gökyüzü çok bulutlandığı zamanlarda bile aslında güneş bir yerlerdedir
Soğuk bir kış sabahı sahilde bulunan küçük bir koydan
bir balıkçı filosu denize açıldı.
Öğleden sonra büyük bir fırtına koptu ve gece olduğunda
balıkçı teknelerinden hiçbirisi limana dönememişti.
Bütün gece boyunca eşler, anneler, çocuklar ve sevgililer
ellerini oğuşturup,kaybolan sevdiklerini kurtarması için
Tanrıya yakararak rüzgara açık kıyıda bir aşağı bir yukarı dolandılar.
Bu berbat durumda, bir de kulübelerden birinde yangın çıktı.
Erkekler olmadığı için yangını söndürüp kulübeyi kurtarmak mümkün olmadı.
Ancak gün ışıdığında, herkesin sevinçle gördüğü gibi
balıkçı teknelerinin tümü de sağlam olarak limana döndü.
Fakat, orada ümitsiz bir kişi varda.
Bu kişi yangında evi kül olan adamın eşiydi.
Kocası karaya çıkarken çığlık çığlığa bağırıyordu,
“Aman Allah’ım, mahvolduk!
Evimiz, içindeki herşeyle birlikte yangında kül oldu!”
Adam ise, kadını şaşırtan şu sözleri haykırdı,
"O yangına şükürler olsun!
Yanan kulübemizin ışığı sayesinde bütün tekneler
yolunu buldu ve sağsalim limana döndük."

pişmiş tavuğun başınada bunlar mı geldi acaba (:
"Hülya nerelerdesin" sorularına cevap (:
Evimde kontrolümün dışında gelişen teknik sorunların oluşması ve
bunların şaşılası şekilde üstüste gelmesi yüzünden yaklaşık 15 gündür
normal yaşantımın sınırlarının dışına çıkmıştım.
İnanın tüm detayları ile yazsam roman olabilir (:
Geçen hafta sabah 7 gibi ben tam evden çıkarken elektrik kesildi.
Normalde elektrik kesintisinde bina içerisinde hemen jenaratörler devreye girer,asansör ve diğer ortak kullanım araçları çalışmaya devam eder.
Ancak o sabah jenaratör çalışmadı.
14.kattan merdivenleri kullanarak aşağıya indim.
14.kattan merdivenleri kullanarak aşağıya indim.
İnerken "şanslıyım, ya eve geldiğimde olsaydı 14 kat çık çık bitmezdi"
diyerek kendime kendime gülümsedim (:
Bina çıkışına geldim, kapı girişlerinde kart okuyucusu var girişte kartı okutuyorsunuz, çıkışta kapı üzerindeki düğmeye basıp çıkıyorsunuz. Ben düğmeye bastım ancak kapı açılmadı!
Birdaha, birdaha bastım yok açılmıyor. Çünkü o da elektirik sistemine bağlı-ymış! Hemen manuel sistem acil çıkış kapısına gittim, ittiriyorum kapıyı o da açılmıyor. O an birilerinin bana şaka yaptığını düşündüm çünkü o kadar anormal bir durum vardı.Ben kapıyı zorlarken nihayet bir beyefendi geldi ve o benim 3 katım(: bir güçle kapıyı ittirip açtı. Soğuktan sanırım kilit tutukluk yapmıştı. Neyse dedim her işte bir hayır vardır.
Binadan çıktım ama sıra siteden çıkmaya geldi(: çünkü güvenliğin olduğu noktada bir acaip hareketlilik vardı. Görevliler telefonla konuşuyorlar ve yerde bulunan bir kapaktan dumanlar çıkıyordu. Meğer yeraltındaki kabloların olduğu alanda yangın çıkmış, hemen müdahale etmişler ve o yüzden tüm elektrik sistemini kapatmışlar. Ben çıkarken itfaiye giriyordu siteye.
Akşam oldu eve geldim acele acele. Çünkü birde Digiturk teknik servis gelecekti.
Siteye girdim, heryer karanlık (:
Sabah yangın çıkan alanda kocaman iş makineleri çalışıyor buarada saat 18:30'du. Benim sabah çok önemsemediğim o yangın meğer çok önemli bir durummuş. 2 yıl önce döşenen bir kablodaki hasar zaman içinde büyümüş ve yangına sebep olmuş. Yaklaşık 1 saat kadar bekledikten sonra elektirikleri açtılar. Jenaratör çalışmadığı için asansör ve aydınlatma yoktu. 14 katı o durumda çıkamayacağım için mecbur beklemiştim. Neyse, eve gidebileceğim söylendi. Buarada Digiturk'den bir arkadaşda servis için geldi. Durumu izah ettiğim için en son servise beni bıraktı, zaten gelip durumu görmüştü. Ben kapıyı açarken o da olayın değerlendirmesini yapıyordu,
daha büyük birşey olabilirdi Allah korumuş herkesi vs diye. Bende "bu kadar aksiliğin üstüne istermisiniz şimdi birde benim ev yanmış olsun" dedim ve kapıyı açtım ve evde bir yanık kokusu... Dizlerimin bağı çözüldü. Dairede elektrikde yoktu çünkü elektirik kablolarım yanmış.
Şalterin olduğu o kutu ve kutunun olduğu duvar , dolap simsiyah olmuş. Prizlerde takılı olan kablolarım bile yanmış. Devreye hemen kaçak akım koruması girdiği için sigortayı attırıp sistemi kitleyip devre dışı bırakmış daireye gelen elektiriği ve böylece dairede olası büyük bir yangın önlenmiş. Ancak sistem devre dışı kalana kadar olanlarda eve zarar vermiş. Hemen site elektirikçisi geldi. Yazık o benden daha çok üzüldü. Yardımcı olmak için elinden geleni yaptı ama onu aşan bir durumdu ve akşam vakti karanlıkta yapılacak bir iş değildi.
Şalterin olduğu o kutu ve kutunun olduğu duvar , dolap simsiyah olmuş. Prizlerde takılı olan kablolarım bile yanmış. Devreye hemen kaçak akım koruması girdiği için sigortayı attırıp sistemi kitleyip devre dışı bırakmış daireye gelen elektiriği ve böylece dairede olası büyük bir yangın önlenmiş. Ancak sistem devre dışı kalana kadar olanlarda eve zarar vermiş. Hemen site elektirikçisi geldi. Yazık o benden daha çok üzüldü. Yardımcı olmak için elinden geleni yaptı ama onu aşan bir durumdu ve akşam vakti karanlıkta yapılacak bir iş değildi.
Sadece sorunun çok büyük olduğunu ve sabaha kadar beklememiz gerektiğini söyleyebildi. Yapacak birşeyim yoktu. Tamam dedim.
Kendi kendime romantik bir gece yaşadım, mum ışığında pizza yedim ve kitap okudum...
O gece hiç uyumadım :(

Sabah işe gittim. Planım normalden erken eve dönüp hava aydınlıkken elektirik sistemini yaptırmaktı. Dediğim gibide yaptım, elektirikçi geldi, birsürü işlem yaptı, battı çıktı her taraf ve sonunda dedi ki :
"Bu olay site yönetimini değil mütahhit firmayı ilgilendiriyor. Biz hiçbirşey yapamayız, arıza çok büyük duvar içinden geçen kablolar yanmış değişmesi gerekiyor."
Tamam arayalım gelsinler dedim. Aradık. Elbette tahmin ettiğiniz gibi "yarın" bakabiliriz dediler. Ve yine tahmin ettiğiniz gibi "ertesi gün" gelmediler. İlkçağ döneminde yaşar gibi duvarı yıkılmış kazılmış, elektiriği olmayan ve birtürlü kablo yanık kokusunun çıkmadığı o evde hayatıma devam ettim (:

Sonunda yetkililer geldi, uzun uğraşlar sonunda benim aklımın almadığı işi yapıp duvarın içindeki kabloları değiştirdiler. Gerçekten çok zor bir iş yaptılar ve bitti, günler sonra evimde ışık yandı... diye sevinirken yine sigorta attı. Arkalarından koştum (: ama gitmişlerdi. Yönetim devreye girdi tekrar, onlara ulaştılar durumu anlattılar ancak daha fazla yapabilecekleri birşey olmadığı cevabını aldılar. Ben şoka girmişim o anda! Kimse sorumluluk almak istemiyor,
elektrik meselesi olunca risk çok yüksek elbette. Neyse site yönetimi idareten bişiler yapıp evin bir lambasını çalıştırmama olanak sağladı, yarın ola hayrola dedik ve bir ertesi güne bıraktık (:
Günlerce süren bu elektrik sorunum aslında hala tamamen düzelmedi.
Daire içinde elektrik sistemi çalışır duruma geldi ancak kaçak akım önleyici o sistem çalışmıyor. Hani "aşağıdan sigorta attı" meselesi vardır ya işte şuan burada o sistem pasif durumda. Buda tehlikeli tabiki. Korkarak kullanıyorum. Daire dışında çalışmalar sürüyor hala...
Bugün yönetime uğramadan doğrudan evime çıkmanın keyfini yaşadım asansörde. Eve girdim ve hemen lambamı açtım çalışıyordu sorun yoktu gülümsedim. "Bak işte bitti" derken kendi kendime, pıt pıt pıt diye ses duydum. Bakındım n'oluyor diye ve gördüğüme inanamadım!
Evin ortasına tavandan su damlıyor. Tavanda yangın müdahale bişeysi(: var lamba gibi birşey neyse adı işte onun olduğu yerden resmen su akıyor!

Olur mu tabi, bugün yönetime gitmedim dedim güldüm ya meğer gitmem gerekliymiş(:
Tekrar yönetime gittim, hemen ilgililer yukarıya çıktılar. Su sızmasının sebebi kabul edilemez bir ihmal çıktı. Binada kombiler daire dışında yapılmış odalarda duruyor. 5 kombi bir odada. Benim dairemin yanında da kombi odası var. Dolayısıylada üst kattada aynı şekilde. Üst kombi odasındaki kombilerden birisinin sahibi makineye su eklemiş. Basıncın değeri 2 olması gerekirken bu şahıs 5 yapmış. Rakamları atıyorum, anladığım birşey değil çünkü. Yani kombinin kapasitesinden fazla su doldurmuş. O su kombiye gitmiş taşmamış ama fazla geldiği için basınç yapıp borudan dışarıya su sızdırmaya başlamış. O akan su da odadan aşağıya doğru ilerleyip benim tavanda sızıntı için bir yol bulup evin içine akmaya başlamış.
Hemen vana kapatıldı, o kombideki su boşaltıldı, üst kombi odası temizlendi, su kaçağı engellendi ama birkere betona su işlemiş. O işlemiş sızmış suyun benim evimin ortasına akmasını engellemek için yapacak hiçbirşeyin olmadığına yönetim beni ikna etti. Düşündüm gerçekten de yok. O su betonun içinde çünkü. Tek korkum sızan yerin tam lambanın yanında olmasıydı. Eğer tavandaki o akma alanı genişlemeye devam edip lambaya gelirse zaten misafir olarak gelen(: elektriğim yine gidebilir hatta daha büyük soruna sebep olabilirdi.
Korkunun ecele faydası yok dedim, boşuna kendimi yada bir başkasını germek de istemedim.
Çünkü ilgilenen insanlarında yapabileceği birşey yok.
Kavga etsem bağırsam çağırsam ne değişecek ki!
Üst dairedeki kombi sahibinin bilinçsizce yaptığı bir davranışın faturasını o an için benden başka ödeyecek kimse yoktu malesef.
Betonda biriken suyun akmasını engelleyemediğim için sızan yerin altına kova koyup, korkumdan ışıkları kapatıp sadece tv-yi açıp beklemeye başladım. Godfather 2' yi izlerken birara dalmışım. Günlerdir belkide 2 haftadır doğru düzgün uyku uyumuyorum. Heralde o pıt pıt pıt su sesi bana ninni gibi geldi (:
Uyandığımda su akması kesilmişti. Şuan akıntı sızıntı yok ama kovam yine evin ortasında duruyor. Tabi burada beni motive eden birşey var ki o da kovam ile halımın renklerinin muhteşem bir uyum sağlaması. Sanki tavandan su akmıyorda ben o kovayı oraya dekoratif amaçla koymuşum gibi duruyor (:

Üst dairedeki kombi sahibinin bilinçsizce yaptığı bir davranışın faturasını o an için benden başka ödeyecek kimse yoktu malesef.
Betonda biriken suyun akmasını engelleyemediğim için sızan yerin altına kova koyup, korkumdan ışıkları kapatıp sadece tv-yi açıp beklemeye başladım. Godfather 2' yi izlerken birara dalmışım. Günlerdir belkide 2 haftadır doğru düzgün uyku uyumuyorum. Heralde o pıt pıt pıt su sesi bana ninni gibi geldi (:
Uyandığımda su akması kesilmişti. Şuan akıntı sızıntı yok ama kovam yine evin ortasında duruyor. Tabi burada beni motive eden birşey var ki o da kovam ile halımın renklerinin muhteşem bir uyum sağlaması. Sanki tavandan su akmıyorda ben o kovayı oraya dekoratif amaçla koymuşum gibi duruyor (:

O alanın kurumasını beklememiz gerekiyormuş. Kuruyup pul pul dökülecekmiş ondan sonra tavanda hasarlı alana tadilat yapılabilirmiş. En az 1 hafta beklemek gerekliymiş. Tekrarlamayacağından emin olmalılarmış.
Tabi bu yaşadığım teknik sorunlar buzdağının görünen yüzüydü. İnsanların bazen geride kalan hayatlarını etkileyecek kararlar vermeleri yada ilgili konuda radikal değişiklikler yapmaları gereken anlar olabiliyor. Benimde işte öyle bir anımda yaşadığım sorunlardı bunlar.
Şuan karşımda duran yeşil kovama bakarak düşündüm de, belki ben dışarıdan bakınca facia gibi görünen bu teknik sorunları yaşamasaydım, hayatımdaki bu yeni dönemi çok fazla sorgulayıp iç hesaplaşmalara girebilirdim...
Benim dünya tatlısı canım hocam Gülay Kışlak ' ın dediği gibi yaptım,
"herşeyin bir sebebi vardır, sen yeterki olanların farkına var, çözüm için seçenekler yarat."
O yüzden bu olanlara isyan edip kavga gürültü yapıp öfke nöbetleri geçirmektense,
olanların altındaki iyi niyeti/faydayı bulup sakin olmayı seçtim.
Elbette kontrolü elden bırakmadan (:
İşte böyle arkadaşlar...
Bu sancılı süreç içerisinde telefon görüşmelerimde, e-posta trafiğimde, yapmam gereken işlerde, ayırmam gereken zamanlarda kontrol edemediğim aksamalar oldu.
Beni merak eden dostlara çok selam olsun, elektrik su doğalgaz gibi hem tehlikeli hemde kendinizin müdahale edip çözüme ulaştıramayacağınız sorunlar evinizden uzak olsun...
Herşeyin ve herkesin kendi yolunda(: gideceği güzel bir hafta diliyorum hepimize...
Sizi seviyorum ❤
Not :
Fotoğraflarda o karmaşada, yerde duran bir (jigsaw) puzzle var.
Las Vegas'da bir gecenin görüntüsü olan
o 3000 parça puzzle ı sevgili Seda'yla birlikte geçen sene yapmıştık.
İkimizde puzzle yapmayı çok seviyoruz ve o puzzle için
Benim dünya tatlısı canım hocam Gülay Kışlak ' ın dediği gibi yaptım,
"herşeyin bir sebebi vardır, sen yeterki olanların farkına var, çözüm için seçenekler yarat."
O yüzden bu olanlara isyan edip kavga gürültü yapıp öfke nöbetleri geçirmektense,
olanların altındaki iyi niyeti/faydayı bulup sakin olmayı seçtim.
Elbette kontrolü elden bırakmadan (:
İşte böyle arkadaşlar...
Bu sancılı süreç içerisinde telefon görüşmelerimde, e-posta trafiğimde, yapmam gereken işlerde, ayırmam gereken zamanlarda kontrol edemediğim aksamalar oldu.
Beni merak eden dostlara çok selam olsun, elektrik su doğalgaz gibi hem tehlikeli hemde kendinizin müdahale edip çözüme ulaştıramayacağınız sorunlar evinizden uzak olsun...
Herşeyin ve herkesin kendi yolunda(: gideceği güzel bir hafta diliyorum hepimize...
Sizi seviyorum ❤
Not :
Fotoğraflarda o karmaşada, yerde duran bir (jigsaw) puzzle var.
Las Vegas'da bir gecenin görüntüsü olan
o 3000 parça puzzle ı sevgili Seda'yla birlikte geçen sene yapmıştık.
İkimizde puzzle yapmayı çok seviyoruz ve o puzzle için
o kadar çok zaman ve emek harcamıştık ki...
Hatta ben gece kalkıp birkaç parçanın yerini bulup tekrar yatıyordum (:
Ertesi gün Seda gelip benim yaptıklarımı görünce sinir oluyordu çünkü giderken
Hatta ben gece kalkıp birkaç parçanın yerini bulup tekrar yatıyordum (:
Ertesi gün Seda gelip benim yaptıklarımı görünce sinir oluyordu çünkü giderken
o olmadan yapmamam için sıkı sıkı tembih ediyordu (:
Puzzle yapmak harika bir hobidir ve bazen çok işe yarar bir meşgaledir.
Öneririm.

insanların yüzölçümleri
İnsanlar da ülkelere benziyor
Sınırları var,
Yüzölçümleri,
Yasaları var.
Bayrakları, ilkeleri.
Kimi dağlık bir arazidir.
Kimi kıraç,
Kimi bereketli,
Kimi dardır.
Kimi engin gözalabildiğince,
Kiminin sınırlarından
sıkı pasaport denetimiyle girilebilir.
Elini kolunu sallayarak girersin kiminden içeri.
Sonuçta ne küçümse insanları kızım
Ne de önemse gereğinden çok.
Ama anlamaya çalış;
Nedir ve
ne kadar genişleyebilir yüzölçümleri...
Ataol Behramoğlu

Hayatın kendi başına bir anlamı yok
hayatın kendi başına bir anlamı yok.
hayat bir anlam yaratma fırsatıdır.
anlamın keşfedilmesi değil, yaratılması gerekir.
anlamı, ancak onu yaratırsan bulursun.
orada bir çalının arasında durmuyor.
yani sağına soluna bakınca, biraz arayınca bulamazsın.
o bulunacak bir kaya gibi durmuyor.
o, yaratılacak bir şiir, söylenecek bir şarkı, edilecek bir danstır.
anlam bir danstır; taş değil.
anlam müziktir.
onu ancak yaratırsan bulursun.
osho



