hülya konar'ın kişisel değişim ve gelişim, kariyer, iş hayatı, insan ilişkileri konusunda bilgi, kişisel tecrübe ve gözlemlerini paylaştığı web günlüğü. hülyaca ❤: Eylül 2008
21 ツ

hayatı ıskalama lüksün yok senin



Nazım Hikmet'in "Aşk Üstüne" isimli hikayesini
paylaşıyorum sizinle.

Okurken farkettim ki O, aşkdan bahsetmiş ama
siz "aşk" kelimesinin yerine neyi yada
kimi koyarsanız aslında ondan ve o durumdan bahsediyor...

Çünkü "aşk" sadece sevgiliye duyulan bir duygu değildir!

İsterseniz işinizi veya yaptıklarınızla değil de
yapmadıklarınızla sizi yargılayan kişileri yada
arkadaşınızı veya sizi mutsuz eden bir olayı düşünün.

" Hayatı ıskalama lüksün yok senin " diyor...

Sizin var mı bilemiyorum ama benim y o k!


hayatı ıskalama lüksün yok senin


"Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına
inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan,
için rahat olsun.

Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve
yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme
yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.

Sen kendini paralarken o her zaman
bahaneler bulmaya hazırdır.
Hani ağzınla kuş tutsan
'Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?'
diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin...

İki ucu keskin bıçaktır bu işin.
Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın hep.
Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur.
İyi halin cezanda indirim sağlamaz.

Sen, 'Ama senin için şunu yaptım' derken o,
'şunu yapmadın' diye cevap verecektir.

Ve ne söylesen karşılığında mutlaka
başka bir iddiayla karşılaşacaksındır.

Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.

Özledin, içtin, ağladın, güldün,şarkılar söyledin,
düşündün, şiirler yazdın.

'Peki o ne yaptı' deme.
Herkes kendinden sorumludur aşkta.
Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine
engeller koyuyorsa bu onun sorunu.
Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği
bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa
sen ne yapabilirsin ki onun için?

Hayatı ıskalama lüksün yok senin.
Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.

Her zamanki gibi yaşayacaksın sen.
'Acılara tutunarak' yaşamayı öğreneli çok oldu.

Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü
bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek
kişiye bağlamadın ki....
Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.
Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu?

Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip
yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.
Yine içeceksin rakını balığın yanında.
Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası...
Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve
biliyorsun aslolan yürektir.
Yürek sesi ne bilmeyenler,ya da bilip de duymayanlar
acıtsa da içini unutma;
yaşadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte.

Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde
taşıdığın sevda duygusunu.

Elbet bitecek güneşe hasret günler.

Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve
minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri
dolduracak yüreğini...

Unutma;

Hayatı ıskalamaya lüksün yok senin....
"


Nazım Hikmet

Yahya Kemal'in Nazım Hikmet'e verdigi
edebiyat dersi günlerinde yaşanan bir olay ...
Hasan Pulur ' un kaleminden Pardösü Hikayesi

Nazım Hikmet'in sonradan bulunmuş cezaevi mektupları


yazının tamamı
36 ツ

dar yerden çıkanlar geniş yerlere sığmazlar



Hüzünlü bir soyadı hikayesidir bu.

"1934 yılında soyadı kanunu çıktı,
her türk kendine bir soyadı alacaktı.

Herkes kendi soyadını kendisi seçtiği için
insanların bütün gizli aşağılık duyguları ortaya çıktı.


aziz nesin


Dünyanın en cimrileri 'eli açık',
dünyanın en korkakları 'yürekli',
dünyanın en tembelleri 'çalışkan' gibi soyadları aldılar.

Bir mektup yazabilecek zamanda ancak imzasını atabilen
bir öğretmenimiz kendisine 'çevikel' soyadının almıştı.

Irkçılığın yayıldığı günler olduğundan,
özellikle Türklüğü karışık olanlar ırkçılığı anlatan
soyadlarını kapışıyorlardı.

Her türlü yağmada hep sona kaldığım için
güzel soyadı yağmasında da sona kaldım.

Bana, ortada böbürlenebileceğim bir soyadı kalmadığından,
kendime 'nesin' soyadını aldım.

Herkes 'nesin' diye çağırdıkça
ne olduğumu düşünüp kendime geleyim istedim.
"

Aziz Nesin


Okuduğum zaman beni çok etkileyen bu yazıyı Aziz Nesin' in
siyasi dünya görüşünden bağımsız olarak paylaşıyorum.

Ve aklımdan sadece
İnsanın ne olduğunu bilmesi
ve
kelimeleri ustaca kullanmanın bir sanat olduğu
geçti .


Bu anıya rastladığım yer

Aziz Nesin hakkında

Oğlu matematik bilimcisi Ali Nesin

Nesin Matematik Köyü

Can Dündar' dan "Aziz Nesin'in aşk mektupları nasıl yakıldı"

Aziz Nesin Sözleri


güncelleme / 21.10.08

yorum yapan arkadaşlarımdan sevgili
STICKMAN ve BETUL ,
Aziz Nesin'in "şimdiki çocuklar harika"
isimli kitabından bahsetmişler.

merak ettim.okumamıştım.
konusu ilgimi çekti.

belki (tekrar) okumak isteyebilirsiniz düşüncesi ile
143 sayfa olduğu için pdf formatında sizinle de paylaşıyorum.

ekteki dosyaya bana ait linkden ulaşabilirsiniz...


"şimdiki çocuklar harika" pdf dosya / hülya


yazının tamamı

pembe panjurlu evi gören kim?



... Bu da bilimcilerin şu soruyu sormasına neden oldu:

"Öyleyse gören kim?
Beyin mi yoksa gözler mi?
Peki gerçek nedir?
Gözlerimizle gördüğümüz müdür,
yoksa beynimizle gördüğümüz müdür?"



video



maddenin ardındaki sır ve kuantum


yazının tamamı

ortada kuyu var yandan geç



Evin minik faresi, duvardaki çatlaktan bakarken
çiftçi ve eşinin mutfakta bir paketi açtıklarını gördü.

Kendi kendine:
"İçinde hangi yiyecek var acaba?" diye düşündü.

Bir süre sonra gördüğü paketin bir fare kapanı
olduğunu anladığında yıkılmıştı.

"Evde bir fare kapanı var!, evde bir fare kapanı var!"
diye bağırarak telaşla bahçeye fırladı.

Çevik ve hızlı hareket etmesinden dolayı fareyi
kıskanan evin diğer hayvanları bahçedeydi.

Minik fareyi telaş içinde gören tavuk,
umursamaz ve bilgiç bir tavırla başını kaldırdı
ve gıdakladı:
"Zavallı farecik... Bu senin sorunun, benim değil.
Bana bir zararı olamaz küçücük kapanın" dedi.
"Ee sonun geldi küçük fare" diye de gülümsedi.

Tavuktan destek bulamayan farecik bu sefer telaşla
domuzun yanına koştu ve
"Evde bir fare kapanı var! Evde bir fare kapanı var!"
diye adeta çırpındı.
Domuz ise "Çok üzgünüm fare kardeş ama
dua etmekten başka yapacağım bir şey yok.
Dualarımda olacağından emin ol" dedi.

Minik fare çaresizlik içinde ineğe döndü ve
"Evde bir fare kapanı var, evde bir fare kapanı var!" dedi.
İnek;
"Bak fare kardeş, senin için üzgünüm ama
beni hiç ilgilendirmiyor." dedi.

Hepsinin amacı biran önce fareden kurtulmaktı.
Fırsat buldukça,hepsi fareyi evsahibine şikayet ediyorlardı.
Kuyusunu kazıyorlardı.

Sonunda farecik, başı önde umutsuz şekilde eve döndü.
Çiftçinin fare tuzağı ile bir gün tek başına karşılaşmak
zorunda olduğunu anladı.

O gece evin içinde sanki ölüm sessizliği vardı.
Minik farecik aç ve susuzdu.
Tam yorgunluktan gözleri kapanacaktı ki birden bir ses duyuldu.
Gecenin sessizliğini bölen gürültü, fare kapanından geliyordu.

Çiftçinin karısı, ne yakalandığını görmek için yatağından
fırladı ve mutfağa koştu. Karanlıkta kapana, zehirli bir
yılanın kuyruğunun kısıldığını fark edememişti.

Kuyruğu kapana kısılan yılanın canı yanıyordu ve aniden
çiftçinin karısını ısırdı.
Çiftçi, karısını apar topar doktora götürdü.
Doktor, zehiri temizledi sardı.
Çiftçi karısını eve getirdi, yatırdı.
Karısının ateşi yükseldi ve bir türlü düşmüyordu.
Kadıncağız ateş ve ter içinde kıvranıp duruyordu.

Doktor ilaçlar ile birlikte hergün taze tavuk suyu
çorbası içmesi gerektiğini söyledi,
çiftçi de bıçağını alıp bahçeye koştu...

Karısı taze tavuk suyu çorbasını içti, biraz kendine geldi.
Karısının hastalığını duyan komşular ziyarete geldiler.
Onlara ikram etmek için çiftçi domuzunu kesti.
Çiftçinin karısı gittikçe kötüye gidiyordu.
Yılan, belli ki çok zehirliydi.
Birkaç gün sonra çiftçinin karısı iyileşemedi ve öldü.

Cenazeye çok sayıda kişi gelince,hepsine yeterli
et sağlamak için çiftçi ineği mezbahaya yolladı.

Fare tüm bu olanları büyük üzüntü ile duvardaki deliğinden izledi...

Zor durumlarda bile umudumuzu ve
kendimize olan güvenimizi asla kaybetmeyelim...


ayrıca unutmayalım;

Bugün bizi ilgilendirmediğini düşündüğümüz
bir tehlike,yarın bizim içinde tehlikeli olabilir...



thanks for making me a fighter

anonim bir hikayedir


yazının tamamı
28 ツ

bazen

insan bazen kaybolmak ister,

kendi kendine kalmayı özler

hayaller kurmayı sever,

gerçekler bazen az gelir

bu dünya bazen dar gelir,

bu hayat boş gelir...



























ve bu son karikatürün ise,
benim katılarak gülmeme sebep olmasından
başka hiç bir bağlantısı yok bu yazıyla :)




yazının tamamı