hülya konar'ın kişisel değişim ve gelişim, kariyer, iş hayatı, insan ilişkileri konusunda bilgi, kişisel tecrübe ve gözlemlerini paylaştığı web günlüğü. hülyaca ❤: Temmuz 2008
20 ツ

İş hayatı bütün lise ve üniversitelerden daha zor bir okuldur

Thomas A. Edison

Az önce izlediğim filmi hiç bir noktasını atlamadan
yazmak istiyorum.Sonunu tahmin edemediğim bir film ...

Pazarlama dünyası ve satış ana teması olan filmleri izlemek bana
hep iyi gelmiştir. Heyecanlanıyorum izlerken ...

"Son defa" 2006 yapımı , Michael Keaton, Brendan Fraser,
Amber Valletta nın başrolünde olduğu bir film.
İzleyenler mutlaka vardır.

New York da bir adam düşünün.
Pazarında 1 numara olan bir şirkette kendi de
1 numara bir adam bu ,beyin yani ve herkesin gözü onun üstünde.
Hem çok bilgili,tecrübeli hem de karizmatik ve kendisine çok da güveniyor.
Hani "sallamaz" bir havası var !
Zaten bunu belli etmek içinde ağzında hep bir sakız var.
Tabi cak cak çiğnemiyor:)

Bu adamın ismi Ted yani Michael Keaton.
Ve Ted e yeni bir satış partneri /eküri/ geliyor. Jamie ismi.
Jamie satış konusunda beceriksiz ve öğrenmeye kapalı bir adam.
İşe yeni başlamasına rağmen defalarca işten kovulma noktasına geliyor.
İş akdi feshi söz konusu yani :)
Büyük patron Jamie ye 2 hafta süre veriyor.
Ya satışlarını düzelt yada gideceksin diyor.
Devreye Ted giriyor koçluk yapması için ona emanet ediliyor Jamie.

Buarada Jamie nin oldukça güzel bir nişanlısı var.Belissa ismi.
Belissa Jamie nin iş konusunda çok beceriksiz bir adam olduğunu
bilmekte ama düzeleceği umuduyla ilişkisine devam etmekte.
Hatta satış olmayınca parada olmuyor diye evlilik tarihlerini bile
ötelemek zorunda kalıyorlar.

Birgün Jamie bir toplantıda çok içiyor ve onu evine Ted bırakıyor.
Ted Belissa yı görüyor.Daha önce de birkaç kez karşılaşmışlardı.
İlk kez bukadar yakınlaşıyorlar ve hani şu gündemdeki
izdivaç programlarında birtürlü bulunmayan "elektrik" oluşuyor
ve elektrik bunları çarpıyor :)

Newyork un satış pazarında kral olan Ted in hayatı, böylece
arkadaşının nişanlısıyla yaşadığı gizli ilişki yüzünden,
bir karmaşaya doğru sürüklenmeye başlıyor.

Geçmişte bir kadın tarafından terkedilen ve buyüzden uzun süreli
ilişkilerden uzak duran Ted, Belissa ya kontrolünün dışında
aşık oluyor. Belissa nın Jamie den ayrılmasını ve yanına taşınmasını istiyor.

Buarada Belissa tam Jamie ye ayrılmak istediğini söyleyeceği sırada,
Jamie nin profesyonel görüntüsünün altındaki çaylak ruha
daha fazla dayanamayan şirket Jamie nin işine son veriyor
ve Jamie bunalıma giriyor,kendini bilmez hale geliyor.

Belissa Ted e aşık olsa da ,Jamie nin bu haline dayanamıyor kıyamıyor ve
Ted den düşünmek için süre istiyor.

Bu olaylar olurken biranda hayatı ve düzeni değişen Ted işten uzaklaşıyor.
Kafasını toparlayamıyor.
Şirketin beyni olan Ted in bu hali yüzünden şirkette işler de
kötüye gitmeye başlıyor.

Belissa kararını veriyor ve Jamie yi bu durumda bırakamayacağını ve
onu da alıp New York dan ayrılacağını söylüyor.

Ted perişan... O dağ gibi adamın gözlerinin dolduğu anı görmenizi isterdim.

Ayrılıyorlar...

sanmıştım ki Belissa Jamie yi gönderip kendisi kalıyor...

Ted in bu halini de görmenizi isterdim.

Ted Belissa nın eşyalarını almak için onun evine gidiyor,kendi evine taşıyacak.
Ama ev bomboş...
Ted şaşkın...Belissa Belissa diye bağrıyor...Ama Belissa yok gitmiş.

Buarada başka bir yerde büyük bir parti var.
Partiyi Ted in bir numaralı rakibi veriyor...
Zafer kutlaması bu...

Niye mi?

Jimie ve Belissa nın zaferini kutluyorlar.
Jimie ve Belissa rakip firmanın tuttuğu iki adam...

Ve olan biten herşey bir oyunmuş aslında.
O kadar güzel oynadılar ki hem Ted in çalıştığı firmayı pazardan sildiler,
hem de Ted i ...

Rekabet duygusu böyle bir şey işte...

Ted boş evde Belissa yı ararken bir kutu görüyor ve kutunun içindeki
evraklar ve fotoğraflar herşeyin bir oyun olduğunu gösteriyor.

Zavallı Ted,oyuna geldiğini anlıyor ve perişan bir ruh halinde
ani bir kararla New York dan apar topar ayrılıyor.

Belissa ise kutlama partisinde patronundan taktirleri alıyor ama o anda
kendisine bile itiraf edemediği şeyi hissediyor.
Ted e aslında aşık olduğunu...

Koşarak partiden ayrılıyor.Eve geliyor bu sefer o Ted Ted diye bağırıyor
ama Ted yok gitmiş.

Ve işte aşağıdaki gibi ağlıyor...



Film de bitiyor...

Ben filmin sonunu tahmin edemedim.
Süpriz oldu benim için...
Harold S. Geneen 'in dediği gibi;

"İş hayatındaki sürprizlerin yüzde doksan dokuzu olumsuzdur."







film etiketli diğer yazılar


yazının tamamı
32 ツ

o kadar mutluyum ki söylemeye utanıyorum



"Fransız düşünürü Voltaire , neredeyse bütün hayatı boyunca
ya hastaydı ya hastalık hastası.

41 yaşında bir arkadaşına yazdığı mektupta "gene" hastalandığından
şikâyet etti ve "birkaç yıllık ömrüm kaldı" dedi.
Voltaire, bu mektubu bitirdikten 43 yıl sonra öldü.

Her Allah'ın günü bir şeyin kanser yaptığı veya kansere iyi geldiğinin
açıklandığı bir dünyada yaşıyoruz.
Sıska, sıkı ve sağlıklı yaşamak neredeyse din haline geldi.
Voltaire, kolesterol, trigliserid, AIDS ve kuş gribinin bilinmediği
çağların adamıdır.
Bir şeyleri doğru yapmış olmalıydı ki, insanların genellikle kırkına
gelmeden öldüğü on sekizinci yüzyılda, 84 yaşına kadar yaşadı ve
bir daha kalkmamak üzere yatağa düşünceye kadar aktif bir hayat sürdü.

Voltaire'in uzun ömrünün sırrı ne olabilir?




Uzun yıllar düşünür için sekreter ve uşak karışımı bir şey olan
Sebastien Longcahmps, Voltaire'in hep
"İnsanın sağlığı tamamen kendi ellerindedir" dediğini yazdı.

"Bunun üç temel ayağı var derdi:
ayıklık, her şeyde ölçülü olmak ve hafif egzersiz yapmak.
Kaza dışında, insanın başına gelen bütün hastalıklarda bizi sağlıklı
halimize iade etmeye uğraşan doğaya yardımcı olmak yeter.
İnsan aşağı yukarı her zaman diyetinde sıkı olmalı, uygun ve sürekli
sıvı almalı ve hep basit şeyler yemelidir.
Yanında bulunduğum süre içinde onu hep bunları yapar gördüm."

Bunlar büyük bir sır değil aslında. Her şeyde ölçülü olmak aklı
başında her insanın uyguladığı bir prensiptir.

Bence Voltaire'in uzun ömrünün sırrı vücudunda değil kişiliğindedir.
Voltaire uzun yaşadı, çünkü mutluydu.
Öğrenmeye meraklıydı ve müthiş zengin olmasına rağmen,
bir dakikasını boşa harcamadı.
Ölmeye vakti yoktu.
Binlerce mektup, yüzlerce sahne oyunu, kitap, makale yazdı.
Saray yavrusu evinde her zaman misafir vardı.
"Ben Avrupa'nın hancıbaşısıyım" dedirtecek kadar.

Adaletsizliğe hiç tahammülü yoktu. İlkel Fransız yargısının hışmına
uğramış insanları kurtarmak için, tek başına, tarihe geçmiş
kampanyalar yürüttü. İnsanların hakları olmayan bir dönemde insan
hakları için mücadele etti.
Kiliseyle ve bağnaz rahiplerle yaşam boyu dalga geçti.
Ölüm döşeğinde papazlar onu pişmanlık getirmeye,
şeytanı lanetlemeye davet ettiklerinde
"Şimdi yeni bir düşman kazanmanın zamanı değil" dedi.
Seksle başı pek hoş değildi.

Bence, Voltaire'in en büyük özelliği yaşamdan zevk almasıydı.

"O kadar mutluyum ki utanıyorum" diye itiraf etti bir arkadaşına.

"Ben neredeysem dünya cenneti oradadır" dedi.

Son bir şey daha var, onu unutmayayım.

Hiç evlenmedi. ""

Milliyet yazarlarından Metin Münir'e ait bir yazı bu.
Dikkatimi "Voltaire" ismi çekti.

Zeka'nın huzur vermediği insanlardan ! olduğunu düşündüğüm
Voltaire nin,din ve devlet adına değişik ve beni hiç ilgilendirmeyen
düşüncelerinden ve hayat tarzından bağımsız olarak,ölçülü
kendine güvenen havası,çok bilmiş tavrının altında yatan harbi
"biliyor " olması,karşısındaki adamın aklı kadar konuşmayı
ve ona cevap vermeyi beceriyor olması yani bu tarzı ve
hep birşeylerle ilgilenip hiç boş durmaz bir yaşantı tercihine istinaten
"büyük adam" kategorisindedir benim arşivimde...

Hayatınız boyunca çok sıkıntı çekiyorsunuz ama aynı zamanda da
"O kadar mutluyum ki utanıyorum" diyorsunuz...
Simsiyah hayatınızda pespembe gözlüklerle dolaşıyorsunuz...
Ama kendinizi ve çevrenizdekileri kandırmıyorsunuz
bu pembe gözlüklerle.

Son zamanlarda bir "optimistlik" yada halk deyimiyle:)
"bardağın dolu tarafından bakmak" olayı var...
Elinizi sallasanız bardağın dolu tarafından bakana çarpıyor.
Mazeret bulmak/yaratmak demek değil ki bardağın dolu tarafından bakmak.

Adam oturmuş içiyor,

"içiyorsam bir derdim var demekki.

Bide böyle düşün diyor."

"Bardağın dolu tarafından baksana diyor".

Yok daha neler :)


:)

yazının tamamı

ben yoksul yaşar usta



bizim aile

Başta birbirini yiyen insanların zorluklar karşısında
kenetlenip , aile olmalarını anlatan ve aslında anlayana
çok şey anlatan bir film...

"Yaşar usta- Saim beyi görecektim.
Sekreter - Randevunuz var mı?
Yaşar usta- Yok. Ama Yaşar Usta derseniz beni kabul eder.
Çok önemli.
Sekreter - Hiç sanmıyorum ama bir sorayım.
(telefonda) Saim bey, Yaşar Usta diye biri
sizinle görüşmek istiyor.
Peki efendim.
(Yaşar Usta’ya) sizi bekliyorlar, buyurun.
(içeri girer)
Saim bey- Söyle ne istiyorsun?

bizim aile


Yaşar usta - Bak beyim, sana iki çift lafım var.
Koskoca adamsın.
Paran var, pulun var, her şeyin var.
Binlerce kişi çalışıyor emrinde.
Yakışır mı sana, ekmekle oynamak.
Yakışır mı bunca günahsızı,
çoluğu çocuğu karda kışta sokağa atmak, aç bırakmak.
Ama nasıl yakışmaz.
Sen değil misin öz kızına bile acımayan,
bir damlacık saadeti çok gören.
Anlamıyor musun beyim, bu çocuklar birbirini seviyor.
Ama ben boşuna konuşuyorum.
Sevgiyi tanımayan adama sevgiyi anlatmaya çalışıyorum.

Hıh!..
Sen büyük patron, milyarder, para babası,
fabrikalar sahibi Saim bey.
Sen mi büyüksün.
Hayır ben büyüğüm, ben, Yaşar Usta.
Sen benim yanımda bir hiçsin, anlıyor musun, bir hiç!
Gözümde pul kadar bile değerin yok.
Ama şunu iyi bil, ne oğluma ne de gelinime
hiç bir şey yapamayacaksın.
Yıkamayacaksın, dağıtamayacaksın, mağlup edemeyeceksin bizi.
Çünkü biz birbirimize parayla pulla değil,
sevgiyle bağlıyız.
Bizler birbirimizi seviyoruz.
Biz bir aileyiz.
Biz güzel bir aileyiz.
Bunu yıkmaya senin gücün yeter mi sanıyorsun.
Dokunma artık aileme.
Dokunma çocuklarıma.
Dokunma oğluma!
Dokunma gelinime!
Eğer onların kılına zarar gelirse ben,
ömründe bir karıncayı bile incitmemiş olan ben,
Yaşar Usta,
hiç düşünmeden çeker vururum seni.

Anlıyor musun?

Vururum ve dönüp arkama bakmam bile...

(çıkar gider)”











yazının tamamı

yar, bana bir eğlence gerek




"( İnsan ) = ( yemek ) + ( uyumak ) + (üremek) +
( para kazanmak için çalışmak ) + (eğlenmek )

( Eşek ) = ( yemek ) + ( uyumak ) + (üremek) olduğuna göre ;

ilk denklemde bulunan,

( yemek + uyumak + üremek ) yerine ( Eşek ) koyabiliriz. ..

Öyleyse;

( İnsan ) = ( Eşek ) + ( para kazanmak için çalışmak ) + ( eğlenmek )

bu yeni denklemde her iki taraftan ( eğlenmek ) çıkartılırsa ;

( İnsan ) - ( Eğlenmek ) = ( Eşek ) + ( para kazanmak için çalışmak )

yani ;

Eğlenmesini bilmeyen insan, sadece para kazanmak için
çalışan eşekten başka bir şey değildir!"


Kendimize vakit ayıralım!





yazının tamamı