"Neden insan ağır yük taşımaya dayanıyor da , ağırlık veren bir kişinin
sözlerine tahammül edemiyor?"
diye sordukları zaman o zat şöyle demiş :
"Yük taşırken insanın bütün organları birbirine yardımcı olur .
diye sordukları zaman o zat şöyle demiş :
"Yük taşırken insanın bütün organları birbirine yardımcı olur .
Fakat ağırlık veren adamın sözleri ,
vücudun dayanma gücü olmaksızın yalnızca ruha yüklenir .
Sevgili Şila Oruncak ' ın




yorum yapıldı: 7
:(
Onun ıcındır kı
en buyuk en derın yaralardan bırısı
dil yarasıdır..
Günaydınlar Hülya Hanım!!
Toplum birbirine sımsıkı bağlı, ilişkili sanki bir doku.. Onu oluşturan bireyler yaşamını sürdürebilme adına ne kadar bireyselse, toplumun işlevselliği de bu ağların düzgün çalıştığı kadar toplumsal..
Bizler içine girdiğimiz çevreyle varız.. Bu çevreyle etkileşmemiz bizi şekillendirir.. Birey olmak gerekli ama çevreyle de uyumlu olmak çok daha gerekli.. Bir anlamda toplum olmak bize hem kendine iyi bakacaksın, hemde toplumda işlevsel bir yerin olacak der, baskılar bu konuda.(Hiç bir baltaya sap olamadım!! sözü bu anlamda kullanılır)Fizyolojik gereksinimleri karşılamak iç güdüsel, toplumsal gereksinimler ise öğrenilen davranışlardır.. Yani birlikte olmak bir ruhu gerektirir.. Oluşturulması ne kadar zor olsada oradan gelen uyarıları taşımamız, ters düşmemizde bir okadar zor gelir bize.. Yazınıza destek babında bir halk hareketine öncülük etmiş halk kahramanının dizeleri örnek verebilir..
" hikaye olunur ki;
...Pir Sultan dar ağacına doğru yürümeye başlar. Hızır Paşa emir verir, herkes Pir Sultan'ı taşlasın, taş atmayanın boynu uçurulmuş bilsin. Uğruna mücadele ettiği halk, Pir Sultan'ı taşlamaya başlar.Taşlar Pir Sultan'a kadar gelmekte ama değmeden düşmektedir. Pir'in müsahibi Ali Baba, taş atmasa da can korkusundan Pir'e gül atar. Gül, Pir'e değer ve yaralar. Al kanlar akar bedeninden. Can dostunun bu hareketinden incinen pir'in dudaklarından şu nefes dökülür:
Şu kanlı zalimin ettiği işler,
Garip bülbül gibi zareler beni,
Yağmur gibi yağar başıma taşlar,
İlle dostun gülü yareler beni
Bir derdim var idi şimdi elli oldu,
Dar günümde dost,düşmanım belli oldu,
Ecel fermanı boynuma takıldı,
İlle dostun bir fiskesi yareler beni
Pir Sultan Abdal'ım can göğe ağmaz,
Hakk'tan emrolmayınca rahmet yağmaz,
Şu elin attığı taş bana değmez,
İlle dostun attığı gül pareler beni"
Güzel bir haftasonu dileklerimle..
yok artık ruh, emin ol ki sevgili hülya için için gülüyor...çünkü o ruh çok okumayı seven aydın bir beyine sahip...
Bazen bir latife bir iltifat bile incitebilir karşımızdakini onun içindirki ağzından çıkan her kelimeyi iyi düşünmeli insan.
Söz ağızdan çıkana kadar bizim esirimiz, çıktıktan sonra biz onun esiriyiz. ...
katılmamak elde değil.Dilin açtığı yaralar bazen hiç tamir olmuyor.
Yorum Gönder