Adamın biri, sirk müdürüne gelir ve der ki :
“ Beyefendi , ben çok iyi kuş taklidi yaparım ,
sirkinizde bana göre bir iş istiyorum. ”
Sirk müdürü :
“ Bizim kuş taklidi yapan adamımız var.
Zaten herkes kuş taklidi yapabilir.
Ne var bunda? ”
derse de , kuş taklidi yapan adam :
“ Ama benim gibisini bulamazsınız,
bana şans verin , ben sahici kuş gibi olurum. ”
diye ısrar eder , ama onu dinlemek bile istemeyen
sirk müdürünü ikna edemez .
Bunun üzerine kuş taklidi yapan adam ,
bir anda kollarını çırpar ve
kuş olup açık pencereden uçar gider . . .
Sirk müdürü arkasından “ aman, aman! ” diye feryat etse de,
sesini bir daha işittiremez . . .



yorum yapıldı: 15
kapınıza gelenin kim olduğunu onu yitirdikten sonra anlamak ne kötü, hayatta bazı şeylerin tekrarı yok ne yazık... her durumda karşıdakine bir şans vermek veya şansını kullanmasını engellememek lazım...
Önyargı!
Hayatta herkese bı sans tanınmalı dınlenmelı dıyorum bende..
Özellikle bizim ülkemizde önyargı o kadar büyük sorun ki... puff..
ne güzel ve ne çok şey anlatan bi hikaye...
eeeeeeeeeeeee neylersin.ben giderim geri gelmem benden sonra kalan kalır....
Ben istediğim zaman kuş olup uçabilseydim, iş istemek için gideceğim son yer sirk olurdu heralde :)
Kermit'li resimde de arka plandakini bir an kız kulesi sanıp "hadi canım" dedim. Meğersem özgürlük heykeliymiş. Tüh.
Ben kuş olabilseydim çeker giderdim bu memleketten:))
Önyargılı olmamak lazım dimi.Buna benzer internette dolaşan bir hikaye daha var.
KIRLANGIC HIKAYESI !
Günlerden bir gün Kırlangıcın biri bir adama aşık olmus. Ve adamın penceresinin önüne konup adama söyle demis;
Ben seni cok seviyorum lütfen pencereyi acıp beni iceri alda birlikte yaşayalım.
Adam:
Olmaz alamam... Sen bir kuşsun hiç bir kuş adama aşık olurmu?...
demis.
Kırlangıc tekrar;
lütfen pencereyi açıp beni içeri al birlikte yaşarız. Hem ben sana dost ve arkadaş olurum canında sıkılmaz birlikte yaşar gideriz demiş.
Adam yine;
Olmaz alamam...Git başımdan, diye cevap vermiş.
Üçüncü ve son defa kuş adamın penceresinin önüne konup adama tekrar şöyle demis;
lütfen beni içeri al.. Artık soğuklarda basladı, dışarıda kalamam. Biliyorsun ben sıcak havalarda yasayabilirim sadece beni iceri almassan baska sıcak ülkelere gitmek zorunda kalırım. Lütfen beni iceri alda burada kalayım. Birlikte yemek yer omuzuna konar seni neselendirir sana yarenlik ederim. Hemsende benim gibi yalnızsın, der...
Adam ona;
Git derhal başımdan!... Ben yalnız kalıriı demis ve kuşu kovmus...
Kırlangıcta bu cevap üzerine üzüntülü bir şekilde ucmuş ve uzaklara gitmis..
Adam kırlangıc uzaklara gittikten sonra düsünmüs ve kendi kendine
"Ben ne aptal , nekadar akılsız bir adamım, niye kırlangıcla birlikte kalmayi kabul etmedim? Ne güzel birlikte kalırdık demiş ve cok pişman olmuş, pisman olmus olamasına ama is isten gecmis. Kendi kendine nasil olsa sicaklar baslayinca kirlangicim gine gelir bende onu iceri alir birlikte mutlu bir hayat sürerim, demis. Ve penceresini sonuna kadar acip beklemeye baslamis. Yazın gelmesiyle Kırlangiclarda gelmeye baslamis. Ama onun kirlangici gelmemis.yazin sonuna kadar hic penceresini kapatmadan pencerenin basinda beklemis ama Bosuna....Kırlangıc yokmus.Gelen kırlangıclara sormus ama onun kırlangıcını gören olmamis. Sonunda bir bilge kisiye halini danismak ve ondan bilgi almak icin gitmis.
Bilge kisiye olayı anlattıktan sonra bilge kisi ona söyle demiş;
- K ı r l a n g ı c l a r ı n Ö m r ü 6 a y d ı r . . .
Hayatta bazı firsatlar vardır ömründe bir defa insanın eline geçer ve degerlendiremessen ucup gider şeker...
##İsterseniz yayınlamayabilirsiniz.
bu bana Hintlilerin maymun yakalama yöntemini hatırlattı;
Hintliler ağzı dar bir kavanozun içine Fındık, Ceviz, İncir, badem vb. koyup, bir ağaç dibine, sağlam bir misina ile bağlayarak bırakırlarmış. Adamlar ayrılınca Maymun hemen ağaçtan inip, elini kavanoza sokup, yemişleri avuçlarmış. Ama ondan sonra dolu avucunu bir türlü kavanozdan çıkartamazmış. Kendisini yakalamaya gelenleri gördüğü halde, yemişlerden vazgeçmeyi başaramadığı için yakalanmaktan kurtulamazmış
bazen önümüzdeki fırsatları göremiyor...bazende gördüğümüz halde egomuzun kurbanı oluyoruz belki de...
özbenliğimizi ve değerimizi keşfedip farkındalığımızı arttırdığımızda...hedefe varmak da daha kolaylaşabilecek sanırım
sevgiyle kalın
"Hey sen.. ,hey sen,hey oradaki, Aç kulaklarını ve beni dinle... Çünkü ben manyağın tekiyim ve ne söyleyeceğim hiç belli değil. Her an herşeyi söyleyebilirim. Burada ağlayabilirim,zırlayabilirim,gülebilirim, oynayabilirim. Belkide şu anda... Ya da seni üzmeye ne gerek var , boşver. Ben kendi kendime üzülürüm,sen mutlu ol yeter... Ayrıca bu hayat seni görmeden,seni sarmadan beter mi beter. Gel artık ey seher ,gel yeter. Bu hayat böyle gider mi gider...Ama nasıl gider,nereden geçer, ve ne türlü biter bilmem... Bilemem... Aceba yüreğin bu sözlerimi duyunca titriyor mu? Ya da acımasızca,belkide gururluca,belkide vicdansızca... Yani öğrenemeyeceğim,belkide hiç anlayamayacağım dillerden konuşuyorsun şu aralar şuursuzca. İşte bu yüzden aşk her dilde olmaz. Türkçede olur,ingilizcede olur,almancada,ruscada olur fakat acımasızca,şuursuzca,gururluca ya da vicdansızcada olmaz... Ama bilki benim duygularım, zamanın kemirmesiyle azalmaz."
Keşke kendimizi anladığımız kadar anlatabilseydik... ;)
Paylaşımlarının devamı dilekleriyle. ;)
süper bir hikaye :) hoş
'Keşke'leriniz, 'iyi ki'lerden çoksa...
Telafi için elinizi çabuk tutun. Tutun ki, yolunuzu gözlerken terk ettiğinizle bir gün yeniden karşılaştığınızda siz susarken, feri sönen gözleriniz 'keşke' diye nemlenmesin...
Can Dündar
Çok yapıyoruz..
hayatta bazı bam noktalarına çok dikkat etmke gerek...
Yorum Gönder