparktaki
arabasının yanına doğru yürümüş.
O sırada yanına bir kadın yaklaşmış.

Vincenzo´yu kutladıktan sonra ona küçük bir bebeğini olduğunu,
bebeğin çok hastalandığını ve hastane masraflarını karşılayamadığını
onun her gün biraz daha ölüme yaklaştığını anlatmış, bir çırpıda.
Kadının anlattıkları Vincenzo´yu çok etkilemiş.
Hemen çek defterini çıkarmış ve turnuvadan kazandığı paranın
bir bölümünü yazıp imzalamış.
Çeki kadına uzatmış.
O sırada kadına "umarım bebeğinin iyi günleri için harcarsın" demiş.



Ertesi hafta Vincenzo klupte öğle yemeğini yerken
Golf derneği´nin bir üyesi yanına yaklaşmış ve
"otoparktaki çocuklar, geçen hafta siz turnuvayı kazandığınız gün
bir kadının yanınıza yaklaştığını ve sizinle konuştuğunu söylediler" demiş.

"Evet" demiş Vincenzo, "bunun nesi garip ?".

"Garip değil tabi ki" demiş adam,
" ama size bir haberim var o kadın bir sahtekarmış.
Sizin gibi zengin kişilere yaklaşıp hasta bir bebeği olduğunu söyleyip
para koparırmış. Korkarım sizden de koparmış."

Vincenzo şaşkınlıkla " yani ölümü beklenen bir bebek yok mu ?" demiş.

"Yok" demiş adam.

"İşte bu hafta duyduğum en iyi haber" demiş Vincenzo...

İşte buna bakış açısı farkı diyoruz.

Kimi parasını kaybettiğine üzülür ama kimi de Vincenzo gibi
ölümü bekleyen bir bebek olmamasına sevinir.
Aynı pencereden dışarı bakan iki kişiden biri sokaktaki çamuru,
diğeri gökyüzündeki yıldızları görebilir.

Seçim bakanın gözlerine değil kafasının içindekilere aittir ...



yazının tamamı

dünyayı güzellik kurtaracak



"Öğrenmesi gerekli, bilmiyorum; tüm insanların dürüst ve adil olmadığını.
Fakat şunu da öğret ona; her alçağa karşılık bir kahraman,
her bencil politikacıya karşılık kendini adamış bir lider vardır.
Her düşmana karşılık bir dost olduğunu öğret ona. Zaman alçak biliyorum.
Fakat eğer öğretebilirsen ona, kazanılan bir doların bulunan beşinden
daha değerli olduğunu öğret.

Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve hem de kazanmaktan neşe duymayı.
Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu.
Eğer yapabilirsen, sesiz kahkahaların gizemini öğret ona.
Bırak erken öğrensin zorbaların görünüşte galip olduklarını.
Eğer yapabilirsen, ona kitapların mucizelerini öğret.

Fakat ona sessiz zamanlar da tanı.
Gökyüzündeki kuşların, güneşin yüzü önündeki arıların ve
yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin ebedi gizemini düşünebileceği.

Okulda hata yapmanın hile yapmaktan çok daha onurlu öğret ona.
Kendi fikirlerini inanmasını öğret, herkes ona yanlış olduğunu söylediğinde dahi.
Nazik insanlara nazik, sert olanlara karşı da sert olmasını öğret ona.
Herkes birbirine takılmış bir yönde giderken, kitleleri izlemeyecek gücü
vermeye çalış oğluma.

Tüm insanları dinlemesini öğret ona. Fakat tüm dinlediklerini gerçeğin
eleğinden geçirmesini ve sadece iyi olanları almasını da öğret.
Eğer yapabilirsen, üzüldüğünde bile nasıl gülümseyeceğini öğret ona.
Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğret.
Herkesin sadece kendi iyiliği için çalıştığına inananlara dudak bükmesini
öğret ona ve aşırı ilgiye dikkat etmesini. Ona kuvvetini ve beynini
en yüksek fiyatı verene satmasını, fakat hiçbir zaman kalbi ve ruhuna
fiyat etiketi koymamasını öğret.

Uluyan bir insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret ona.
Ve eğer kendinin haklı olduğuna inanıyorsa dimdik dikilip savaşmasını öğret.

Ona nazik davran, fakat onu kucaklama. Çünkü ancak ateş çeliği saflaştırır.
Bırak sabırsız olacak kadar cesarete sahip olsun. Bırak cesur olacak sabrı olsun.

Ona her zaman kendisine karşı derin bir inanç taşımasını öğret.
Böylece insanlığa karşı da derin bir inanç taşıyacaktır.
Bu büyük bir taleptir, ne kadarını yapabilirsen bir bak bakalım.
O, ne kadar iyi, küçük bir insan.
Oğlum."

Abraham Lincoln





dünyayı güzellik, sevgi, barış kurtaracak!


yazının tamamı
5 ツ

CV'niz önce sizi pazarlamalı !



CV yani özgeçmiş yada curriculum vitae.

Bir çok kişi özgeçmişin iş başvurusunda formalite gereği
hazırlanması gereken bir belge olduğunu düşünerek
oldukça büyük bir yanılgıya düşerler.

Aksine, özgeçmişiniz sizi hiç tanımayan yöneticiye
kendinizi tanıtacak bir satış belgesidir ve
kesinlikle çok ama çok önemlidir.

AMACI NEDİR?

Özgeçmişiniz, işvereni başvurduğunuz pozisyona uygun
niteliklere sahip olduğunuza inandırmanın ilk aşamasıdır.

Bu amacınızı özgeçmişinizde göstermeniz için içeriğinde
bulundurmanız gerekenler ise;

Başvurduğunuz işle doğrudan ilgili becerileriniz,
İşle doğrudan ilgili profesyonel iş tecrübeniz,
kişisel özellikleriniz ve becerileriniz,
başvurulan işin gereklerini tam olarak anladığınızı
doğrulayan bölümlerdir.





Kariyer koçu Robin Ryan'ın
600 İnsan Kaynakları yöneticisiyle yaptığı ankete göre
online özgemişinizde kullanacağınız
bazı bilgilerle rakiplerinizden bir adım öne geçebilirsiniz.

Anahtar sözcük. Online özgeçmişler belirli kelimeler
girilerek filtrelendiği için, yeteneklerinizi,
başarılarınızı ve geçmiş deneyimlerinizi yazarken
kullandığınız kelimeler hayati önem taşıyor.
Pazarlama yapın.
Özgeçmişinizde dört cümleden az altı
cümleden fazla olmamak kaydıyla, yeteneklerinizi ve
deneyimlerinizi belirten bir bölüm olsun.
Sonuçları gösterin.
İşverenler işi yapabileceğiniz gösteren deliller
isterler. Önceki işlerinizden bahsederken performansınızı,
işin sonunda başardıklarınızı ve şirketin bundan nasıl bir
fayda sağladığını belirtin.

Örneğin, “düzenlenen yıllık konferansa yeni konuşmacılar
ve programlar ekleyerek katılımın yüzde 17'den
yüzde 20'ye çıkmasını sağladım” gibi.

Yazılarınız kısa ve öz olsun.
İki sayfayı aşmayan, kısa ve öz özgeçmiş en iyisidir.
İş aradığınız sektörü ya da pozisyonu ilgilendirmeyen
bölümleri çıkarabilirsiniz. Geçmiş iş deneyimlerinizi
en son işinizden başlayarak sıralayın.
Eğer çok uzun süredir çalışıyorsanız son 5-7 yıl içindeki
deneyimlerinizi yazın. Görsel çekicilik katın.
Online bir özgeçmiş kolay okunabilir,
kesin ve profesyonel olmalıdır.
Cümlelerin sonundaki noktadan sonra tek bir boşluk bırakın.
Hem online özgeçmişiniz hem de normal özgeçmişinizde
yazım kurallarına özen gösterin.
Times New Roman ya da Arial karakterlerinin
12-14 boyu en idealidir.
Önemli noktaları öne çıkarmak için madde ikonu kullanabilirsiniz.

Açık olun. Genellemelerden kaçının.
En az kelimeyle ne demek istiyorsanız açıkça onu söyleyin.
Doğruyu söyleyin.
Yeteneklerinizi, özelliklerinizi
ve deneyimlerinizi aktarırken abartıdan uzak durun
ve gerçeği söyleyin.
Kısaltma kullanmaktan kaçının.
Okulların, şehirlerin isimlerinde kullandığınız
kısaltmalardan uzak durun,tam halini kullanın.
Herkes bu kısaltmaları bilmiyor olabilir.

Geçmiş zaman kullanın.
Önceki iş deneyimlerinizden bahsederken
yaptıklarınızı geçmiş zaman kullanarak anlatın.
Örneğin; “satış raporlarını hazırlamak” yerine
“satış raporlarını hazırladım” dediğinizde geçmişte
bu işi yaptığınızı ve tekrar yapabileceğinizi belirtiyorsunuz.

Herhangi bir hatadan ya da yazım yanlışından kaçının.
Özgeçmişinizde yer alan fazlalıkları atın,
okunabilir bir hale getirin.
Fazla kişisel bilgiye yer vermeyin.
Boy, kilo gibi bilgileri özgeçmişinizde
yazmanıza gerek yok.
Yaş, cinsiyet gibi bilgiler yeterlidir.
Negatif bilgi vermeyin.
Neden işten çıkarıldığınıza ya da uzun bir hastalık süreci
geçirdiğinize dair bilgiler için özgeçmiş doğru bir yer değildir.
Bu tür konular yüzyüze görüşmelerde konuşulmalıdır.


http://www.robinryan.com/
http://www.mylifecoach.com/
http://www.impressivecvs.co.uk/
http://www.cv-library.co.uk/index.html


yazının tamamı