fırtına öncesi bir aslan



Lion before storm . . .




lion before storm!




Nick Brandt' ın Afrika' da çektiği muhteşem fotoğraflar ...


On this earth


A shadow falls






yazının tamamı

sen istedikten sonra karga da sana uğur getirir



Her duygunun altında mutlaka bir düşünce vardır. Eğer bir kişi kızgınlık duygusu hissediyorsa bunun nedeni kızgınlık duygusu uyandıran bir düşünce olacaktır. Düşüncesini değiştiren insan, duygularını da değiştirebilir. Düşüncelerini kontrol edebilen insan, duygularını da kontrol edebilir.

Kişinin kendisine, başkalarına ya da yasama karşı olumsuz duygularının altında olumsuz düşünceleri vardır. Olumsuz düşünceler ise kişinin geçmiş deneyimleri ya da olumsuz şartlanmaları ile oluşmuştur. Özellikle her gün en az 10 tane olumsuz düşünce ürettiğimizi düşünürsek 20 yasındaki bir insan 73.000 tane olumsuz düşünce üretmiş oluyor. Buna bir de dışarıdan gelen olumsuz iletileri eklersek şayi belki de 10 katına çıkıyor. Bu kadar olumsuz düşünce ile özellikle bilinçaltı negatif verilerle yüklenmiş bir insan modeli çıkacaktır karşımıza. Bu sadece olumsuz duygular yasayan bir insan değil ayni zamanda bilinçaltının gerçeklemesi mekanizması ile hayatini da kısıtlı, olumsuz ve mutsuz geçiren bir insan oluşturacaktır.

Şu halde eski olumsuz kalıpları kırmak ve yerine olumlu düşüncelere, imgelere sahip olmak bir insanin yaşamını tamamen değiştirecektir. Olumlu düşünceler, olumlu duyguları beraberinde getirecektir. Kendine ve yasama güvenen, olumlu düşünebilen, canlı pozitif duyguları olan bir insan ise özgür, mutlu ve basarîli olmayı başaracaktır.

Peki eski düşünce modellerini silmek ve yerine yeni olumlu düşünce modelleri koymak için ne yapmalıyız? Bunun bir çok farklı yolu olmasına rağmen herkesin yapabileceği, en kolay tekniklerden biri olumlama yapmaktır. Nasıl yıllarca negatif düşünceler ürettiysek,simdi de pozitif düşünceler üretmeye başlayacağız. Bu çalışma belki biraz zaman alacaktır ama düzenli olarak çalışırsanız sonuçta çok basarîli olacaksınız. Örneğin 30 yaşında bir insan her gün 1 kere suçluluk oluşturucu bir düşünce formu yaşasa bilinçaltı kayıtlarında 11 bin civarı suçluluk kaydı var demektir. O halde bu sayının daha üzerinde suçluluk düşüncesinin karşıtı kabullenme ve bağışlama düşüncesi oluşturduğum zaman artik eski kayıtlar hukukunu kaybedecek, silinecek ve bilinaltinin gerçekleri değişecektir. Demek ki buna göre her gün 100 kere yeni kayıtlar için olumlama yaparsam çalışma ortalama olarak 4 ayda, eğer her gün 400 kere olumlama yaparsam çalışma 1 ayda bitecektir. Elbette bu bir tek olumsuz düşünce formudur ama sadece bunun değişmesi bile yasamda çok şeyi değiştirecektir ve 1 ay sonra diğer çalışmaları da yapmaya başlayabilirsiniz.

Aşağıda size bu konuda bir rehber veriyorum. Temel bazı negatif düşünce kalıpları ile oluşmuş, duyguları belirledim ve bunlar için olumlama örnekleri hazırladım. Öncelikle en çok hangisine ihtiyacınız olduğuna karar verin ve onunla başlayın. Biri bitmeden diğerine geçmeyin. İstikrarlı çalışma ile mutlaka sonuç alacağınıza inanın. Her bir duygu için her gün en az 1 kere olumsuz bir düşünce ürettiğinizi varsayabilirsiniz. Ancak sizin yaşamınızda çok daha fazla da olabilir. Buna karar verecek olan sizsiniz. Örneğin bir insan suçluluk duygusu için günde bir olumsuz düşünce oluşturduğunu ya da 1 düşüncenin kendisine iletildiğini varsayarken diğeri 10 tane olabileceğini de varsayar. Bu durumda şayi 10 katına çıkar. Bu kararı siz vereceksiniz. Ama sonuçta tam sayıya ulaşamasanız da yaptığınız her olumlama, eski olumsuz düşünce formalarının bir kısmının silinmesini sağlayacaktır ki bu bile yaşamınızda değişimlerin başlamasını sağlayacaktır. Örneğin suçluluk duygusu azalan bir kişi hem is yaşamında hem aile yaşamında daha olumlu ve güvenli olacaktır. Yasam kalitesi artacaktır ve hedeflerine ulaşmasına engel olan bir bağdan kurtulacaktır.

Suçluluk Duygusu için olumlama: Geçmişimi sevgiyle arkamda bırakıyorum, kendimi affediyorum, huzur içindeyim.

Güvensizlik Duygusu: Kendimi seviyor ve onaylıyorum. Kendi değerimi görmeyi seçiyorum. Ben güçlüyüm.

Yaşam korkularının olması: Güvendeyim, her şey olması gerektiği gibi, huzur içindeyim

Bağımlıkların olması: Özgür olmayı seçiyorum, geçmişi arkamda bırakıyorum, kendimden zevk alıyorum.

Güçlü öfke duygusunun olması: Kendimi bağışlıyorum, kendimi seviyorum ve kendi iyiliğim için herkesi bağışlıyorum.

İletişim Sorunları: Rahatça konuşuyorum, kendimi anlatıyorum ve insanları anlıyorum.

Başarısızlıklar yaşama: Kendimi seviyorum ve onaylıyorum. Ben her zaman ve tamamen yeterliyim.

Kendini çirkin bulma: Ben güzelim, değerliyim ve mutlu olmayı seçiyorum.

Kendini pis hissetme: Bedenimi ve zihnimi seviyor ve onaylıyorum. Geçmişi arkada bırakıyorum, ben harikayım.

Konsantrasyon Sorunu: Düşüncelerimi istediğim yerde odaklıyorum ve merkezimdeyim. Her şey yolunda.

Stres: Tamamen gevşiyorum ve rahatlıyorum. Her şey olması gerektiği gibi oluyor. Ben yeterliyim.

Kararsızlık: Ben kararlıyım, kararlarıma sadığım ve kendimi destekliyorum.

Geçmiş saplantısı: Geçmişi bırakıyor ve yeni olanı sevgiyle kabul ediyorum. Her şey benim hayrıma çalışıyor.

Duygusal sorunlar: Kendimi seviyor ve onaylıyorum. Mutlu olmayı seçiyorum ve sevgiyi her yerde buluyorum.

Mükemmellik ihtiyacı: Yaşamımda her şey yeterli ve kendimi seviyorum. Her şey olması gerektiği gibi kolayca oluyor.

Başkalarınca yönetilme: Gücümü geri alıyorum ve kendi kendimi yönetiyorum. Ben özgürüm.

Gereksiz Endişeler: Yasama güveniyorum, yaşamımda her şey yeterli ve her şey yolunda

Elbette bunlardan başka da olumsuz duygu formları olabilir ama temel olarak bunları ele aldım. Sizin hangi konuda daha fazla çalışmaya ihtiyacınız varsa onu seçebilirsiniz.

BOLLUK VE BEREKET BİLİNCİ
Bolluk ve bereket bir zihin durumudur. Yaşamınıza daha çok bolluk enerjisi çekmek zihinsel durumunuzu bereket içinde yasayanların zihinsel durumlarına uygun hale getirmekle mümkündür. Bolluk bilincini kazandığınız anda yasamanızda sadece para’nın değil, arkadaşların, bilgilerin, paylaşımların ve sevginin de bol olduğuna şahit olacaksınız.
Bolluk ve Bereket hem maddi hem manevi zenginlik demektir. Yaşamınıza bu enerjiyi daha çok çekmeniz için iste size 10 tane ipucu;

1- Almayı Öğrenin
Bazı insanlar sadece vermek isterler almak onlar için kotu ve yanlış bir şeydir. Ben vermeyi çok severim ama almak beni rahatsız eder diyen insanlardansanız öncelikle sunu bilin ki bolluk enerjisi sizi ziyaret etmeyecektir. Kim istenmediği yere gider ki. Verdiğiniz gibi almayı da bilmeli ve aldıklarınızı hak ettiğinizi bilmelisiniz. Almak da vermek kadar doğaldır ve unutmayın almayı bilmeyenin, verecek bir şeyi kalmaz.

2- Para Kirli Değildir.
Bazı insanlar için para pis bir şeydir. Zenginlik günahkârlıktır. Her gördükleri zengin için kim bilir bu parayı kimin canini yakarak kazandı diye düşünürler. Oysa evrendeki her şey enerjidir ve para da bir enerjidir. Para nötr bir enerjidir onun iyi mi kotu mu algılanacağı size bağlıdır. Bir insan parasıyla iyi güzel şeylerde yapabilir. Ya da para temiz bir şekilde de kazanılabilir. Tüm zenginler kotudur düşüncesiniz aklınızdan çıkartın ve parayı pis bir şey gibi görmeyin. Kendinizle ilgili olumlu kanılarınız varsa para içinse olumsuz kanılara sahipseniz paranın size gelme olasılığı hemen hemen yok olur. Nasıl mı? Ben iyiyim, para kotu ikilemi su noktaya gider. Para bana gelmeyecektir. Bu düşünceyi değiştirin.

3- Sözlerinize dikkat edin.
Bolluk ve bereketi size çeken önce zihinsel durumunuz, sonra sözlerinizdir. Ben paraya hiç değer vermem, zaten hep kaybederim, para ile aram yoktur gibi sözleriniz parayı sizden uzaklaştıracaktır. Bilinçaltınızı bu sözlerle programlarsanız, bilinçaltı bu komutları gerçekleştirmek için sadik bir hizmetkâr gibi çalışacaktır ve kendi kendini gerçekleyen kehanetiniz ortaya çıkacaktır. Zenginlik, bolluk ve bereket ile ilgili olumlamalar yapmanızı öneririm. Örneğin; Her gecen an para bana artarak geliyor, Bolluk ve bereket içindeyim, yaşamımda her şey yeterli, yasamım bolluk ve bereket içinde, bana gelen parayı severek alıyorum ve o da daha çok geliyor gibi olumlamaları yapabilirsiniz.

4- Koşulsuz isteyin.
İnsanlar genelde bir istekleri olduğu zaman bunu bazı koşullara bağlarlar. Su arabayı satsam da ameliyat olsam, falanca gelse de su isimi halletse, şuraya gitsem de sunu elde etsem gibi. Oysa istekleriniz size birçok farklı yoldan gelebilir, siz bir yola dikkatinizi ve enerjinizi vererek diğer yolları tıkamış olursunuz. Örneğin ameliyat için arabayı satmak isteyen kişinin gerçekte istemesi gereken şey şifadır. Şifa bir insana birçok yoldan gelebilir, araba satılmasa da, ameliyat olacak para başka bir şekilde gelebilir. Hatta o ameliyatı olmadan bile şifa bulabilir. Oysa kişi dikkat ve enerjisini arabayı satarak şifaya verdiği için diğer yolları kapamış oldu. Koşulsuz istemek yasamda amaçlara kavuşmanın temel şartlarından biridir. Şartları, durumu, mantığı bir kenara bırakın sadece isteyin. Ne istiyorsanız onu isteyin. Para mı, aşk mı, iş mi her ne istiyorsanız onu.

5- Yaşamınızda boşluk oluşturun.
Evren boşluk sevmez ve mutlaka doldurur. Eğer eviniz tıka basa eşya dolu ise ve eşyaları yenilemek istiyorsanız paranızın olmasını beklemeyin. Eşyaları daha en basından atin (tabi yasamak için gerekenleri değil) Bir sure sonra yeni eşyalar bir şekilde gelecek. Yeni elbiseler istiyorsanız eskileri fakirlere verin. Eğer yaşamınızda yeterince bolluk ve bereket yoksa bunun için yer açıp açmadığınıza bakin. Yaşamınızda yeniliklere ve bolluğa yer acın ki gelsin. Bunun için önce evde kullanmadığınız eşyalarla, eskimiş elbiselerle, uzun suredir birikmiş ıvır zıvırla başlayın. Siz eskiyi bıraktıkça yeni gelecek. Unutmayın evren boşluk sevmez.

6- Borçları değil, Kazançları Düşünün.
Bir zamanlar bir öğrencim bir ayin kirasını ödeyince diğerini düşünüyorum demişti ve para sorunundan yakınmıştı. Bende borcunu değil, kazanacaklarını duşun demiştim. Dikkatinizi neye verirseniz onu büyütürsünüz. Borçlara verirseniz borçları, kazançlara verirseniz kazançları. Bu en basit formüllerden biridir. Dikkatinizi kazançlarınıza verin ki onlar buyusun. Bu öğrencim bu formülü basarî ile uyguladı. İsten ayrıldı, serbest çalışmaya başladı, simdi meslektaşlarına Gore 4–5 kat daha fazla para kazanıyor. Unutmayın ancak fakir insanlar parayı kafalarına takarlar.

7- İmgeleme yapın.
İmgeleme bolluk ve bereketi kendinize çekmeniz için en etkili yöntemlerden biridir. Bol bol imgeleme yapın. Dikkat edin hayal kurun demiyorum. Hayal kurmak daha basından isteklerinizin hayal olduğunu kabul etmektir! İmgeleme bundan başka bir şeydir. İsteklerinizi imgeleyin, imgenize duygu yükleyin ve evrene gönderin. İmgelemede istediğinizin olduğunu hissedin, aynı heyecanı duyun, mutluluğu yasayın ve bunun olacağına yürekten inanın.

8- Düzenli olun.
Zengin insanların ortak yanları, son derece düzenli olmalarıdır. Evleri, ofisleri, arabaları çok temiz ve düzenlidir. Gerçekten de benzer enerjilerin bir birini çektiği suptil dünyada bolluk enerjisini çekmek için temiz enerji alanına sahip ortamlarda yaşamalısınız. Düzensiz ve pis ortamlarda biriken negatif enerji ancak kitlik enerjisini kendisine çeker. Bolluk ve bereket için temiz ve düzenli ortamlarda yasamanız, is yapmanız gereklidir. Simdi çekmecelerinizi ve dolaplarınızı düzenleyin. Pis şeyleri temizleyin ve düzenleyin. Zengin olmak istiyorsanız zenginler gibi davranmayı öğrenmelisiniz.

9- Büyük Düşünün.
Evrende her şey enerjidir. Bir tabak yemek de, son model arabada. Eğer yemek bulmak kolay ama araba zor derseniz isleyişi algılamadınız demektir. İstediğiniz arabada olsa yemek de ikisini de elde etmeniz ayni mekanizma ile çalışır. Oysa yemeği her gün buluyorsunuz, çünkü bulacağınızı biliyorsunuz, buna inancınız tam. Oysa son model arabayı bulacağınıza inancınız yok. Eğer doğru şekilde istemeyi bilirseniz, yemek de araba da ayni şekilde size gelecektir. Ancak arabayı da bulacağınıza, yemeği bulacağınız kadar emin olmanız ya da arabayı da açken yemek ister gibi istemeniz gerekir. İkisine sahip olmanın en önemli farkı budur. Bu yüzden büyük düşünün ve hayallerinize sinir koymayın. Sonuç da ne isterseniz elde etmenizin koşulları ayni.

10- Vermeyi de unutmayın.
Küçük bahşişler, küçük hediyeler ve arkadaşlarınıza yemek ısmarlamalar. Bunların hepsi aldıklarınızı paylaşmanız için önemlidir. Unutmayın evrene ne gönderirseniz size 10 kati geri gelir. Evrene bolluk içinde olduğunuzun mesajını gönderin. Vermeyi bilin ki alasınız. Şükretmeyi ve diğer insanları da düşünmeyi unutmayın.

Dr. Joseph Murphyin





"Sen istedikten sonra karga da sana uğur getirir."
Epiktetos


yazının tamamı

güneş ☼



Hulya loves sun ☼



hulya loves sun




yazının tamamı

hikaye bu ya




Adamın biri, sirk müdürüne gelir ve der ki :
“ Beyefendi , ben çok iyi kuş taklidi yaparım ,
sirkinizde bana göre bir iş istiyorum. ”

Sirk müdürü :
“ Bizim kuş taklidi yapan adamımız var.
Zaten herkes kuş taklidi yapabilir.
Ne var bunda? ”

derse de , kuş taklidi yapan adam :
“ Ama benim gibisini bulamazsınız,
bana şans verin , ben sahici kuş gibi olurum. ”

diye ısrar eder , ama onu dinlemek bile istemeyen
sirk müdürünü ikna edemez .

Bunun üzerine kuş taklidi yapan adam ,
bir anda kollarını çırpar ve
kuş olup açık pencereden uçar gider . . .


Sirk müdürü arkasından “ aman, aman! ” diye feryat etse de,
sesini bir daha işittiremez . . .






yazının tamamı

herkes ölür ama herkes gerçekten yaşamaz






" doğu’da bir köy gördüm
dağların arasında,
öyle mahzun, çaresiz,
kalakalmış
çıplak kavakları bile
hüzünlü kalemler gibi
kara saplanmış
köyün ortasında bir okul
ve tezek sobasıyla ısınmaya çalışan çocuklar
bir bıcırık kız,
yanında bir karamuk oğlan
buz gibi elleri
ama gözleri ahu,
gözleri ceylan
adın ne dedim kıza
dedi: benim adım türkan
oğlan ekledi : benimki de saylan
dedim;
dayan yüreğim dayan
madem ki bu çocuklar türkan
madem ki bu çocuklar saylan
gelecek onlarındır,
gerisi yalan
değişir bu düzen
döner bu devran ... "



Z.Livaneli











yazının tamamı

uzun lafın en kısası



"Tanrı, insana iki taraf eklemiştir .

Birinin üzerine otururuz ,

biri ile düşünürüz .

İşte , insanoğlunun başarısı

bunlardan hangisini

daha fazla kullandığına bağlıdır .

G.R.Kirkpatrick



:)




dünyanın en güç işi ...





yazının tamamı

ad isa'nın gün musa'nın

osho'dan



Aşk bir ilişki değildir.
‘Aşk bir varoluş durumudur ve bir başkasıyla hiçbir ilgisi yoktur.
insan aşık olmaz, insan aşk olur.
Ve tabii insan aşk olduğu zaman âşık da olur.
Ama bu bir sonuçtur, bir yan üründür; kaynak değil.
Kaynak, insanın aşk olmasıdır.
Peki, kim aşk olabilir? Doğal olarak, eğer kim olduğunun farkında değilsen,
aşık olamazsın. Korku olursun. Korku, aşkın tam karşıtıdır.

Unutma, insanların düşündüğü gibi aşkın ve sevginin karşıtı nefret değildir.
Nefret, amuda kalkmış aşktır, aşkın karşıtı değil.
Aşkın gerçek karşıtı korkudur.
insan sevgiyle büyür, korkuyla küçülür.
insan, korku olunca kapanır, sevgide açılır.
insan, korkuda şüphe duyar, sevgide güvenir.

İnsan korkuda yalnız kalır, sevgide ise kaybolur;
o yüzden de yalnızlık gibi bir durum söz konusu olmaz.
Eğer insan yoksa, nasıl yalnız olabilir?
Çünkü sevgi varken bütün bu ağaçlar, kuşlar, bulutlar,
güneş ve yıldızlar senin içindedir.

Aşk, kendi içindeki gökyüzünün farkına vardığın zaman yaşanır.

Küçük bir çocukta korku yoktur; çocuklar korkusuz doğmuştur.
Eğer toplum onlara yardımcı olup, korkusuz kalmalarını sağlayabilirse;
ağaçlara, dağlara tırmanmalarına, okyanuslarda ve nehirlerde
yüzmelerine yardım edebilirlerse eğer toplum onların maceraperest olmaları
ve bilinmeyenin peşinde koşmaları için elinden gelen her türlü katkıyı yapabilirse;
eğer toplum küçük çocuklara ölmüş inançlar aşılamak yerine onlarda
büyük bir merak duygusu yaratabilirse o zaman çocuklar büyük âşıklara dönüşür,
hayat âşıklarına dönüşürler.

Ve gerçek din budur. Sevgiden daha yüksek bir din yoktur.

Meditasyon yap, dans et, şarkı söyle ve kendi gönlünün derinliklerine dal.

Kuşların ötüşünü daha dikkatli dinle.

Çiçeklere hayranlıkla, hayretle bak.

Bilgili olmaya çalışma, her şeyi etiketlemeye çalışma.
Bilgililiğin aslı, her şeyi etiketleyip, kategorize etme sanatıdır.
insanlarla tanış, insanlarla kaynaş, mümkün olduğunca fazla insanla birlikte ol
çünkü her bir insan Tanrının başka bir yüzünü ifade eder.

insanlardan öğren. Korkma, bu varoluş senin düşmanın değil.
Bu varoluş senin ana kaynağın. Bu varoluş seni her yoldan desteklemeye hazırdır.
Güvendiğin zaman içinde bir enerjinin yükseldiğini hissedeceksin.
Bu enerji sevgidir.
Bu enerji tüm varoluşu kutsamak ister çünkü o enerjinin içinde
insan kendini kutsanmış hisseder.
Ve eğer sen kendini kutsanmış hissediyorsan,
bütün varoluşu kutsamaktan başka ne yapabilirsin?

Sevgi, bütün varoluşu kutsamak için duyulan derin arzudur.

OSHO


"ad isa'nın, gün musa'nın!"






yazının tamamı

32 altın kural ile yöneticilik



Okuduğum son kitabın özeti.

Yazarın yaklaşımları bölgesel, kişisel
yada şirketsel farklılıklar gösterse de
konuya genel baktığımızda başarılı tespitlerin
olduğunu düşünüyorum.

İgilenenler için paylaşıyorum.

Sevgilerimle ...

İyi olduğunu bilen kişi daima iyi işler yapar...







YÖNETİMDE 32 ALTIN KURAL
Yazar : Richard R. CONORROE
Yayınevi : İlgi
Baskı : İstanbul / 1989 / 198 shf


Bölüm 1

Bu kitabın iki hedefi var ;

Önce herkesin, meslek hayatında sık sık yaptığı
hataları göstererek uyarılarda bulunmak ,

İkincisi, yönetimde 32 altın kuralı, özellikle iş hayatında
fazla tecrübesi olmayan genç kadın ve erkekler için yazdım.

Her işte, kilit noktası olan kişiler vardır.
Sizi engelleyebilecek, ya da başarıya itebilecek tanıdık kişiler...
Bunlar sizi bazen zirveye çıkarır, bazen mahveder.

İş hayatında iki tür tanıdık ayırt edilir:

Kendi düzeyindeki tanıdıklar:
Gücünüzü kaybetmeden bulduğunuz mevkide kalmanıza yardım ederler .

Yüksek düzeydeki tanıdıklar:
İlerlemenize yardımcı olurlar .

İş ilişkileri, evlilikten çok aşk maceralarına benzer.
Çiçek açar ve solar.
Bazen tekrar çiçek açtığı, yada tamamen öldüğü olur .


BÖLÜM 2

Şu andaki durumunuzun, yarın hatta bugün değişmeyeceğini sanmayın.

İş hayatı, elinizde tuttuğunuz bir prizmaya benzer;
görüntü sürekli olarak değişir.

İş hayatındaki çalkantılar sizi pasif olmaktan kurtarır,
fırsatlar yaratır. Bunlar bir bakıma, işinizin tuzu biberidir.

Seçiminizi yapın.
Kırk yılda bir değişiklik görülen mesleklerden birini seçebilirsiniz
yada her telefon konuşmasının, her gelen mektubun küçük bir serüven
anlamına geldiği bir iş bulabilirsiniz.

Ama işlerin hiç değişmediği bir meslek bulamazsınız.

“İşler hep aynı!..” deyişi, gerçekle çelişkiye düşmektedir.
İşler asla hep aynı değildir.



BÖLÜM 3

Mesleğiniz ne olursa olsun, kendinizi bir satıcı olarak görün .

İş hayatına girdiyseniz, artık siz bir satıcısınız.

Mühendis, müdür yardımcısı, fabrika yöneticisi, sekreter,
marangoz, kimyager, stilist, başkan yardımcısı olabilirsiniz.
Bütün bunların hiç önemi yok.
Siz, yinede bir satıcısınız.

Her Allah’ ın günü, bütün bir gün boyunca diğer insanlara,
kendi fikirlerinizi şirketinizin veya başkalarının fikirlerini
ve hepsinden önemlisi, onlara kendinizi satıyorsunuz.

Bir satıcı olarak hiç yeteneğiniz olmadığını söyleyebilirsiniz.
Bu hiç önemli değil. Zaten satıcılık yapanların çoğunda,
ya pek az satıcılık yeteneği vardır yada hiç yoktur,
yinede çoğu başarılıdır.

Burada sözüne ettiğimiz satış şekli,
yetenekten çok davranışlarla ilgili.

İlk izlenimlerin kalıcı olmasının bir nedeni vardır.
Birisi sizinle karşı karşıya geldiğinde hakkınızda hemen bilgi edinir.
Onda bıraktığınız izlenimleri bilinçli bir şekilde sınıflandıramaz,
ama yinede o izlenimi alır ve bir yere saklar.

Elinizi sıkarken, gücünüzü hisseder, sesinizin cesaret yansıtıp
yansıtmadığını duyar, yürümenize bakar.

Kendinizi paketleyiş biçiminizle ona pek çok bilgi verirsiniz.
Giyiminize ve bakımlı olup olmayışınıza göre, sizin düzenli
veya düzensiz, rahat yada sinirli, resmi veya samimi,
tutucu veya yeniliklere açık bir insan olduğunuza karar verir.

Kişinin masası, çalışma odası, yada bürosu, onun hakkında
neler ortaya koyar, bir bilseniz şaşırırsınız.
Kendisi içeride yokken bile birinin bürosuna girerek,
onun hakkında bir hayli bilgi edinebilirsiniz.


BÖLÜM 4

Yapıp söylediklerinizin gelecekte ki sonuçlarını daima düşünün.

İş hayatı, satın alanlar ve satanlardan oluşur.

Hiç unutmamanız gereken başka bir kural:
“Satanlar, alanlardan daima daha çok kazanır.!”


Önemli bir nokta:
“ İnsanlar kendilerine bir şeylerin satılmasından hoşlanır.”

İyi pazarlamacıyı kendilerine bir şey satmak için
dil dökerken görmek onları mutlu eder.
İnandıkları bir satıcıdan bir şey almaya da bayılırlar.

Alıcılar, kendilerinin kaptan olduklarını sanırlar.
Bırakın öyle sansınlar.
Her iyi satıcı, aslında kendisinin kaptan olduğunu bilir.

Bu nedenle satıcı olun, yada en azından kendinizi öyle görün.
İş hayatındaki önemli kişiler, kendilerine ilgi gösterilmesine alışıktır.
Bunu beklerler. Önemsiz olanlar, sıradan işleri yapan küçük memurlar
bu ilgiye alışık değildir ve bir insan olarak onları
fark etmenizi takdirle karşılarlar.
Sekreterler..laboratuar asistanları.. santral memureleri..
getir götür işini yapanlar.. dosya memurları..

İş hayatında küçük adam denen kişilerin hepsi..
Onlarla dost olun, ilgilenin!onları dinleyin ve isimlerini hatırlayın.

Sırf birgün size yardım ederler diye yapmayın bunu;
ama bir gün size yardım edebilirler diye yapın.

Sözgelimi, iş hayatının en kötü yönlerinden biri,
işten adam çıkartmaktır.







Ama bu işi doğru düzgün yapabiliyorsanız,
bu olumsuz tecrübenin üzücü yanları ortadan kaldırılabilir.
Birisini işten atmak için geçerli nedenleriniz varsa
ve bu nedenleri ona açık ve tartışılması güç bir dille anlatırsanız,
işten atılan kişi genellikle cesur bir tavırla kaderine razı olur.
Aslında pek çok kişinin, kin duymadan ve gönül rahatlığıyla
işten atılmayı kabullenmesi şaşırtıcıdır.
Yanlış işte çalışanların çoğu bunu bilir.

Gururunu incitmeden ve yeteneklerini hangi yöne sevk etmesi
gerektiğini tavsiye ederek onu işten çıkarırsanız,
düşman değil dost kazanırsınız.

Daha sonra iş hayatında tekrar karşınıza çıktıklarında,
mesleklerinde yaptığınız bu küçük ameliyat için size teşekkür bile ederler.


Elbette mesleğinizdeki her şey gibi, hedefleriniz de değişecektir.
Büyük bir ihtimalle hedeflerinizi sürekli gözden geçirip geliştiriyorsunuz.
Bu değişim sürekli ve hızlı olabilir,
ama tıpkı büyüyen çocuktaki gibi her gün görülen değişiklikler fark edilmez.

O yüzden uzun vadeli hedeflerinizi belirli sürelerde gözden geçirin.
Her yıl mutlaka, ama tercihen her altı ayda, ya da üç ayda bir...

Hedefleriniz az da olsa değişmiş ise, şimdiki faaliyetlerinizi
gözden geçirin! Şu an yapmakta olduğunuz şeyleri,
gelecekte olmasını istediklerinize uygun hale getirin.

İş hayatında iyimser olmak ne kadar kolaydır.
Ama bu iyimserlik insana uzun vadede ne kadar pahalıya mal olur.


BÖLÜM 5

İş hayatında mevki her şey değildir. (fakat kısmen)

Açık konuşalım. Mevki demek, güç demektir.

Çoğu zaman yeteneğin yerini de alır.

Bir mevki, diğerlerine oranla daha iyi, ya da daha kötü olabilir.
Siz yanlış mevkide iseniz, başka biri doğru mevkidedir.
Şansınıza küsün!
Sizden yararlanır ya da harcar .

Bir kaç şey bir araya gelerek mevkiinizi belirler .

Önce organizasyondaki seviyeniz.

Sonra, boyut. Hemen ardından, yaptığınız işler gelir.

Mevkiinizi saptayan etkenlerden biri de şöhretinizidir.
İş hayatında başarılı biri olarak tanınmak, sizi üst mevkilere getirir.

Mucize eseri, tamamen yetenekli yöneticilerin çalıştığı bir şirketi
gözünüzün önüne getirin.
Bu şirket içlerinde yeteneksiz bulunmadığı için,
akıl almaz boyutlara ulaşır ve büyür.
O zaman işe yeniden çok sayıda yönetici almak gerekir.
Doğal olarak bunların çoğu da yetersiz kişiler olur.
Böylece oran yeniden dengelenecek
ve vaizler yine endişelenmeye başlayacaktır.

Yetersiz kişilerin en korktukları şey, yetenekli astlardır.

Üstünüzden daha yetenekli iseniz, doğal olarak ona karşı kin duyar
ve bunu başkalarına da belli edersiniz.
Böylece kendi kendinizi yenilgiye uğratmış olursunuz.

Burada işin sırrı, öyle olmadığı halde patronunuzu çevreye iyi göstermektir.

Bu sizi kahretse bile...





Seçenek bir:
Öfkenizi dışarıya vurursunuz.
Ama bu hem sizi, hem de üstünüzü kötü durumda bırakır.
İkiniz de, kendinizi savunma gereği duyarsınız.
Daha yüksek mevkidekiler, sizinle çalışma konusunda kuşkuya düşerler.

Seçenek iki:
Yutkunur, duyduklarınızı ve düşündüklerinizi içinize atarsınız.
Kendinizi başkalarına ittirerek ve başkalarının sizi çekmesini sağlayarak,
terfi edebilirsiniz.
Bunu da, ancak sizin ilerlemenizi isteyenler varsa başarabilirsiniz.
Üstlerinizin, ilerlemenizi istemesi için, onları çevreye iyi olarak tanıtın.


BÖLÜM 6

Başkalarından daha iyi yaptığınız işleri keşfedin .

Pek çok kişi iş hayatında, yeteneklerini doğru düzgün kullanmaz.
En iyi yapabildikleri işlerde çalışmak yerine, başka yönlere giderler.
O yüzden de, başarı kırıntılarıyla yetinmek zorunda kalırlar.
Aynı şey şirketler için de geçerlidir.

Çok başarılı kişiler, genellikle başkalarından ne daha zeki
ne de daha yeteneklidir.
Hepsinin sırrı, sınırlı zekalarını ve yeteneklerini
en iyi şekilde kullanmayı bilmelidir.
Bunlar, başarılı olduklarından
zamanla tecrübelerini de artırırlar.

En iyi olduğunuz konulardan uzaklaştığınız anda,
sizin için çok önemli olan rekabet avantajınızı kaybedersiniz.
Zayıf yanlarınızı yenseniz bile,
bir amatör olmaktan öteye gidemezsiniz.

Daha başarılı, daha zengin, daha mutlu ve güven içinde olabileceğiniz
konularda uzmanlaşın !

İşin üzücü yanı, pek çok kişi (ve şirket), gerçek yeteneklerinin
ne olduğunun farkında bile değildir.

Diyelim ki çiftçilere rüzgar gülü satıp başarılı oldunuz.
O yüzden çok iyi bir pazarlamacı olduğunuza karar veriyorsunuz.
Sanayi fabrikalarına makine aksamı satmaya başlıyor ve
işin altından kalkamıyorsunuz.

Neden?

Bir düşünün!

Belki, siz özellikle çiftçilere satış yapma konusunda beceriklisiniz.
Öyle ise, başarıyı, traktör ya da diğer tarım makinelerinin pazarlamasında armalısınız. Dünyadaki en iyi sanayi makineleri pazarlamacısı
olduğunuzu da aklınızdan çıkarmanız gerek.

Önce, gerçek yeteneklerinizi ve sınırlarınızı bilin.

Bu da, deneyip, hata yaparak, kendinizi dürüstçe değerlendirerek olur.

İkincisi, tamamen neyi iyi yapıyorsanız,
ona dayanarak kişisel bir plan yapın.
Herkesten daha iyi yapabileceğiniz bir işe girin.
Mesleğinizi değiştirmeyin.
Bu yalnızca mevki ve zaman kaybına neden olur.


Üçüncüsü, öğrenmeyi, tecrübe edinmeyi sürdürün.


Dördüncüsü, iş hayatında başarılı olmak için vazgeçilmez becerilerden
birini kazanın .


Üstün insanları bulabilme yeteneği gibi.
Sorumluluklarınız arttıkça, zayıf olduğunuz alanlarda
başarılı olan kişilere yaslanmayı öğrenin .


Beşincisi, asla sınırlarınızı unutmayın.
Mükemmel olduğunuz alanlarda, gereğinden fazla başarılı olduğunuzu göreceksiniz.

Zayıf olduğunuz alanlarda ise, başarı aramanıza hiç gerek yok.
İnsanda, yeni alanlardan kendini deneyerek tecrübe kazanma eğilimi vardır.

Yıllar önce Perry Como için bir dizi televizyon programı düşünülüyordu.
Prodüktör, bir dizi dans, şaka ve konuk yıldızlar tasarlamıştı.
Perry Como ‘ ya böyle bir tasarının beğenilip beğenilmeyeceği soruldu.

Como her zamanki rahat tavrıyla cevap verdi :

“Beğenilmezse, ben de şarkı söylerim.
Nasıl olsa şarkılarımı beğeniyorlar.”

Anlaşılan Perry Como, iş hayatındaki başarı yollarını iyi biliyordu .


BÖLÜM 7

Kimsenin yüzüne söyleyemeyeceğiniz şeyleri arkasından söylemeyin.

Alay, kinaye ve iğnelemeler iş hayatının küçük tuzaklarıdır.
Durmayın, patronunuza rakibi hakkında üstü kapalı,
hoş olmayan bir yorumda bulunun!
Ne olacağını göreceksiniz.
Belki patronunuzun gözünde adamı küçültmeyi başaracaksınız.
Ama bakın kendinize ne yaptınız,
patronunuz, bilinçli ya da bilinç altında, aynı yöntemi kendisi
için de kullanılıp kullanılmadığını merak edecek ve
sizden kuşku duymaya başlayacaktır.






BÖLÜM 8

Her felakette zaferin tohumlarını ve her zaferde felaketin
felaketin tohumlarını arayın.

İş hayatında bazı insanlar çok şanslıdır.
İşten atıldıkları, önemli bir müşteriyi kaybettikleri,
uygulamaya konulan fikirleri başarısızlığa uğradığı,
ya da insanı kahreden bir yenilgi yaşadıkları anda,
bunun yararını görürüler.

Yenilgi, ortada bir hata olduğunu gösterir.
Olmasaydı, yenilmezdiniz.
Durumunuz en azından tedbirsiz davrandığınızı gösterir.

Tamam!

Ortada bir hata varsa, şimdi değişiklik yapmanın tam zamanı.

Büyük bir yenilgiden sağ çıkıp, geri dönüş yaptınızsa,
pek çok yönden daha güçlü olduğunuzu göreceksiniz.
Yenilginin yıkıntıları arasından, daha büyük bir zaferin malzemesini
bile çıkartabilirsiniz.

Tabi kazanmasını bilen bir kişi iseniz.

Felaketi başarıya döndürmek için yapılacak üç şey vardır:

Birincisi: Felakete karşı hazırlıklı olun.

İkincisi: Felaketin neden olduğunu araştırın.

Üçüncüsü: Karşı saldırıya geçin!


Bir daha felaketle karşı karşıya kaldığınızda,
kuyruğunuzu bacaklarınızın arasına sıkıştırma
duygusuyla mücadele edin.
Gurura, şerefe aldırmadan parçaları bir araya
koymanın yollarını arayın.
Belki bu yeni yol sizi daha ileriye götürecektir.



BÖLÜM 9

Yalan söylemeyin doğruyu söyleyemiyorsanız, susun.
Yalan söylemeye başladığınız anda yok olmaya mahkumsunuz.

Bir düşünün:
İş hayatında doğruyu söyleyen o kadar az kişi var ki!
Onlardan biri olmak, sizi özel biri haline getirir.
Her zaman doğruyu söylemek, cesaret isteyen bir iştir.
Doğrusu, böyle bir üne sahip olmak, zaman alır.
Çevrenizde doğru söyleyen biri olarak ün yapmanız için,
kendinizi sık sık “ateş altında “ kanıtlamak zorunda kalırsınız.
Ama ulaşacağınız sonuç çabalarınıza değecektir.

İşin kötüsü, hepsi olmasa da, yalancıların çoğu,
başkalarına olduğu kadar kendilerine de yalan söyler.
Çoğu, bu korkunç hastalığa yakalandığından habersiz yaşamını sürdürür.

İş hayatında, uydurukçuların olduğu gibi,
yalancıların da birkaç türü vardır.
Patolojik yalancılar, yalan söylemeyi huy haline getirmiş yalancılar,
sadece baskı altında yalan söyleyenler,
arada sırada küçük yalanlara başvuranlar,
komplocu yalancılar bunlar arasında sayılabilir.

Her grup yalanlarını geçerli göstermek, açıklamak,
hatta böbürlenmek için ayrı ayrı yöntemlere başvurur.

Yalancıyı tanımlamak kolaydır.
Gerçeğe saygısı olmayan ve sık sık doğrudan uzaklaşan kişidir .

Doğruyu işine geldiğinde, ya da kırk yılda bir aklına estiğinde söyler.


BÖLÜM 10

Kimseden sır tutmasını beklemeyin.
Sır diye bir şey yoktur.

Çalıştığınız işletmede hiçbir sırrın kutsal olmadığını kanıtlamaya çalışacağım.

İşte size bir deney.

Bulunduğunuz şirketin size çok uzak bölümlerinde çalışan birine,
kendinize ait masum bir sır söyleyin.
Hani şu önemsiz sırlardan birini.
Sonra söylediklerinizin ne kadar zamanda kulağınıza geleceğini
beklemeye başlayın.
Bu deneyle “anten “ gücünüzü ölçmüş olursunuz.
Çoğu sırlar, süpersonik hızla yol alır.
Sırrınız kulağınıza çabucak gelmiş ise, yanlış frekansı açmış olmalısınız.
Başkaları olup bitenleri biliyor da siz bilmiyorsanız,
başınız gerçekten dertte demektir.

Kimsenin sır tutmadığını aklınızdan çıkarmayın.
Bunu bildiğinize göre, bu bilgiyi yarınıza kullanabilirsiniz.

Bunun da dört yolu vardır;

Birincisi , önce sırrınız olmasın .

İkincisi , sırrınızı açtığınız kişilerin sayısı asla beşi geçmemeli.
Bu sayı beşin üstündeyse, hayatınızı herkesin önüne sermiş sayılırsınız.

Üçüncüsü “sırları” ustaca bir haberleşme yolu olarak kullanın.
Genç bir yönetici adayı olduğunuzu farz edelim.
Patronunuza, -ona söylemeden- kendinizi geliştirmek için
gece kurslarına başladığınızı anlatmak istiyorsunuz.
Bunun için patronun sekreteriyle arkadaş olan bir sekreterle konuşmanız yeter. Sekretere bu kurslara katıldığınızı ve tamamlayana kadar patrona söylemek istemediğinizi anlatın.
O gece patronunuzun ne kadar azimli ve çalışkan biri olduğunuzdan
haberdar olduğundan emin, rahat rahat kurs öğretmenini dinleyebilirsiniz.

Dördüncüsü “sırları bilgi toplamak için kullanın.
Bürodaki dedikoducuları dinleyin. Kısa zamanda iyi bir ajan olabilirsiniz.


BÖLÜM 11

İnsanlar üzerinde bahse girin,
ama kaybetmeye hazırlıklı olun.

İş hayatında üzerine bahse girdiğiniz kişilerin çoğu kaybettirecektir.
Aman bu, bahse girmekten vazgeçmeniz için yeterli bir neden değildir.
Bahse girmediğiniz takdirde zaten otomatikman kaybetmiş sayılırsınız.
Bahse girerseniz, üzerine oynadığınız kişilerin pek azı başaracaktır.
Fakat bu kazanan pek az kişinin size kazandırdığı,
kayıplarınızı telafi etmeye yetecektir.


BÖLÜM 12

Çözülmesi imkansız görünen sorunlar günlük işlerinizi alt üst etmez;
onlar günlük işlerin ta kendisidir.

“İş hayatında herkesin kafasında canlandırdığı mükemmel
bir çalışma modeli vardır.
Düzenli, tutarlı, yardımlaşmalı, sorunsuz... "

Hemen herkesin görevi de, işleri bu hayale uydurmaya çalışmaktır.
Şimdiye kadar bunu başaran biri çıkmamıştır ama,
sonunda sinirleri bozulup ülser olanlar oldukça çoktur.

Başarılı bir iş adamının en belirgin özelliği,
yenilgiyi bir filozof gibi kabullenmesidir.
O çözülmesi imkansız gibi görünen sorunlarla mücadeleye devam eder,
ama bu durum karşısında hastalanmaz.


BÖLÜM 13

Mümkün olduğu kadar az hata yapın.
Bir tek hatanın felaketiniz olabileceğini düşünün.


Hatalar, ders almanın en kötü ve en pahalı yoludur.
Hatalarınız gerçekten büyükse, çok zeki biri olabilirsiniz:
Ama bunu gösterme fırsatı bulamazsınız.

İş hayatında hata yapmak, arabayla yolda kaybolmaya benzer.
Yola çıkmadan, gözünüzü iyice açıp nereye gittiğinize baksaydınız,
kaybolmayacaktınız.
Şimdi geri dönüp doğru yolu bulmanız
on kat daha fazla zaman alacaktır.







BÖLÜM 14

Kişisel çıkarınızı asla unutmayın.

İş bir tek neden yüzünden vardır:
Kendisiyle uğraşan kişilerin bazen sağlıklı bazen sağlıksız hırs
ve çıkarlarını tatmin ettiği için.


Bölüm 15

Herkesin amacı farklıdır. İş hayatınızın kişisel amacını öğrenin.

İnsanlar çok garip nedenler yüzünden çalışır.
İş hayatında, paranın ötesinde onları yönlendiren şeyler de vardır.

Somut ödüller, ego tatmini, toplumsal temaslar,
yapabilirliğin ifadesi, ataklık ya da yarışma arzusu, kaçış,
rahatlık, görev ve kişilikteki garip eğilimler
insanları çalışmaya yönlendirir.


BÖLÜM 16

Hedeflerinizin ne olduğunu iyi bilin.

Hedef saptama, başarınızı etkileyebilecek en önemli yeteneklerden biridir.
Sizi amacınıza ulaştıracak olan hedefleri saptamadan,
iş hayatında bir yere varamazsınız. Stratejinizi bile tasarlayamazsınız.
Büyük bir ihtimalle saptayacağınız mantıklı hedeflere ulaşacaksınız.
O yüzden hedefleriniz bir anlam taşıyacak kadar yüksek olmalıdır.


BÖLÜM 17

Sürpriz çok güçlü bir taktiktir.
Onu dikkatli kullanın, felakete neden olabilir.

İş hayatında kimse sürprizlerden hoşlanmaz.
Bunun bir nedeni vardır. İş hayatında sürpriz genellikle dert demektir .

Zaman ve enerjinizi başkalarının size yaptıklarını
ödetmek için tüketiyorsanız
iş hayatında başarılı olamazsınız.


İntikam tatlı ama bu yetki size değil Tanrıya aittir.


BÖLÜM 19

Düşmanlar hayatın bir gerçeğidir.

İş dünyasında düşman, kin bağlamış bir arkadaş yada bir rakiptir.
Bu düşman, kendi başarısını ne kadar çok ister ise
sizin başarısızlığınızı da o kadar çok ister.

İş hayatında düşmanım yok diyorsanız, ya kendinizi aldatıyorsunuz,
ya da dahi bir politikacısınız .

Mecbur oluncaya kadar karar vermeyin.
İş hayatında insanlar kararlarını genellikle çok erken verirler
ya da sıralamaları yanlıştır.

Verdiğiniz her karar bir çeşit fedakarlıktır.
Size bir şeylere mal olmaktadır vereceğiniz bir karar s
eçeneklerinizden fedakarlık etme anlamına gelebilir.
Bir şeyi yapmaya karar vermek onun dışında hiçbir şeyi yapmamak demek olabilir.

Mecbur oluncaya kadar karar vermeyin .


BÖLÜM 21

Önsezilerinize kulak verin. Onlar da herkesin mantığı kadar doğrudur.

Karar verebilmek için sadece gerçekleri bilmek yetmez.
Bir kararın niteliği sizin gerçeklere eklediklerinize bağlıdır.


Kazandığınızda da, kaybettiğiniz de de, gülümseyerek,
çevrenize yenilmez olarak ün salın .



BÖLÜM 23

Verdiğiniz veya verdiğiniz sanılan bir sözü tutun.

İş hayatında her gün milyonlarca insan milyonlarca şey vaat eder.
Bütün bu vaatler iş hayatını bir araya getiren ipliklerdir.
Ne yazık ki bu ipliklerin çoğu birbirine karışmış düğümlenmiş,
takılmış, kısalmış ya da kopmuştur ve ne yazık ki,
iş vaadi yetersiz, güçsüz aptalca ve yarasızdır.


BÖLÜM 24

Asla başkalarının da sizin kurallarınıza
göre davrandığını düşünmeyin.

İş hayatını yürütenler kurallara göre hareket edenlerdir.
İş hayatında çok sayıda hırsız, yalancı, dolandırıcı, düzenbaz vardır.
Bu kişiler genellikle davranışlarını o anlık kişisel çıkarlarına göre değiştirirler. Yine de iş hayatında çoğunlukla kurallara göre oynamaya çalışılır.

Sorun:herkesin kuralının farklı olmasıdır.


BÖLÜM 25

İş denen oyunu varınızla yoğunuzla oynayın,
ama hayatınız ona bağlıymış gibi değil.

Kaybınızdan birinin kazanç sağlayacağı durumlara göz yumun .

Sağlıklı pek çok kişi iş kanserine yakalanır.
İş hayatının yoğun faaliyetleri yaşamlarının öteki yönlerini yıkar.
Bu hastalık öldürücü olabilir ve hiç kuşkusuz işletmeler açısından da
hiç iyi sonuç vermez.

İş hayatında atılacak en olumlu adımlardan biri her türlü ihtimale açık
durumlara girmemektir ya da daha işin başında iken
bütün açık kapıları kapamamak gerekir.

İki numaralı adamın gücünü asla küçümsemeyin.

İş hayatında insanları övmek bir teşvik kaynağıdır ama
bu tür tavsiyeler iyi bir otomobilin her türlü yol koşulunda
her zaman en yüksek hızla gidebileceğini ileri sürmeye benzer.
Yani ustaca kullanmayı bilmezseniz tehlikeli ya da zararlı olabilir.

Beraber çalıştığınız kişileri tartmak önemli bir kuraldır.
Bazı şirketlerin iyi elmanlar bulmak için paralarını ve zamanlarını
boşa harcadıkları da bilinen bir gerçektir.
Kişileri tartabilmek için buna hiç gerek yoktur.
Sadece onlara çözmekten hoşlandıkları sorunları halletmeleri için
bir fırsat verin, yeterlidir.





BÖLÜM 28

Teşekkürlerinizi belirtin, bol bol iltifat edin ama
sizi istismar etmelerine izin vermeyin.

İnsanı, çözmekten hoşlandığı sorunların boyutuna göre tartabilirsiniz.

Hangi görevde olursanız olsun, görevinizi kendi ediyormuş gibi yapın.

Hangi görevde olursanız olun görevinizi kendi seviyenizdeki
biriyle rekabet ediyormuş gibi yapın.
İş hayatının en olumlu ve insanı tatmin eden yönlerinden biri
yenilecek olsanız bile sizin kadar başarılı olan biriyle
rekabet ederek yeteneklerinizi geliştirebilmenizdir.


BÖLÜM 31

Başarı için çok şey gereklidir, ama bunların en önemlisi kendine güvendir.

Başarı için en önemli şey kendine güvenmedir.

Kanun iyi olduğunuza inanırsanız başarırsınız demez.

”İyi olduğunuza inanmazsanız başarılı olamazsınız “ der.

Başarılı olmak istiyorsanız işe kendinize güvenerek başlayın
ve cesaretinizi destekleyecek bir başarı çizelgesi oluşturana kadar
güveninizi arttırmayı sürdürün.

İyi olduğunu bilen kişi daima iyi işler yapar.


BÖLÜM 32

Pek çok kişi için iş hayatı bitmek bilmeyen can sıkıcı mücadeleden
başka bir şey değildir.
İş hayatında bir işin verebileceği zengin zevklerden yaralanmanın da
bir yolu vardır.

İşinize sadece iş olarak bakmaktan vazgeçin ve
onu bir spor olarak görmeye başlayın.

Bu size şunları kazandırır:
1-İşinizden büyük zevk alırsınız
2-Bağımsızlık kazanırsınız
3-İş hayatının rekabetinden büyük zevk alırsınız
4- Büyük bir şöhret kazanırsınız

Mesleğinize spor değil iş olarak bakarsanız şunları kaybedersiniz:

1- Sağlığınızı kaybedersiniz
2-Uykunuzu kaybedersiniz
3-Çalışma etkinliğinizi kaybedersiniz
4-Zirveye çıkma şansınızı kaybedersiniz.





Not:
Bu yazı, 198 sayfalık bir kitabın özetidir/alıntı.




yazının tamamı