Carnegie, Missouri’ de tren yoluna on mil uzaktaki bir çiftlikte doğmuş
ve 12 yaşına kadar araba-tramvay görmemiştir. Fakat bu çocuk Hong Kong’dan Kuzey Kutbu’na kadar
dünyanın dört bucağını dolaşmayı, bütün kurumların yöneticilerine ders vermeyi başarmıştır.
Güney Dakota’ da sığır çobanlığı yapan bir çocukken, İngiltere’ de veliahtın himayesinde
konferans veren birisi olabilmiştir.
Carnegie yaptığını şöyle açıklıyordu :
"İnsanların korkularını yenmelerine çalışıyorum.
Başarısızlık, korkunun neticesidir. Korkularının yenenler, kendilerine güveniyorlar, atak oluyorlar.
Gün geçtikçe kurslarıma katılanların yalnız etkili konuşmak değil,
sosyal münasebetlerden başarı sağlamanın diğer yollarını da öğrenmek ihtiyacında olduklarını gördüm.
Teknik bir meslekte bile başarının % 15 bilgiye, % 85 insanları idare etme sanatındaki
maharete bağlı olduğu ortaya çıkmıştır.
Yaşayan meşhurlarla yüz yüze görüşmeler yaptım.
Marconi, Roosevelt, Young, C. Gable, Pickford, Johnson bunların arasındaydı.
Yanımda çalışan 314 kişi bana selam bile vermezdi.
Beni gördüklerinde yollarını değiştirirlerdi.
Şimdi 314 düşmanım yerine, 314 dostum var.
Çünkü artık onları başaramadıkları ile değil,
başarabildikleri ile değerlendiriyorum.
Azarlayarak değil, takdir ederek yaklaşıyorum. "




yorum yapıldı: 7
boşuna dememişler insan düşüncesinden ibarettir iyi kullanabilirse üstesinden gelemeyeceği şey yoktur diye..
314 düşman yerine 314 dost çok güzel yazı
insanlara değerli oldukları değersizmiş gibi davranarak hissettirilmez
boşuna dememişler insan düşüncesinden ibarettir iyi kullanabilirse üstesinden gelemeyeceği şey yoktur diye..
yönetici elindeki malzemeyle yapabildiğinin en iyisini yapabilendir neredeyse hiç hata yapmaz hata yapanı en fazla iki kez affeder ve bilgi esaslıdır imkan dahilinde en bilgilidir onun için yöneten odur.idarecilik gerçekten ayrı bir sanattır idareci kişide empati doğuştan varolan bir meziyettir bilgi ilk esas değildir elindeki malzemeden görünenin üzerinde verim alabilendir. insan unsurundaki başarıyı spekle eder hataları abartmaz hatanın tekrarıyla değil sebebiyle ilgilenir .
"...hatanın tekrarıyla değil sebebiyle ilgilenir!"
çok doğru hatanın sebebini bulmak çözüme götürebilir,enazından seçenek bulabilme konusunda alanı genişletir.ancak hatanın tekrarıyla uğraşmak uğraşan kişinin kişisel ego tatmininden öteye gitmez . oysa hukuktada bu böyle değil mi sebepler sonucu belirlemez mi.bakınız cem g.davasına evet ortada kabul edilemez bir vahşet gerçeği var ancak uzmanlar
hala tutuklunun neden bu cinayeti işlediğini ve o an ne düşündüğünü araştırıyorlar!
cause and effect meselesi yani:)
yaseminin dediği gibi insan düşüncesinden ibarettir o zaman hatanın sebebine yani hangi düşüncenin sonucu olduğuna bakmak çözüm bulma açısından daha doğru daha hızlı bir çözüm olabilir.
sevgilerimle...
geçen gün okuduğum kitabın dikkatimi çeken paragrafıydı.
İlginç bir gün sonra da şimdi tekrar karşımda.
O ilgimi çeken konuya da uzak olamyan bir kısım vardı.
Diyor ki, yüzlerce yaşı fazla olan insanlara sormuşlar. İnsan uzun bir ömür sonunda hayata dair pek çok şey arzular.
Sizin şu an bile içinizde en çok arzuladığınız,yaşamınız boyunca da sıkça gereksinim duyduğunuz nedir? demişler.
birçok yaşlı insanın en çok verdiği ortak cevap, YAPTIKLARIMI ,DÜŞÜNCELERİMİ BAŞKA İNSANLARIN TAKDİR ETMESİDİR.Cevabını vermişler.
Yorum Gönder