hülya konar'ın kişisel değişim ve gelişim, kariyer, iş hayatı, insan ilişkileri konusunda bilgi, kişisel tecrübe ve gözlemlerini paylaştığı web günlüğü. hülyaca ❤: Ağustos 2009
5 ツ

kendinize engel olmayın



Tek kolu ve dolayısıyla tek eli olan ,
ayrıca iki bacağı olmayan
bu kız çocuğu mu

yoksa

iki kolu iki bacağı olan

ancak alışkanlıklarının kendisini yönetmesine izin vererek ,
rahatlık alanınan çıkmaktan korkan

yada

değişim yaşamaya üşenen

kısaca ,

" engeli kafasının içinde " olanlar mı

asıl engelli ?



Azmin zaferi !































yazının tamamı

dönüp önce kendine bakmalı insan







Sevgili beyaz adam,

Doğarım,siyahım
Büyürüm , siyahım
Güneşlenirim , siyahım
Üşürüm , siyahım
Korkarım, siyahım
Hastalanırım, siyahım
Ve ölürüm, hâlâ siyahım ...

Ve sen beyaz adam

Doğarsın, pembesin
Büyürsün, beyazsın
Güneşlenirsin, kızarırsın
Üşürsün, morarırsın
Korkarsın, sararırsın
Hastalanırsın, yeşilsin
Ve ölürsün, grisin

Ve hâlâ utanmadan

bana renkli dersin ...





yazının tamamı

son



tıklayınız



yazının tamamı

kuş ve kedi ve hayat



Serçecik, serçe tele konmuş
Yüreği pıtır pıtır
Yuvasını bozmuş bir kedibozuk
Güç kurtulmuş pençesinden

Oturup ağlasın mı?

Serçecik, serçe akıllı kuştur
Düşünmüş taşınmış ağlayacak yerde
Çıkmış koca çınarın en yüksek dalına

Yuvasını yeniden kurmuş.

Pek şaşmış kedi bu işe
Ulaşamayınca o yüksek yere

Öfkesinden kudurmuş da kudurmuş :)







Bilgin Adalı
Şİir sever misiniz ?




yazının tamamı

mutsuz musun?



Bu insana ait en karmaşık sorunlardan birisi. Çok derinlemesine incelenmeli ve teorik bir konu değil - seni doğrudan ilgilendiriyor. Herkes böyle davranıyor - hep yanlış yolu, hep üzgün, bunalımlı, mutsuz olmayı seçiyorlar. Bunun temelinde ciddi nedenler olmalı, nitekim var da.

Birincisi, insanların yetiştiriliş şekli çok belirleyici bir rol oynuyor. Eğer mutsuzsan bundan bir şey elde ediyorsun; hep kazanıyorsun. Eğer mutluysan hep kaybediyorsun.

Ta en baştan bir çocuk aradaki farkı sezinler. Ne zaman mutsuz olsa herkes ona sempati duyar; böylece sempati kazanır. Herkes ona karşı sevecen olmaya çalışır; böylece sevgi kazanır. Üstüne üstelik ne zaman mutsuz olsa herkes onunla daha çok ilgilenmeye çalışır; böylece ilgi kazanır. İlgi egonun besinidir, tıpkı alkol gibi bir uyarıcıdır. Size enerji verir; kendinizi önemli hissederseniz. İşte bu yüzden ilgi çekmeye bunca ihtiyaç, bunca istek duyuluyor.

Eğer herkes sana bakıyorsa önemli olursun. Eğer hiç kimse sana bakmıyorsa adeta orada değilmiş gibi hissedersin, sanki yoksun, hiç varolmadın. İnsanların sana bakması, seninle ilgilenmesi sana enerji verir.

Ego ilişkilerde varolur. İnsanların sana olan ilgisi arttıkça daha fazla ego elde edersin. Sana kimseler bakmazsa ego erir gider. Eğer herkes seni tamamen unuttuysa ego nasıl varolabilir? Sen varolduğunu nasıl hissedebilirsin? O yüzden birliklere, topluluklara, kulüplere ihtiyaç var. Tüm dünyada kulüpler mevcuttur - Rotary, Lion, Mason - milyonlarca kulüp ve topluluk. Tüm bu kulüp ve topluluklar başka yollardan ilgi çekmeyi başaramayan insanlara ilgi sağlamak için vardır, hepsi o.

Ta en başından bir çocuk politikayı öğrenir. Politika şudur: mutsuz görün, sonra sempati kazan, sonra herkes sana ilgi göstersin. Hasta görün - önemli olursun. Hasta bir çocuk diktatörleşir; tüm aile onu izlemek zorundadır - o ne derse kanun sayılır.

Mutluyken kimse onu dinlemez. Sağlıklı iken kimse ona aldırmaz. Mükemmel iken kimse ilgi göstermez. Ta en başından yaşamın mutsuz, hüzünlü, karamsar, karanlık yönünü seçeriz. İlk gerçek budur.

Buna bağlı diğer olay ise şudur: mutlu olduğunda, neşeli olduğunda, coşkulu olduğunda herkes seni kıskanır. Kıskançlık herkesin düşmanca tavır takınması, kimsenin dostça davranmaması anlamına gelir; o anda herkes birer düşmandır. Böylece herkesin sana muhalif olmasına engel olmak adına o kadar neşeli olmamayı öğrenmiş oldun - sevincini saklamayı, gülmemeyi.

Gülerken insanlara bak. Çok hesaplı gülerler. İçten kahkaha atmazlar, gülüşleri varlıklarının derinlerinden kopup gelmez. Önce sana bakarlar, sonra yargılarlar...ve ondan sonra gülerler. Ve belli bir oranda gülerler, senin tolerans göstereceğin kadar, tuhaf kaçmayacak kadar, kimsenin kıskanmayacağı kadar.

Gülümsemelerimiz bile politiktir. Kahkaha ortadan kalktı, neşe neredeyse bilinmiyor ve coşkulu olmak neredeyse imkansız, çünkü buna izin verilmiyor. Mutsuzsan kimse deli olduğunu düşünmez. Coşku içinde dans ediyorsan herkes delirmiş olduğunu düşünür. Dans reddediliyor, şarkı söylemek kabul edilmiyor. Neşeli bir insan - böyle birine rastlasak bir acayiplik olduğunu düşünürüz.

Bu ne biçim bir toplum? Eğer birisi mutsuzsa her şey yolundadır; uyum içindedir, çünkü aşağı yukarı tüm toplum mutsuzdur. O da bir üyemiz, bize ait. Birisi coşkulu davranınca onun delirdiğini düşünüyoruz. O bize ait değil - ve onu kıskanıyoruz. Kıskançlık yüzünden onu yargılıyoruz. Kıskançlık yüzünden onu eski haline döndürmek için her yolu deneriz. Bu eski haline normallik adını veririz. Psikoanalistler yardımcı olur, psikiyatristler de o insanın normal mutsuzluğuna kavuşmasına yardım eder.

Bilim coşkuya izin vermez. Coşku en büyük devrimdir. Tekrar ediyorum: coşku en büyük devrimdir. Eğer insanlar coşkulu olursa tüm toplum değişmek zorunda kalacak, çünkü bu toplum mutsuzluk üzerine kurulu.

insanlar mutluysa onları savaşa sürükleyemezsin - Vietnam'a veya Mısır'a veya israil'e. Hayır. Mutlu olan birisi sadece gülecek ve: Bu tamamen saçmalık!, diyecektir.

insanlar mutluysa onları paraya takıntılı hale getiremezsin. Tüm yaşamlarını para toplamak için harcamazlar. Bir insanın tüm hayatını mahvetmesi, yaşamından ölü paralar için vazgeçmesi, ölerek para toplaması onlara delilik gibi gelir. Ve o insan öldüğünde paralar burada kalır. Bu tamamen çılgınlık! Ama eğer coşku içinde değilsen bu çılgınlığı göremezsin.

Eğer insanlar coşkulu olursa toplumun bütün gidişatı değişmek zorunda kalır. Bu toplum mutsuzluk üzerine kurulu. Mutsuzluk bu toplum için büyük bir yatırım. Çocukları da bu şekilde yetiştiriyoruz... ta en başından mutsuzluğa doğru bir eğilim yaratıyoruz. İşte bu yüzden hep mutsuz olmayı seçiyorlar.

Sabahları herkesin bir seçeneği vardır. Sadece sabahlan da değil, her an mutsuz veya mutlu olmak için bir seçenek vardır. Sen hep mutsuz olmayı seçiyorsun, çünkü bu bir yatırım. Sen hep mutsuz olmayı seçiyorsun, çünkü bu bir huy, bir alışkanlık haline gelmiş; hep böyle yaptın. Bu konuda verimli hale geldin; bu bir yola dönüştü. Beynin bir seçim yapmak zorunda kaldığı an hemen mutsuzluğa doğru yöneliyor.

Mutsuzluk aşağı iner gibi gözükür, mutluluk ise yukarı çıkar gibi. Coşkuya ulaşmak çok zor gibi görünür - ama öyle değildir. Gerçek tam tersidir: coşku yokuş aşağı gider, mutsuzluk ise yokuş yukarı. Mutsuzluk ulaşılması çok zor bir durumdur, ama sen bunu başardın, imkansızı gerçekleştirdin - çünkü mutsuzluk aslında doğaya aykırıdır. Kimse mutsuz olmayı istemez, ancak HERKES mutsuzdur.

Toplum büyük iş başarmış durumda. Eğitim, kültür ve kültür kurumları, ebeveynler, öğretmenler - hepsi harika iş çıkardılar. Coşkulu ve yaratıcı insanları mutsuz yaratıklar haline getirdiler.

işte senin işin bu - çocukluğunu yeniden kazanmak, onu yeniden elde etmek. Tekrar çocuk olabilirsen o zaman mutsuzluk olmayacak. Bir çocuğun mutsuz anlar yaşamadığını söylemiyorum - yaşar. Ama yine de mutsuzluk yoktur. Bunu anlamaya çalış.

Bir çocuk mutsuz olabilir, sefil olabilir, bir an için çok yoğun keder hissedebilir, ama o mutsuzluk ile öylesine bütünleşir ki arada hiçbir ayrım yoktur. Çocuk mutsuzluğuna ayrı, farklı bir şey olarak bakmaz. Çocuk mutsuzluğun ta kendisidir - onu o derece yoğun yaşar. Ve mutsuzlukla bütünleştiğinde o mutsuzluk olmaktan çıkar. Eğer onunla bütünleşirsen bunun da kendine has bir güzelliği vardır.

Bir çocuğa bak - şımartılmamış bir çocuğa, demek istiyorum. Kızgınsa tüm enerjisi öfke olur; geriye hiçbir şey kalmaz, hiçbir şey dizginlenmez. Burada akıl yoktur. Çocuk öfke olmuştur - öfkeli değildir, öfkenin ta kendisidir. Ve sonra güzelliği görün, öfkenin çiçek açmasını. Çocuk hiç çirkinleşmez - öfke içinde bile güzel görünür. Sadece daha canlı, daha hayat dolu, daha gergin görünür - patlamaya hazır volkan gibi. Öylesine ufacık bir çocuk, öylesine büyük bir enerji, öylesine atomik bir varlık - tüm evren patlamak üzereymiş gibi.

Bu öfkeden sonra çocuk sessizleşecektir. Bu öfkeden sonra çocuk çok "huzurlu olacaktır. Biz bu kadar öfke içinde olmanın çok mutsuzluk getirdiğini sanabiliriz, ama çocuk mutsuz değildir - onun hoşuna gitmiştir.

Eğer herhangi bir şeyle bütünleşirsen saadete kavuşursun. Eğer kendini herhangi bir şeyden ayırırsan, mutluluk gibi görünse de mutsuz olursun.

işte anahtar budur. Bir ego olarak ayrı kalmak tüm mutsuzluğun kaynağıdır; birleşmek, bütünleşmek, hayatın sana sunduklarına kapılıp gidebilmek, bu akıntının içinde yoğun bir şekilde, kendini kaybedene, hiçleşene dek kaybolabilmek, işte o zaman her şey mutluluk dolar.

Seçenek önünde, ama sen artık o seçeneğin bile farkında değilsin. O kadar uzun zamandır, öylesine bir alışkanlıkla yanlış olanı seçiyorsun ki bunu artık otomatik olarak yapıyorsun. Geriye bir seçenek kalmıyor.

Uyanık ol. Mutsuz olmayı seçtiğin her an şunu hatırla: bu senin seçimin. Bu farkındalık bile yardımcı olacaktır; bu benim seçimim ve sorumluluğum ve bunu ben kendime yapıyorum, bu benim marifetim, dedirten bir bilinçlenmedir bu. Farkı hemen hissedeceksin. Akim kalitesi değişecektir. Mutluluğa uzanman kolaylaşacaktır.

Ve bunun senin seçimin olduğunu fark ettiğinde her şey bir oyuna dönüşür. O zaman mutsuz olmaya bayılıyorsan, mutsuz ol, ama unutma ki bu senin seçimin ve şikayet etme. Bunun senden başka sorumlusu yok. Bu senin dramın. Eğer bundan hoşlanıyorsan, eğer mutsuz olmayı, seviyorsan, eğer hayatını mutsuzluk içinde geçirmek istiyorsan, o zaman bu senin seçimin, senin oyunun. Onu sen oynuyorsun. iyi oyna!

Gidip de insanlara nasıl mutsuz olunmayacağın, sorma. Bu saçma olur. Gidip de hocalara gurulara nasıl mutlu olunacağını sorma. O sözde gurular var, çünkü sen aptalsın. Mutsuzluğu yaratıyorsun, sonra da gidip başkalarına onu nasıl yok edeceğini soruyorsun.

Ve mutsuzluk yaratmaya devam edeceksin, çünkü ne yaptığına uyanmış değilsin.
Bu andan itibaren dene,
mutlu ve coşkulu olmayı dene!

OSHO






yazının tamamı

3G teknolojisi ve görüntülü telefonlar



iş hayatımızı tehlikeye sokabilir :)






yazının tamamı

şimdi burada olmak vardı



Jon Rawlinson tarafından çekilen bu videoyu izlerken
lütfen sesi açıp, görüntüyü tam ekran yapıp
arkanıza yaslanın ❤






yazının tamamı

Obstrüktif Uyku Apne Sendromu örneği

yazının tamamı

birşey söyleyeyim mi sana ?



" hiç unutmaman için ,
dua ettiğim birşey söyleyeyim sana ;

bir insanın yaşayabileceği en büyük pişmanlık ,
ömrünün sonuna vardığında
rüyalarını yaşamamış olduğunu görmektir ...

ömrünün sonuna hatta ortasına gelip bir sabah uyandığında ,
cesaretli davranmadığını, yıldızlara uzanmadığını ,
potansiyelinin onda birini bile gerçekleştirmediğini fark etmek ,
insanın kalbini kırar...

bu konuda bana güven ,
örneklerini hergün görüyorum.
ömrümüzün sonunda yüreğimizi pişmanlıkla dolduran şey ,
aldığımız riskler değildir.

en büyük hüznü hissetmemize yol açan şey ,
almadığımız riskleri , kaçırdığımız fırsatları ,
yapmadıklarımızı düşünmektir...

hayatını çekingen biri olarak yaşama dostum...
çık arenaya, eleştirileri unut,
sana verilen günlerin armağanıyla
özgürce ve büyük oyna...

hayat kısa , yıllar tıpkı sıcak kumsalda parmaklarının
arasından akan kumlar gibi çabucak kayıp gidiyor...

sen parıldamak ,
yeteneklerini gün ışığına çıkarmak için yaratılmışsın ...

hayatta birtek başarısızlık vardır ,
o da denememektir...

en büyük başarısızlık ,
en yüce oyunu oynamak istememek ,
seni ürküten yerlere doğru yürümemektir... "

Robin Sharma


hülyanın yolu


yazının tamamı

çoban köpeği



Dağlardaki koyun sürülerinden birine aç bir kurt dadanmış.

Çoban ne yapsa ne etse bu kurtla başa çıkamayacağını anlayınca
sonunda çareyi bir çoban köpeği edinmekte bulmuş.

Çoban köpeği gerçekten de kurda karşı yaman direniyormuş.
Ama koyunların sayısı çok olduğundan kurt,
bir o yandan bir bu yandan sürüye yaklaşıyor ve
çoban köpeğinin bütün dikkatine rağmen sürüden koyun çalmayı beceriyormuş.

Köpeğin canına tak etmiş kurdun oyunları.
Uyuyamaz, dinlenemez olmuş.
Sahibine karşı yüzünü kara çıkarmak da istemiyormuş.

Sonunda köpek dayanamamış ve kurdu ininde bir gün ziyaret etmiş:
Kurt kardeş” demiş.
Tamam , seni anlıyorum, senin de karnın acıkıyor ve
sana yiyecek veren bir sahibin de olmadığından
bir yerden yiyecek bir şeyler bulmak zorundasın.
Ama sana bu yakışır mı?
Kocaman kurtsun, kendinden küçüklerle uğraşıyorsun.
Onları tuzağa düşürüyor, yakaladığını çalıp götürüyorsun.
Oysa senin gibi böyle güçlü kuvvetli bir hayvan hep kendi gibi
büyüklerle boy ölçüşmeli!
Aslanla, kaplanla savaşmalı!
Masum koyunları ve körpe kuzuları değil,
yaban öküzlerini, zebraları avlamalı

demiş.

Kurttan ”Benim sevgili arkadaşım” diye başlayan
bir karşılık gelmiş
ve devam etmiş kurt ;

“ biz senle uzaktan kuzen sayılırız.
Ama dünyalarımız farklı.

Sen kendinden güçlü birinin
hizmetine girmiş ve bütün dünyayı onun gözünden görür olmuşsun.
Ben ise bağımsız yaşarım.
Hayatımı sürdürmek için önüme çıkan bütün fırsatları değerlendiririm.
Avımı yakalarken de ayırım yapmam.
Hangisi kolaysa onu avlarım. Ancak böyle yaşayabilirim.
Benim dostum düşmanım bellidir.
Koyunlar, benim can düşmanları olduğumu iyi bilirler.

Ama senin sahibin ne yapıyor?

Onların dostu gibi görünüyor.

Onları koruyor, hatta sen gibi akılsız kuzenlerimi de
yanında çalıştırıyor .

Ama ne için , sana sorarım ?

O koyunları canı istediğinde kesip yiyebilmek için !
Ya da yemeleri için başkalarına satmak için !

Gördün mü ya!

Şimdi hangimiz daha dürüstüz ?

Ben aç kalınca, saklamadan gizlemeden gider bir tane yakalarım.

Senin sahibin ise binlerce koyunu kesip yer .

O nedenle asıl ben haklıyım .

Bilinen düşman , dost görünen

gizli düşmandan daha hayırlıdır !



Çoban köpeğinin aklı karışmış bu sözleri duyunca

öyle kalakalmış .


......





Photo by Mark.Weaver







yazının tamamı

Bozuk görünen Türkçe harfleri düzeltin



Özellikle e-postalarda yaşadığımız türkçe harf/karakter sorununa
çözüm için Sinan İlyas tarafından yapılmış bir site.

Okuyamadığınız yazıyı kopyalayıp bu sitedeki alana
yapıştırıyorsunuz o size çevirisini yapıyor.


Türkçe Karakter Düzeltici
http://www.turkcekarakter.com/



türkçe harf sorunu



Ne İşe Yarar?

ı, Ğ, Ç gibi bozuk görünen Türkçe harfleri düzeltebilir.
Mesela;

Eski Metin: Birisi karşıdaki zile basmış.
Yeni Metin: Birisi karşıdaki zile basmış.


Ý, ý, Þ, þ, Ð, ð gibi bozuk görünen Türkçe harfleri düzeltebilir.
Mesela;

Eski Metin: Ýkiz çocuklar karþýlýklý aðlaþýyorlardý.
Yeni Metin: İkiz çocuklar karşılıklı ağlaşıyorlardı.


ÅŸ, ı, ÄŸ, ü, ö, ç gibi bozuk görünen Türkçe harfleri düzeltebilir.
Mesela;

Eski Metin: Başımın ağrısı sürekli artıyor.
Yeni Metin: Başımın ağrısı sürekli artıyor.


Aldığınız e-postalardaki >>> gibi gereksiz fazlalıkları temizleyebilir.
Mesela;

Eski Metin: >>> >>>Bu maili çok kişiye yollayın>>> çok para kazanın (yersen).
Yeni Metin: Bu maili çok kişiye yollayın çok para kazanın (yersen).


Tüm metni büyük/küçük harfe çevirebilir.
Mesela;

Eski Metin: FaTuRa HaTıRlatmaSI
Yeni Metin: fatura hatırlatması / FATURA HATIRLATMASI / Fatura Hatırlatması.



yazının tamamı

siz bu hikayenin neresindesiniz?



Almanya’ da Naziler komünistleri içeri attı ,
sesimi çıkarmadım .

Çünkü komünist değildim .

Sonra Yahudiler’i içeri tıktılar .
Bu kez de sesimi çıkarmadım .

Çünkü Yahudi de değildim .

Derken sıra sendikacılara geldi .
Ben hala susuyordum .

Çünkü sendikacı da değildim .

Sonunda beni de götürdüler .

Ve kimse sesini çıkarmadı .

Zira sesini çıkaracak kimse kalmamıştı ...


Rahip Martin Niemuller (1892–1984)




!





yazının tamamı
9 ツ

iş işten geçmeden,vakit çok geç olmadan



İnsan her gün bir parça müzik dinlemeli ,

iyi bir şiir okumalı ,

güzel bir tablo görmeli


güzel bir tablo

ve

mümkünse birkaç mantıklı cümle söylemelidir .


Goethe







dream another day.









yazının tamamı