“Şimdi kızlar, ne zaman dışarı çıkarsanız hatırlayın:
Sokaklarda sigara içmek yok, herkesin içinde kötü davranış yok.
Ve erkekler size sarkıntılık ettiğinde kendinize sorun:
Bir saatlik zevk hayat boyu utanca değer mi?
Şimdi kızlar herhangi bir sorunuz var mı?”
Salonun arkalarından bir yerden bir ses geldi,
“Zevkin bir saat sürmesini nasıl sağlıyorsunuz?”
...
Etrafında seni çıldırtan insanlar vardır.
Aksi taktirde her şey mükemmel bir şekilde olması gerektiği gibidir.
Bu en mükemmel dünyadır, hiçbir şey eksik değildir.
Ancak birkaç kafadan çatlak, diğer bazı insanları
asla gerçekleştiremeyecekleri gölgelerin
peşinden koşturmadıkları sürece oturdukları yerde rahat duramazlar.
Ve onlar ne kadar bunu gerçekleştiremeyeceklerini hissederlerse,
o kadar çok anlamsızlık,
çaresizlik,
büyük bir boşluk hissederler ...
ve bir üzüntü yerleşir
ve zaman geçtikçe giderek kalınlaşır.
Asla seni mutsuz kılacak bir kriteri kabul etme.
Asla sana suçluluk hissettirecek bir ahlakı kabul etme.
Asla senin basit doğanın üzerine dayatılan herhangi bir şeyi kabul etme.
Sadece kendin ol ve sen mükemmelsindir ...

Osho' dan ...



yorum yapıldı: 9
Hülya Hanım Merhaba,konu dışı olucak biliyorum ama haber vermek istedim.PC NE-Aralık sayısında "Piri Reisin Haritası" bölümünde sitenize yer verilmiş.Bilmek istersiniz diye düşündüm.Başarılarınızın devamını dilerim...
Giriş kısmındaki fıkra beni güldürdü ve içeriğinde "sonradan utanacağın birşeyi yapma" mesajı var. Sonrasındaki öğretilerin içinde de aynı mesaj var. Şahsen ben buna katılıyorum ve kendi yaşantımı da (iş hayatı dahil) genel olarak bu ilkeler doğrultusunda yönlendirmişimdir. Kısacası aynaya baktığımda kendimden utanmamalıyım diye düşünmüşümdür hep... Anlamlı bir yazıydı, teşekkürler. Sevgilerimle.
senin yazıların bir acayip ...tam zamanında mı gelir dayanır burnumun dibine...
canım benim yine ne güzel oldu, cuk oturdu :)
Hoca, evinin oldugu sokağa girdiğinde, yanına komşusu yaklaşır ve önlerinde giden ve kucağında bir tepsi baklava olan adamı gösterir,
"hoca baklavalar gidiyor, baksana" der,hoca komşusunun yüzüne bakar ve
"banane" der.
Komşusu nefessiz hemen atılır,
"ama hoca baklavalar sizin eve gidiyor"
hoca;
"ee o zaman sana ne?"
İşte hoca fıkrasındaki adam misali Hülyacım hayatımızdaki bazı insanlar yazındaki gibi "diğer bazı insanları asla gerçekleştiremeyecekleri gölgelerin
peşinden koşturmadıkları sürece oturdukları yerde rahat duramazlar" ve ona buna sataşırlar,yargılarlar.Benimde yaşadığım neler vardı bir bilsen,bu güzel yazın bana neler hatırlattı bir bilsen.En mühimi iyikide hayatımdan çıkarmışım onları dediğim günleri hatırlattı bana.Bizi üzen insanları hayatımızda tutmaya devam edersek mükemmel dediğimiz o hayatı asla yaşayamayız.
Senin blogunu sadece takip etmiyorum aynı zamanda senide çok takdir ediyorum...
osho hayranı olman sana hayran olmamda başka bir etken olabilir:)osho'yu bilen onun düşüncelerini özümseyen insanlar benim favorimdir.farkındalığımın artmasına en büyük etkendir.senin gibi dostlarla birlikte OL'mak güç veriyor.
sağlıkla kal.
:)))))))))) Bayan prim'in yüz ifadesi nasıl oldu acaba:???
Aklı başında sağlıklı bir insanı hiçbir güç hiçbir engel yıldırmaz üzmez sıkıntıyı edişimizin yargılanıcanı düşünmek verir dolayısıyla insanı insandan başka hiçbirşey yıpratmaz.burda her iki roldede olabiliriz yıprananda farkında olmadan yıpratanda olabiliyoruz eleştirileri dikkatli ve objektif yapmalı.Rahat olup mümkün olduğunca kendi kurallarımıza mümkün olduğunca kendi tarzımıza göre hareket edebildiğimiz kendimiz olabildiğimiz sürece az yıpranırız.Mümkün olduğunca diyorum çünkü günümüz münasebetleri çoğulcu akıl gerektiriyor ve edişi değişken kılmadan olmuyor. Kişiyi kendinden iyi kimse bilmez yapıcaklarını yapabileceklerini kendisi en iyi bilir kimsenin geleceğimize yapacaklarımıza parlak ışıklar yakıp kötü niyetli olmasalar bile hayal kırıklığına uğratmasına izin vermemeli ölçülü ve imkan dahilinde planlar yapmalı.Sonrası çok acı oluyor kendimden biliyorum :) Sevgilerimle...
bayan prim heralde sinirden kafayı yemiştir:)))iyi pazarlar hülyacım
içimden geldiği gibi,
teşekkür ederim ilginiz, dostluğunuz ve benim için çok önemli olan bu paylaşımınız için...
eylül ve kasım aylarında da başka önemli 2 farklı dergide blogumla ilgili yazı vardı. onlarıda yayınlamadım/bahsetmedim, bunuda yayınlamama gerek yok diye düşündüğüm için ayrıca yazı olarak vermiyorum. sadece pcnet kıvanç'a mail gönderip teşekkür ettim.
yinede merak edenler için sizin konu ile ilgili yazınızı paylaşıyorum, oradan isteyen okuyabilir.
sevgilerimle. iyi haftalar.
Yorum Gönder