zayıf olduğumuzu, toplumun kötü olduğunu,
suç içinde yüzdüğünü dayatır durur.
Hepsi büyük bir yalan.
Biz güçlüyüz, güzeliz, harikuladeyiz.
Gerçekte kim olduğumuzu ve nereye gittiğimizi
anlamamamız için hiçbir neden yok.
Sıradan bir birey güçlü olamaz diye birşey yok.
Bizler inanılmaz güçlü varlıklarız.
Düşünüyorum da, hayatımın 30 yılını geride bıraktım,
bu 30 yıl boyunca hep birşeyler olmaya çalıştım.
Birşeyleri iyi yapmak istedim,
teniste iyi olmak istedim ve okulda ve notlarımda.
Ve hayata hep şöyle bir perspektiften baktım:
Şu halimle yeterli değilim ama, eğer şu işte iyi olabilirsem...
Şimdi farkettim ki bu oyunu yanlış anlamışım.
Çünkü oyunun amacı zaten olduğum şeyi bulmakmış."
"Bizlere kültürümüzde, bireysel farklılıların karşısında durmayı
öğrettiler hep. Bir insana bakıyoruz ve ona hemen
bir yafta yapıştırıyoruz.
Neşeli, aptal, yaşlı, genç, zengin, fakir...
Ve bu ayrımı yaptıktan sonra,
onları kategorilere ayırıyoruz ve o şekilde davranıyoruz.
Ve sonra baktığımızda sadece, ayırdığımız şekilde duran
bizden ayrı birçok insan görüyoruz.
Gerçeği anlamanın en dramatik yönlerinden biri de
başka bir insanla birşeyler paylaşmak ve ansızın
ortak yönlerinizin olduğunu görmek,
sizden farklı olmadığını anlamaktır.
Anlamamız gereken gerçek;
senin içindeki cevher de, benim içimdeki cevher de aynı, tek.
Anlamamız gereken, bir başkası yok.
Aslında herkes tek.
Ben Richard Albert olarak doğmadım, ben sadece bir insan olarak doğdum.
Ve bütün bu, "ben kimim?" ,
"iyi miyim kötü müyüm?" "başarabilir miyim? başaramaz mıyım?"
safhasını sonradan öğrendim.
Hepsi bu yolculuk boyunca öğrenildi.
Sevginin gücü, güce olan sevgiyi yendiğinde,
dünya barışı tanıyacak. "

"Ne ırkçılık, ne cinsel ve dinsel istismar ne de
Anlamamız gereken gerçek;
senin içindeki cevher de, benim içimdeki cevher de aynı, tek.
Anlamamız gereken, bir başkası yok.
Aslında herkes tek.
Ben Richard Albert olarak doğmadım, ben sadece bir insan olarak doğdum.
Ve bütün bu, "ben kimim?" ,
"iyi miyim kötü müyüm?" "başarabilir miyim? başaramaz mıyım?"
safhasını sonradan öğrendim.
Hepsi bu yolculuk boyunca öğrenildi.
Sevginin gücü, güce olan sevgiyi yendiğinde,
dünya barışı tanıyacak. "

"Ne ırkçılık, ne cinsel ve dinsel istismar ne de
aşırı milliyetçi hareket eskisi gibi işlememye başladı.
Dünyayı tek bir organizma olarak gören yeni bir bilinç gelişti
ve bu bilinç farketti ki, savaş içindeki bir organizma kendini yok eder."
"Bill Hicks eskiden şovlarını şöyle bitirirdi:
Dünyayı tek bir organizma olarak gören yeni bir bilinç gelişti
ve bu bilinç farketti ki, savaş içindeki bir organizma kendini yok eder."
"Bill Hicks eskiden şovlarını şöyle bitirirdi:
Hayat; lunaparkta bir gezinti gibidir.
ve gezintiye başladığında onun gerçek olduğunu düşünürsün,
çünkü zihinlerimiz bu kadar güçlüdür.
Gezinti bir yukarı, bir aşağı devam eder, döner, döner...
Seni heyecanlandırır, ürpertir ve parlak renklerle doludur.
Ve bir süre çok gürültülü ve çok eğlenceli olur.
Bu gezintide uzun süre kalanlar sorular sormaya başlarlar:
Bu gerçek mi? Yoksa sadece bir gezinti mi?
Ve aradan cevabı hatırlayan insanlar geriye dönüp şöyle derler:
Hey, merak etme, korkma sakın.
Çünkü bu sadece bir gezinti. ve biz bu insanları öldürdük.
Susun! Susturun şunu.
Ben bu gezintiye çok yatırım yaptım!
Şu çatılmış kaşlarıma bakın.
Şu büyük banka hesabıma bakın.
Bu gerçek olmalı. (bunlar gerçek olmalı)
Bu sadece bir gezinti.
Ama bunu bize anlatmaya çalışan bütün iyi adamları öldürdük.
Hiç farkettiniz mi bunu?
Ve şeytanın fitne tohumları ekmesine izin verdik.
Ama önemli değil, çünkü bu sadece bir gezinti.
Ve bunu istediğiniz zaman değiştirebilirsiniz.
Bu sadece seçim meselesi.
Şimdi seçim yapın...
Korku ve sevgi arasında. "
Konuşmacılar :Tim Galloway, Richard Albert, Carl Sagan, David Icke
video :
Kaynak
http://www.zeitgeistmovie.com/
Şu çatılmış kaşlarıma bakın.
Şu büyük banka hesabıma bakın.
Bu gerçek olmalı. (bunlar gerçek olmalı)
Bu sadece bir gezinti.
Ama bunu bize anlatmaya çalışan bütün iyi adamları öldürdük.
Hiç farkettiniz mi bunu?
Ve şeytanın fitne tohumları ekmesine izin verdik.
Ama önemli değil, çünkü bu sadece bir gezinti.
Ve bunu istediğiniz zaman değiştirebilirsiniz.
Bu sadece seçim meselesi.
Şimdi seçim yapın...
Korku ve sevgi arasında. "
Zeitgeist
Konuşmacılar :
video :
korku ve sevgi arasındaki seçim.
Kaynak
http://www.zeitgeistmovie.com/
FACEBOOK üzerinden yapılan katkılar:

Şirvan Oruncak
süper ya bir insanın en anlamsı gereken temel nokta bence
Pzt, 05:31

Figen Coşkun
seçimim sevgiden yana. sevginin gücü, güce olan sevgiyi yendiğinde dünya barışı tanıyacak
Pzt, 07:28

Özer Özdemir
harikaydı.
Pzt, 08:35

Sinan Üstün
Harikaydı. İsteyen sevsin,istemeyen sevmesin. Ölümlü dünya.
Pzt, 11:39

Kenan Koç
hülya hanım her bir paylaşımız gibi yürekleri aydınlatmaya devam ediyorsunuz... Yüreğinize sağlık gerçekten... Ama yapacağım eleştirimden sonra beni yanlış anlamanızdan korkuyorum... Gerçi sayfamda beni duygulara sarılmış biri olarak tanıyorsunuz... Bir kez olsun prensiplerimi çiğniyor ve düşüncelerimi şahit olduklarımla anlatmak istiyorum izin verirseniz. Geçen ay arkadaşlarımla MOR ÇATI Vakfını ziyarete gittik... Karşılaştığımız ve ellerine çiçekler bıraktığımız misafir yüreklerin gönüllerinde tatlı bir tebessümlere şahit olduk... Aile içinde şiddet gören bunca bayanların ellerine şuan ki yazınızı versem acaba ne düşünürlerdi? sizin paylaşımınız gerçeklerin ta kendisi olsa da, bizim ülkemizde; kendine özgüveni olan, kendi ayakları üzerinde durabilen bayanlarımız az sayıda diyebilirim... Sayfamdaki kız kardeşlerime her defasında hatırlatıyorum; sakın eşinizin eline bakmayın ve eğitimizin seviyesinde bir işle meşgul olmalarını, bizin gibi baylara muhtaç kalmamaları konusun uyarıyorum... MOR ÇATI'NDAKİ ziyaret ettiğimiz bayanlar, kendileri istediği için bu zor anları yaşamıyorlar... Sizin bu paylaşımınız ne zaman yaşanır TÜRKİYE'mizde biliyormusunuz? Ailelerin çocukları üzerindeki eğitimi üst seviyelere taşıması gerekiyor... "Biz güçlüyüz, güzeliz, harikuladeyizé" diyemiyor çünkü eşi tarafından dış dünya ile bağlantıları kısıtlanmış... her şeyi erkek halleder olmuş hatta bir bankaya bile para yatırılmaya bile yollanmamış... Ama inanıyorum ki; bizler çevremizdeki paylaşımlarla bu duyguları yüreklere taşıyacağız... kendine özgüveni olan bir toplum yaratacağız... ve işte o zaman bu paylaşımları her bir yürek aynı dille okuyup, hayata yüzünü güneşe dönmüşcesine sıcaklığı hissedecek ve yaşayacak... O yüzden bence sizler çok ama çok şanslısınız diyebilirim...
Pzt, 11:50

Sinan Üstün
Kenan güzel yazmışsın eğitim şart.
Pzt, 12:00

Kenan Koç
yüreklerimiz ve dilimiz aynı güzellikleri yaşıyorsa sinan arkadaşım, seninde yüreğine sağlık ...
Pzt, 12:26

Sedef Ülken
-Hayat; lunaparkta bir gezinti gibidir.
ve gezintiye başladığında onun gerçek olduğunu düşünürsün,çünkü zihinlerimiz bu kadar güçlüdür.-
ve gezintiye başladığında onun gerçek olduğunu düşünürsün,çünkü zihinlerimiz bu kadar güçlüdür.-
Pzt, 14:53

Esen Öztürk
çok güzeldi. seçimim sevgi. o her şeyin üstesinden gelir,gelmek için güç verir. korku sevginin olmadığı yerde olur.
Pzt, 20:18

Hülya Zeynep Konar
"tensel zevkler değil benim sözünü ettiğim, bu konuda söylenecek çok şey olsa da; aşık olmaktan da söz etmiyorum, ki bu konuda söylenecek şey biraz daha azdır. dünya bu iki görüntüyle yetinebilir, oysa sevgiyi özel olarak incelemek gerek. çünkü o bir üretimdir ve seveni de sevilenide değiştirir, iyiye ya da kötüye doğru.
dıştan bir bakışla bile sevenler üreticiler gibi görünürler, hem de üst düzeydeki üreticiler gibi. bir tutku, bir engellenmezlik taşırlar üzerlerinde: zayıf değil ama, yumuşaktırlar; her zaman dostça davranışlar gösterme arayışı içindedirler. (sonuçta yalnızca sevgiliye karşı da değildir bu). bu gibileri sevgilerini inşa eder, tarihsel bir şeyler katarlar bu sevgiye , sanki bir gün tarihi yazılacakmış gibi.
onlar için kusursuzlukla tek bir kusur arasındaki fark korkunçtur. oysa dünya bu farkı rahatça göz ardı edebilir. sevgilerini olağandışı bir şey kılarlarsa, bunu yalnızca kendilerine borçlu olurlar; başaramazlarsa kendilerini sevdiklerinin kusurlarıyla pek de mazur gösteremezler, tıpkı halk önderlerinin kendilerini halkın kusurlarıyla mazur gösteremeyecekleri gibi... yüklendikleri sorumluluklar, kendilerine karşı olan sorumluluklardır. bu sorumlulukların kılına zarar gelmemesi için gösterdikleri o büyük çabayı, başka hiç kimse gösteremez.
öbür büyük üretimlerde görüldüğü, başkalarının hafiflikle ele aldığı birçok şeye sevenlerin önem vermesi, sevginin doğası gereğidir; en hafif dokunuşlara, en fark edilmez ara tonlarına...
bunların en iyileri, sevgilerini diğer üretimlerle tam bir uyum içine sokmayı başarırlar; o zaman dostlukları yaygınlaşır, yaratıcılıkları çok kişiye yararlı hale gelir ve üretici olan her şeye omuz verirler."
bertolt brecht
sevgilerimle arkadaşlar.
dıştan bir bakışla bile sevenler üreticiler gibi görünürler, hem de üst düzeydeki üreticiler gibi. bir tutku, bir engellenmezlik taşırlar üzerlerinde: zayıf değil ama, yumuşaktırlar; her zaman dostça davranışlar gösterme arayışı içindedirler. (sonuçta yalnızca sevgiliye karşı da değildir bu). bu gibileri sevgilerini inşa eder, tarihsel bir şeyler katarlar bu sevgiye , sanki bir gün tarihi yazılacakmış gibi.
onlar için kusursuzlukla tek bir kusur arasındaki fark korkunçtur. oysa dünya bu farkı rahatça göz ardı edebilir. sevgilerini olağandışı bir şey kılarlarsa, bunu yalnızca kendilerine borçlu olurlar; başaramazlarsa kendilerini sevdiklerinin kusurlarıyla pek de mazur gösteremezler, tıpkı halk önderlerinin kendilerini halkın kusurlarıyla mazur gösteremeyecekleri gibi... yüklendikleri sorumluluklar, kendilerine karşı olan sorumluluklardır. bu sorumlulukların kılına zarar gelmemesi için gösterdikleri o büyük çabayı, başka hiç kimse gösteremez.
öbür büyük üretimlerde görüldüğü, başkalarının hafiflikle ele aldığı birçok şeye sevenlerin önem vermesi, sevginin doğası gereğidir; en hafif dokunuşlara, en fark edilmez ara tonlarına...
bunların en iyileri, sevgilerini diğer üretimlerle tam bir uyum içine sokmayı başarırlar; o zaman dostlukları yaygınlaşır, yaratıcılıkları çok kişiye yararlı hale gelir ve üretici olan her şeye omuz verirler."
bertolt brecht
sevgilerimle arkadaşlar.
Pzt, 21:41 ·

Hülya Zeynep Konar
kenan bey, yorumunuz ile "mor çatı vakfı"nı anmamıza vesile olduğunuz için teşekkür ederim. orayı ziyaret etmeniz zaten sizin ne kadar duygulu ve duyarlı bir insan olduğunuzun göstergesidir.
"biz güçlüyüz, güzeliz, harikuladeyiz" derken kelimelere değil kelimelerin işaret ettiği "an"a ait olmak gerekiyor. sadece söylemek değil o an için öyle olmasa bile "öyleymiş gibi" hissetmek gerekiyor. evrenin gücüne inanmak gerekiyor. "ben güçlüyüm" demek için gerçekten güçlü olmayı bekleyen insan muhtemelen bunu söyleyemeden ölür (: ne kadar çok olumsuz şeylerden bahsedersek o kadar çok olumsuz şey yaşıyoruz kenan bey. 90/10 kuralının sırrını bilirmisiniz. olur ya belki henüz tanışmamaış olabilirsiniz bu sırla, yorumumun altına linkini eklerim uygun zamanınızda okuyabilirsiniz (isterseniz tabi). aslında bu detaylı bir konu ve yazarak konuyu "seans"a çevirmek istemiyorum(:
mor çatı vakfı'ndaki bayanlar bana "ya hülya atma neresi güzel neresi harikulade bu hayatın" vs deselerdi muhtemelen bende onlara, geçmişte yaşadıkları kötü olaylar hatta can yanmaları olmasına karşılık hala hayatta olduklarını hatırlatır, rengi mor olsa bile bir çatının altına girebilmenin ve özgür+güvende olmanın sağladığı huzurun verdiği keyfi sürmelerini söylerdim... önce bu artı durumun farkına varıp daha sonra türkiye ekonomisinin yada sosyolojik politik konuların kendileri üzerindeki etkilerini tartışmalarını önerirdim.
ben sadece bilgi,gözlem ve tecrübemi paylaşıyorum hem yazdıklarımda hem söylediklerimde. kimseyi "doğrusu budur" deyip ikna etmeye çalışmıyorum. bu mümkün değil zaten. o yüzden yazdıklarınızı eleştiri değil, bana katkı sağlayacak bir bilgi olarak okuyorum. bilgim akademik olsa da ilgili konulardaki tecrübe ve gözlemlerimi de bu şekilde kazandım diyebilirim...
sevgimle.
90/10 sırrı
http://hulyakonar.com/2008/11/9010-srrn-kefedin.html
"biz güçlüyüz, güzeliz, harikuladeyiz" derken kelimelere değil kelimelerin işaret ettiği "an"a ait olmak gerekiyor. sadece söylemek değil o an için öyle olmasa bile "öyleymiş gibi" hissetmek gerekiyor. evrenin gücüne inanmak gerekiyor. "ben güçlüyüm" demek için gerçekten güçlü olmayı bekleyen insan muhtemelen bunu söyleyemeden ölür (: ne kadar çok olumsuz şeylerden bahsedersek o kadar çok olumsuz şey yaşıyoruz kenan bey. 90/10 kuralının sırrını bilirmisiniz. olur ya belki henüz tanışmamaış olabilirsiniz bu sırla, yorumumun altına linkini eklerim uygun zamanınızda okuyabilirsiniz (isterseniz tabi). aslında bu detaylı bir konu ve yazarak konuyu "seans"a çevirmek istemiyorum(:
mor çatı vakfı'ndaki bayanlar bana "ya hülya atma neresi güzel neresi harikulade bu hayatın" vs deselerdi muhtemelen bende onlara, geçmişte yaşadıkları kötü olaylar hatta can yanmaları olmasına karşılık hala hayatta olduklarını hatırlatır, rengi mor olsa bile bir çatının altına girebilmenin ve özgür+güvende olmanın sağladığı huzurun verdiği keyfi sürmelerini söylerdim... önce bu artı durumun farkına varıp daha sonra türkiye ekonomisinin yada sosyolojik politik konuların kendileri üzerindeki etkilerini tartışmalarını önerirdim.
ben sadece bilgi,gözlem ve tecrübemi paylaşıyorum hem yazdıklarımda hem söylediklerimde. kimseyi "doğrusu budur" deyip ikna etmeye çalışmıyorum. bu mümkün değil zaten. o yüzden yazdıklarınızı eleştiri değil, bana katkı sağlayacak bir bilgi olarak okuyorum. bilgim akademik olsa da ilgili konulardaki tecrübe ve gözlemlerimi de bu şekilde kazandım diyebilirim...
sevgimle.
90/10 sırrı
http://hulyakonar.com/2008
Pzt, 22:19 ·

Yasemin Küçük
harika bir yazıydı Hülyacım.. şeytanın fitne tohumları ekmesine izin vermeyelim...
Dün, 00:22

Yasemin Küçük
sen düşünceden ibaretsin, Geriye kalan et ve kemiksin, Gül düşünür gülüstan olursun, Diken düşünür dikenlik olursun...
Dün, 00:23

Kenan Koç
Çok memnun oldum... anlayışınız, açıklayıcı bilginiz ve vermiş olduğunuz örnek için çok teşekkür ederim... 10/90 sırrı olsaydı...? yorum yapmayacağım bu konu da efendim... herşey için teşekkür ederim...
Dün, 09:43

Meryem Solakhan
düşünce göklerinin baş konağı sevgidir sevgi;
gençlik destanının baş yaprağı sevgidir sevgi;
ey sevginin sırlarından habersiz yaşayanlar,
bilin ki tüm varlığın baş kaynağı sevgidir sevgi.
gençlik destanının baş yaprağı sevgidir sevgi;
ey sevginin sırlarından habersiz yaşayanlar,
bilin ki tüm varlığın baş kaynağı sevgidir sevgi.
Dün, 13:49

Ece Özerk
SHAKSPEARE DİYOR Kİ: "İnsanların çoğu sevmekten korkuyor, kaybetmekten korktuğu için. Düşünmekten ...korkuyor, sorumluluk getireceği için. Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için. Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için. Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için. Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için."
10 saat önce



yorum yapıldı: 5
ah bitermi bu yazı payaşılmaz mı?....
Kıyas kültürüyle büyütüldük, Ve sanki ruhen öldürüldük...hep birileri bizden üstündü, iyiydi...biz se hep başarısız yetersiz...ama kimse suçlu değil...suçlu biziz ki....gerçeği öğrenmekte biraz geç kaldık.:))) olsun zararın neresinden dönersek kar.dır...
Asırlar önce bir toprak ağasının arazisinde çalışan iri yapılı,güçlü kuvvetli kölelerden biri çektiği eziyetlere dayanamaz;bir fırsatını bulup kaçar.Gece gündüz,dağ bayır demeden yol alıp şehre varır. O gün şehirde başpehlivanlık güreşleri vardır.Kaçak köle hemen görevlilerin yanına gidip güreşlere katılmak istediğini söyler.Padişahın adamları kölenin iri kalıbına bakarak "Bundan, büyük bir başpehlivan olur!" diye düşünürler ve onu güreşe sokarlar.Köle birbiri ardısıra bütün anlı şanlı pehlivanları yenerek birinci olur.Sevinçten havalara uçup taklalar atan yeni başpehlivanı padişahın huzuruna çıkarırlar.Sultan kendisini tebrik edip "Dile benden ne dilersen!" der." Padişahım ben bir köleyim;bana özgürlüğümü vermenizi rica ederim!" der.Padişah yüzünü ekşitir, "Bunu ben veremem pehlivan!Özgürlüğünü kazanman için herkesi yenmen yetmez kendinide yenmelisin der !" Köle "Sultanım kendi kendimi nasıl yenebilirim?" diye sorar.Bilge padişah cevap verir : "ZAFER ŞARABIYLA SARHOŞ OLMAMAYI ÖĞRENDİĞİN ZAMAN!" der.
Güzel yazmışın kendime geldim =) Valla ne yalan söyliyim kendimi bi pislikmiş gibi hissediyorum. Ölmeyi kaçış olarak düşünüyorum bile...Neyse arada seni okuyorum kendime geliyorum seviyorum gene herşeyi...
Adamın biri, üstü başı kan içinde, elindeki bıçakla korkunç bir vaziyette camiye girer. "Benimle dışarı gelecek bir müslüman daha yok mu?" diye bağırır cemaate. Hiç kimseden ses çıkmayınca adam bir daha sorar. Cemaat korku içinde çaresizce dönüp imama bakar.
İmam: "Ne bakıyorsunuz ya? Namaz kıldırdık diye hemen müslüman mı olduk?"
İşte böyle Hülyacım. Korku yüzüden insanlar dinlerini inkar etmişler.Korkmak baskın duygudur kolaydır.Sevgi çok güzeldir,emek ister,zordur. Fıkradaki eli bıçaklı adamdan nasılki herkes sebebini bilmeden korkmuş insanların çoğuda sebebini bilmeden sevmekten korkuyorlar.Sadece sonunu düşünüyorlar.Düşündükleri son da aslında kendi uydurdukları senaryolar.
Kendine ve güzel kalbine iyi bak.
http://www.terapievi.net/
http://terapievi.blogcu.com/
Seçimim sevgi.Senin blogunu seviyorum.İnsana nefes aldırıyorsun.
Yorum Gönder